
* Kobanê direnişinin bu saate kadar başarılı olduğunu; yapılması gerekeni yaptığını; sömürgeciliğin oyununu bozduğunu kaydeden Karayılan, “Artık her yerde direnilmelidir” diye konuştu.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, AKP’nin 2011’deki gibi bir savaş kararı verdiğine dikkat çekerek, “Kobanê direnişi sürecek. Sokak sokak da olsa bu çatışma yürütülecek” mesajını verdi.
Karayılan, ANF’nin sorularını yanıtladı.
DAİŞ’in Kobanê saldırısının gerçek amacını ve bu sürecin perde arkasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kobanê’de kuşatılan sadece bir kent değil, tüm Kürdistan halkı ve Kürdistan halkının özgürlüğü ile bölge halklarının demokratik geleceğidir. Daha önce Şengal, şimdi de Kobanê. Bunlar tesadüf değil; çok bilinçli ve planlı organize edilmiş bir konseptin parçalarıdır. DAİŞ, bu konseptin JİTEM’idir. Bu konsept Kürdistan halkı üzerindeki sömürgeci-hegemonik sistemin yenilenerek katmerleştirilmesidir. Dikkat edelim; bugün bu çete, Kerkük’ten Kobanê’ye kadar Kürtlerle savaşmaktadır. Bu bilinçli ve örgütlü bir konsepttir. Bu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin bastırma; tüm Kürt halkını sindirme ve Kürt siyasetini teslim alma konseptidir. Burada Kürdistan üzerindeki sömürgeci güçlerin, ‘derin sömürgecilik’ biçiminde tanımlayabileceğimiz, batıya dayanan sömürgeci çıkar ilişkileri temelinde geliştirilen bir plan olduğu açıkça görülmektedir. Dikkat edin; Şengal vuruldu, katliam yapıldı; bölge devletleri veya uluslararası güçler herhangi bir şey yaptı mı? Hayır. Şimdi 23 gündür Kobanê’ye çağın en modern silahlarıyla bombalar yağdırılmaktadır, her türlü vahşi saldırı geliştirilmektedir. Bölgedeki devletlerden herhangi bir ses çıkıyor mu? Hayır. Hepsi seyrediyor veya onlara katkı sunuyor.
Dışardan destek hala devam mı ediyor?
Elbette destek var. Bakın 23 gündür Kobanê’de kullanılan top ve mermi ancak onlarca kilometrelik konvoylarla taşınabilecek düzeyde bir yoğunluğu oluşturmaktadır. Peki bu kadar cephaneyi nereden alıyorlar! Eğer günlük gelmezse, sürekli takviye olmazsa nasıl oluyor da bu kadar cephaneyi günlük olarak kullanıyorlar. Açıkça bir destek vardır ve bu desteği verenler dünya kamuoyu karşısında da çıkıp yalan söylemektedirler.
Kerkük’ten Kobanê’ye kadar gelişen bu saldırılara karşı Kürt güçleri nasıl bir tutum almalı?
Tüm Kürdistan halkının ve dört parçadaki tüm değişik siyasal yapılanmaların, demokratik-ulusal birlik esprisiyle hareket etmesi ve değişik düzeylerde güçlerini dayanışma içinde tutması, ortaklıklar geliştirmesi, elbirliğiyle bu tehlike karşısında durması çok çok önemlidir. Kürt halkının sırtını dayayacağı ve güveneceği tek güç yine kendisidir; ulusal demokratik birliğidir. Bizim daha önce yaptığımız ulusal birlik ve ortak komutanlık önerisi geçerlidir.
Her geçen gün Türk devleti ile IŞİD arasındaki ilişkiyi ortaya koyan yeni iddialar ve ispatlar gündeme geliyor. Bu konuda neler söylenebilir?
