Kürtlere karşı sürdürülen savaş nedeniyle binlerce çocuk, yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel haklarından mahrum bırakıldı. Çocuklara yönelik istismar olayları ve uyuşturucu kullanımı da psikolojik savaşın bir parçası olarak yaygın hale getirildi. Binlerce çocuk, aileleriyle birlikte çatışma ve yıkım nedeniyle göç etmek zorunda bırakılırken, çocuk üzerinde devlet şiddeti ise hiç eksilmedi. Polis ve asker kurşununun yanı sıra patlayıcı ve zırhlı araçlar da durmadan çocuklardan can aldı. Canını kurtaran çocuklar ise tutuklanmakla yüz yüze kaldı. 2002’den 2017’ye kadar binlerce çocuk cezaevine konuldu. Çocuklar tutulduğu cezaevlerinde şiddete ve istismara maruz bırakıldı. Adalet Bakanlığı, ihlalleri sıfıra çekmek yerine, çareyi yeni cezaevlerini açmakta aradı. 

Çocukların maruz kaldığı hak ihlallerini, hazırlanan rapor ve rakamlar ortaya koyuyor. Raporlarda, binlerce çocuğun savaş nedeniyle tüm yaşamsal haklarından mahrum bırakıldığı gözler önüne seriliyor.

 

Cezaevlerinde 68 ölüm

Adalet Bakanlığı Hatay, Amed, Tarsus, Kayseri ve Çorlu’da 5 yeni cezaevi açılacağını açıklayadursun, çocukların cezaevlerinde maruz bırakıldıkları şiddet, istismar ve yaşamına son verme arttı. Bakanlığın verilerine göre; 2009’dan 2017’ye kadar 18 ile 21 yaş arasında 68 çocuk ve genç yaşamını yitirdi. Ölümler, “Şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçti.   


Tutsak çocuklarda artış

AKP’nin iktidar olduğu 2002’den günümüze kadar cezaevindeki çocuk sayısı yüzde 26 arttı. 2002’de cezaevinde bulunan çocuk hükümlü sayısı 548 iken, bu sayı 2017’de yüzde 33 artarak 731 oldu. Çocuk tutsakların sayısı ise yüzde 23 artarken, 2002’de cezaevinde tutulan çocuk sayısı 2017’de 350 kişi artışla bin 847’ye yükseldi.

 İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre, çocuklarla ilgili son 3 yılda 18 işkence başvurusu yapıldı. Çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili 2015’te 4, 2016’da 4, 2017’de ise 10 başvuru yapıldığı kaydedildi.

 

Eğitimde cinsel istismar 

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından 2016-2017 Eğitim-Öğretim Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’na göre, kadın örgütlerinin çıkardığı istatistikler ve mahkemelere yansıyan olaylar neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın istismarı meşrulaştıran politikaları nedeniyle 2017’nin ilk beş ayında en az 182 çocuk cinsel istismara maruz bırakıldı. 

 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk maruz bırakıldığı istismar sonucu hamile kaldı. 15 yaşın altında istismara uğrayarak hamile kalan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti. Tüm bu verilere karşın çocuklara yönelik istismarı önleyecek tedbirleri almak yerine failler, yargının uyguladığı “iyi hal indirimi” ile korundu. Hükümetin son çıkardığı Müftülük Yasası’yla da çocuk yaşta evliliğin önü açıldı. 


 İş cinayetlerinin de kurbanı

Ucuz iş gücü olarak kullanılan çocuklar ağır iş koşulları altında sömürülüyor. 2012’de 601 bin olan 15-17 yaş arası çalışmak zorunda bırakılan veya çalışmaya zorlanan çocuk sayısı, 2016’da gelindiğinde 709 bin olurken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre; 2016 boyunca çalışmak zorunda bırakılan veya çalışmaya zorlanan en az 56 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2017’nin ilk 4 ayında ise her ay en az 2 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi.  


Patlayıcı ve zırhlı araçlar

Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Hakkâri’ye bağlı ilçelerde 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasakları sonrası özellikle hafriyat alanlarında bulunan cisimlerin ve mayınların patlaması sonucu son 20 ayda 18 çocuk yaşamını yitirdi, 33 çocuk ise yaralandı. Yine kolluk kuvvetlerinin 2008’den 2017’ye kadar zırhlı araçların çarpması sonucu onlarca çocuk yaşamını yitirdi. Yaşanan zırhlı araç çarpmalarında basına yansıyan haberlerde çocuklara yönelik en az 28 zırhlı araç olayı yaşandı. Zırhlı araçlar nedeniyle en az 16 çocuk yaşamını yitirdi, 12 çocuk ise ağır yaralandı. Bu olaylarda en çok ölüm yaşanan şehirler Amed, Şırnak (Cizre, Silopi) Hakkâri (Gever), Van, Batman, Erzurum, Antep, Siirt ve İstanbul olurken, yaşanan zırhlı araç çarpmalarında ise cezasızlık politikalarıyla olayın faillerine ya soruşturma açılmadı ya da takipsizlik verildi. 