Türk Özel Harp Dairesi’nin aktif bir biçimde bu konseptin içinde yer aldığı açıktır. Rojava’daki kantonların Kuzey’e veya başka bir yere örnek teşkil etmemesi için üç yıldan beridir Türk devletinin bu kantonları tasfiye etmek amacında olduğunu herkes biliyor. Kendileri de bunu açıklamışlardır. Sadece bu kantonların tasfiyesi değil, onların tasfiyesiyle birlikte gündemde olan ve adına ‘Çözüm Süreci’ denilen sürecin de tasfiyesi söz konusudur. Türk devleti Kuzey’de çözümde samimi olsaydı kantonlara karşı bu kadar rahatsızlık duymazdı ve bu katliam konseptini de DAİŞ eliyle gerçekleştirmezdi. Bir bütündür yani; birbirinden ayrılamaz.
AKP yöneticilerinin taktiği Kürt toplumunun gönlünü okşama, fakat yüreğini ve beynini parçalama taktiğidir. Lafla oyalayarak, beklentiye sokarak, gerçekte ise canına okuyan ve yok etmeyi hedefleyen bir politikanın uygulayıcısı durumundadırlar.
Geçtiğimiz günlerde PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in bir Türkiye ziyareti oldu. Bu ziyaret pratikte de bazı şeylerin olacağı yönünde umut yarattı. Neden birşey yapılmadı?
Bizim duyduğumuza göre bundan iki hafta önce de PYD lideri Salih Müslim’e verilen sözler vardı, ancak onlar yerine getirilmedi. En son kendisi Türkiye’ye davet edildi ve gitti; aldığımız bilgilere göre yine bazı sözler verilmiş ama üzerinden 5 gün geçmesine rağmen o yönlü bir pratik de yok.
Yapılmayacaksa neden söz veriliyor?
Bakın; söz verip yapmama ve beklentiye sokma, düşürme taktiğinin bir manevrasıdır. Eğer ‘böyle değil’ diyorlarsa, buyursunlar verdikleri sözleri yerine getirsinler. 15 gündür Serêkaniyê’den Kobanê’ye koridor açma sözünü verip yerine getirmeme tutumu, bir ambargo ve kuşatma tutumudur. Beklenti yaratıyor ama pratikleştirmiyor ve imha edilmesine zemin hazırlıyor.
Sadece seyirci kalmıyor, beklentiye sokarak başka tedbirlerin alınmasının önüne geçiyor ve Kobanê’nin düşürülmesine destek sunmuş oluyor. Bu açıdan durum çok ciddidir. Gerçekten hem siyasi ahlak hem de insani erdemlilik gereği yapılmaması gereken yapılıyor. Bu, kalleşliktir.
Peki bu koridorun açılması karşısında bir pazarlık söz konusu mu?
Bizim bildiğimiz kadarıyla herhangi bir pazarlık yapılmamıştır. Böyle bir şey söz konusu değildir; bu, Türk basınının uydurmasıdır.
Türk devletinden askeri destek mi istendi?
Hayır. Kimse Türkiye’den askeri ve ekonomik destek istememiştir. Türk devletinden istenen, tarafsız kalması, ambargoyu kaldırması ve iki kanton arasındaki yolu açmasıydı. Madem IŞİD’e yol açıyorsun, diğer tarafa da yol açmalısın. Yani tarafsız kalmalısın. Mevcut pozisyon tarafsız değildir. Sadece Suruç’ta uygulanan olağanüstü hale ve halka dönük vahşete bakarak bile bunu anlamak mümkündür. Kürt düşmanlığı, DAİŞ’e esir haline getirdi.
Türk devleti neden verdiği sözleri yerine getirmedi?
Erdoğan’ın son anda müdahale ederek Kobanê’nin düşmesini hedeflediği ve bu çerçevede Kürt halkına karşı tıpkı 2011’deki gibi yeniden bir savaş kararı vermiş olduğu durumu anlaşılmaktadır. Zaten Erdoğan’ın DAİŞ‘le bizi, yani PKK’yi bir göstermesi her şeyi ele veriyor. Bir yandan DAİŞ’i savunmak için bu benzetmeyi yapıyor, diğer yandan da ‘madem DAİŞ’i vuracaksınız PKK’yi de vurmalısınız’ diyor.