Savaştan çocuklar etkileniyor

 Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın verilerine göre, 16 Ağustos 2015’ten 1 Kasım 2017’ye kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 47 ilçede resmi olarak tespit edilebilen en az 268 sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu süreç içerisinde en az 1 milyon 809 bin kişi yaşam, barınma, eğitim, sağlık, özgürlük, güvelik, özel hayat, toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü vb. gibi haklardan maruz bırakılırken, bu ihlallerden en çok etkilenenler ise çocuklar ve kadınlar oldu. 

 İnsan Hakları Derneği 2016 İnsan Hakları İhlalleri Raporu’na göre, sokağa çıkma yasaklarında 45 çocuk yaşamını yitirdi, 40 çocuk yaralandı. Sınır bölgelerinde 8 çocuk yaşamını yitirdi, 21 çocuk yaralandı. Faili meçhul cinayetlerde 5 çocuk yaralandı. İhmal sonucu 29 çocuk yaşamını yitirdi. Mayın patlaması sonucu 14 çocuk öldürüldü. 37 çocuk yaralandı. 21 çocuk şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Gözaltında 14 çocuk işkence gördü, kaçırılarak işkenceye maruz bırakılan çocuk sayısı ise 17 olarak açıklandı. 219 çocuk, toplumsal gösterilerde devlet güçleri tarafından yaralandı.

Yine aynı rapora göre 2016’da toplamda 284 çocuk hak ihlali yaşarken, eğitim alanında 507 çocuk şiddet ve istismara maruz bırakıldı. Eğitim alanında eğitim politikaları ile derinleşen çocuğa yönelik istismar ev içerisinde ve toplumsal alanda da çocukların yakınları tarafından da devam ettiği belirtildi. Çocuğa yönelik bu iki alanda ise en az 361 çocuk istismara ve şiddete maruz bırakılırken, 39 çocuk ise yaşamını yitirdi. 34 öğrenci ise öğretmenler tarafından şiddete maruz bırakıldı. 652 çocuk yemekten zehirlendi.

 

Çocuk derneği kapatıldı

Her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü ısrarla savunmak amacıyla 2005’te Ankara’da kurulan Gündem Çocuk Derneği ise Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 677 sayılı KHK ile kapatıldı. Derneğin içerisinde çocuk gelişim uzmanı, sosyal hizmet uzmanı, sosyolog, psikolog, hukukçu, eğitimci, mimar, akademisyen, gazeteci vb. meslek gruplarından uzmanlar yer alıyordu. Çocukların hakları için her türlü saha çalışması, sivil toplum örgütü, yerel yönetim, üniversiteler ve çocuğa yönelik çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşlarla paylaşım içerisinde olan dernek, çocukların haklarına dair önemli gelişmelere imza attı. Kapatılmayla birlikte çocuğa yönelik eğitimden hukuka, raporlardan istismara maruz bırakılan çocuklarla dayanışmaya ve çocuk gazetesi çalışmasına kadar birçok proje yarıda kaldı.  


ANKARA



Çocuk Hakları Günü


Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşme, BM Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989’da kabul edildi. 1989’dan bu yana Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanıyor. Sözleşmenin çocukların kişisel, sosyal, ekonomik ve kültürel haklarını bir arada içeren nadir uluslararası insan hakları anlaşması olma özelliğine sahip. Türkiye, sözleşmenin birkaç maddesine çekince koyarak 1995’te kabul etti. Bu çekinceler, sözleşmede yer alan çocukların eğitim, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma ve kendi dilini özgürce kullanma haklarını içeren 17, 29 ve 30'uncu maddeleridir. Çocuk haklarını ciddi şekilde sınırlayan bu çekincelerin sözleşmenin ruhuyla bağdaşmadığı biliniyor. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yaşayan çocuklar sözleşmede belirtilen temel haklarından yoksul bırakılıyor. 




İlk 5 ayda 182 istismar



"Çocuk susar, sen susma" başlıklı panelde konuşan Psikolog Seçil Sezen, Türkiye'de 2017’nin ilk 5 ayında 182 çocuğun cinsel istismara maruz kaldığını belirtti.  

Mersin Kadın Platformu, "Çocuk susar, sen susma" şiarıyla başlattığı "Kırmızı Balon" kampanyası kapsamında çocuk istismarına ilişkin panel düzenledi. Mersin Tabip Odası'nda düzenlenen panele konuşmacı olarak Mersin Çocuk Destek Merkezi'nden Sosyal Hizmet Uzmanı Bayram Dölen, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) üyesi Psikolog Seçil Sezen ve Saadet Özkan, Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği (UCİM) avukatı Burcu Düzen Gürler katıldı. 

 Türkiye’de çocuk istismarının yüzde 33 oranında olduğunu belirten Sezen, bunların yüzde 71'inin kız çocuklarına yüzde 29'unun ise erkek çocuklara yönelik olduğu ve dünyada her 5 çocuktan 2'sinin istismara maruz kaldığının da bilimsel verilerle tespit edildiğini ifade etti. 

 Türkiye'de 2017’nin ilk 5 ayında 182 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığını söyleyen Sezen, "Çocuklar, korkutularak ya da ikna edilerek cinsel istismara maruz bırakılıyor. Çocuklar korktuklarından ya da sevdikleri tarafından terk edilme korkuları yaşadıkları için birçok kez yaşadıklarını anlatmıyor" dedi. 




10 yılda yüzde 700 arttı


Amed Diyarbakır Barosu, son 10 yılda çocuklara yönelik cinsel istismar oranlarında yüzde 700 oranında artış yaşandığını, evlendirilen kız çocuğu sayısının 482 bin 908 olduğunu belirterek, 1 milyon 170 bin çocuğun çırak adı altında devlet eliyle sömürüldüğüne dikkat çekti. 

 Amed Barosu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Baronun Adli Yardım Binası'nda basın toplantısı düzenledi. Bölge barolarının Çocuk Hakları Komisyonu üyesi avukatlar ve yöneticilerinin de katıldığı toplantıda basın metninin Kürtçesini Amed Baro Başkanı Ahmet Özmen, Türkçesini ise Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Asiye Demir yaptı. 

Çocukların en temel hakkı olan yaşam hakkının hiçe sayıldığını ve çocukların sözleşmeye taraf olan devletlerin araçları altında can verdiğini ifade eden Demir, şöyle dedi: “Kolluk görevlilerince işlenen bu suçların aydınlatılması ve sorumluların yargılanması için yapılan tüm talep ve çağrılarımız ne yazık ki karşılık bulmamaktadır. Devlet yetkilileri, sorunları tüm yönleriyle ortaya koyma ve çözme çabası içerisinde olma anlayışından hala kaçınmaktadır. Bu anlayış ve cezasızlık politikaları maalesef her geçen gün yaşam hakları ihlal edilen çocuklara başka çocukların eklenmesine neden olmaktadır. Yaşam hakkı ihlallerine yönelik bu ağır tablonun yanı sıra çocuklara yönelik birçok alanda hak ihlalleri artarak devam etmiş ve etmeye de devam etmektedir.” 


15 bin 51 dava

Çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında son 10 yılda yüzde 700'lük oranda bir artış yaşandığına dikkat çeken Demir, “Sadece 2016 içerisinde çocuğun cinsel istismarı suçundan 15 bin 51 dava açılmıştır. Gerçekleşen cinsel istismar vakalarının yüzde 15 ile 20 sinin adli makamlara yansıdığı göz önüne alındığında tablonun ne denli vahim olduğu açık olarak görülmektedir. Bu vahamet arz edici tablonun yanı sıra bizleri asıl kaygılandıran kayıtlara geçmeyen istismar vakalarının birçoğunun çocukların devlet koruması veya devlet çatısı altında iken uğramış oldukları istismarın yine kamu otoritesi eliyle kapatılıyor olması gerçeğidir. 2016’da evlenen her yüz kişiden 18'i maalesef yine çocuktu. Son 10 yılda evlendirilen kız çocuğu sayısı ise 482 bin 908’a ulaştı. Yine 15-17 yaş arası 17 bin 789, 15 yaş altı ise 244 kız çocuğu doğum yaptı” dedi.

 

Devlet çocukları çalıştırıyor

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile çocuk işçisinin isminin çırak olarak değiştirilip çocuk emeğinin sömürülmesinin meşru bir zemine oturtulduğunu kaydeden Demir, 1 milyon 170 bin çocuk işçinin, çırak adı altında devlet eliyle çalıştırıldığını söyledi. 2016’da Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, çocuk işçi sayısının 708 bine ulaştığını anımsatan Demir, çocuk işçiliği, çocuk iş cinayetlerini de beraberinde getirdiğini vurguladı.

Cezaevleri ve eğitim kurumlarındaki verileri de paylaşan Demir, çocuk hakları konusunda yaşanan olumsuz tablonun değişmesi için çocukların, hakları, sorumlulukları, düşünceleri ve duyguları olan bir birey olarak kabul edilerek, her alanda öncelikle çocuğun üstün yararı temel hedef olarak alınması gerektiğini vurguladı. Devletin bütün kurumlarının hiçbir ayrım yapmaksızın çocuk hakları ihlallerine karşı gerekli duruşu ve sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini belirten Demir, “Biz Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak; Çocuk Hakları Günü'nü kutlayamadığımız bu günde, çocuk hak ihlallerinde sorumluluğunu ve denetim görevini yerine getirmeyen, gereken özen ve yükümlülüklerine aykırı davranan, ayrımcılık yapan her türlü düşüncenin, uygulamanın ve kararın karşısında olacağımızı belirtir. Bir kez bile olsa çocuk hak ihlallerinin cezasız kalmaması için tüm gücümüzle karşı duracağımızı kamuoyuyla saygılarımızla paylaşırız” dedi. 


AMED