Peki çözüm nerede kaldı?
Eğer Kürtlerle barış ve çözümde samimi olsalardı Kobanê’yi bu biçimde kendi kirli amaçlarına kurban ederler miydi? Açık ki burada çok iğrenç bir acımasızlık ve alçaklık vardır. Bunun başka bir izahı yoktur.
DAİŞ’e karşı oluşturulan uluslararası koalisyona niye katılıyor?
Koalisyona katılma da bir oyundur. O, her fırsatta DAİŞ’i koruma çabası içerisindedir. Kürt halkının kendi yurdunu, haysiyetini, şerefini ve varlığını koruma direnişi kadar kutsal bir direniş olabilir mi? Bugün Kobanê halkının da yaptığı budur. Kalkıp ‘orada PKK var’ diye buna düşmanlık beslemek, oradakileri düşman gibi görmek ancak büyük bir vicdansızlık, yalancılık ve düşmanlıkla tanımlanabilir.
Bu politikayı değiştirmeleri mümkün mü?
Eğer böyle olmadığını iddia ediyorsa derhal politikasını değiştirmeli; bu düşmanca tutum ve uygulamalardan vazgeçmelidir. Bunun günü münü yoktur; gün bugündür. Türk devletinin önümüzdeki 1-2 gün içinde de bu yaklaşımını sürdürmesi halinde, sürecin tümden devre dışı kılınması anlamına da gelmektedir. Bunu biz değil, Türk devletinin kendisi yapıyor. Bu anlamda süreci bitiren biz değiliz; Türk devletidir. Artık söz bitmiştir. Dünyanın gözü önünde Kobanê’nin katline dahil olmayı ve bu biçimde bir düşmanlık pratiğini uygulamayı Kürt halkının kabul etmesi ve bunu yutması mümkün değildir.
ABD öncülüğünde kurulan uluslararası koalisyonun Kobanê bölgesinde de DAİŞ’e hava saldırıları oluyor. Ne kadar etkili oluyor?
Koalisyonun gecikmeli de olsa Kobanê’ye saldıran çetelere karşı hava harekatı yapması olumludur. Katliamın önüne geçmek üzere eğer birileri bir müdahale yapıyorsa bu kötü bir şey değildir. Her kim ki bunun önüne geçerse iyi bir şey yapmış olur. Ancak ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Kobanê etrafındaki DAİŞ çetelerine karşı hava saldırısı, katliamı önlemeye dönük ciddi bir girişim düzeyinde değildir. Çatışma içinde olan ve Kobanê’yi bombalayan çetelere karşı müdahale ederek önüne geçmek için bir girişim söz konusu olmamıştır. Bu tutum da DAİŞ‘e cesaret veriyor. Türk devletini koalisyona dahil etme hesaplarıyla hareket edildiği ve Türk devletinin dayatması nedeniyle etkili devreye girmediği ihtimali yüksektir.
İsteseler daha etkili müdahaleler yapabilirler. Bu açıdan tüm uluslararası demokratik çevrelerin de bu konuda duyarlı davranması ve DAİŞ’in eliyle gerçekleştirilen bu sömürgeci katliama karşı sessiz kalmaması gerekmektedir.
Son olarak Kürdistan halkına neler söyleyeceksiniz?
Özellikle dün akşamdan (önceki akşam) bu yana tüm Kürdistan’da ve yurtdışında Kürt halkının ve dostlarının gerçekleştirdiği çıkış ciddi bir çıkış oldu. Bunun devam etmesi önemlidir. Artık her yerin Kobanêleşmesi gerekir. Gün direniş günü ve insanlığa sahip çıkma günüdür. Daha örgütlü ve etkili bir sahiplenmeye ihtiyaç vardır.
Kobanê direnişi sürecek. Sokak sokak da olsa bu çatışma yürütülecek. Kobanê direnişi bu saate kadar başarılı olmuştur. Yapılması gereken şeyi yapmıştır. Sömürgeciliğin oyununu bozmuştur.
DENİZ KENDAL/ANF/BEHDİNAN