Ergenekon diye tanımlanan Türk Gladyosu, AKP-MHP faşizmini, karşılıklı çıkarlara dayalı, kuşatma altına almıştır. Kürt’ün inkarı ve imhası üzerine inşa edilen TC devleti ve sonrasında geliştirilen Ergenekon yapıları, Kürt’ün özgürlük ve demokrasi mücadelesine karşı, komple bir saldırı içindedir. Bu insanlık dışı ve ahlaksız soykırıma, Kılıçdaroğlu ekibi kimi CHP kurmaylarıyla birlikte, sonsuz desteklerini, aktif bir biçimde sunmaktadır. Uluslararası odaklarca yürütülen bu komploya, geçmişi çok iyi bilinen, yaptıkları unutulmayan Meral Akşener ve ekibi de canı-ı gönülden dahil olmuştur.

Kurgusal-Türklüğün egemen-elitleri, bekaları için öngördükleri, Kürt'ün inkarı ve imhasıydı. Fakat bu politika, Önder Apo düşüncesi ve stratejisiyle oluşturulan, PKK-Gerilla mücadelesi sonucu netice alamadı. Bunun için de günümüzün  “kök kazıma projesi” geliştirildi. Kürt'ün her gün katledilmesi, işkence görmesi, zindanlara doldurulması ve göç yollarına sevk edilmesi uygulamaları artırıldı. Gerilla mezarlarına dönük iğrenç saldırılar, koliler yoluyla Gerilla cesetlerinin annelere gönderilmesi, kadına uygulanan ölüm ve şiddetin tavan yapması, işkencenin sokaklara ve hatta evlere taşırılması, Kürdistan coğrafyasının talanı, ekolojik hayatın yok edilmesi vb… Bu saldırı ve kırımların, şiddet ve yasakların asıl hedefi, Önder Apo ve onun paradigmasıdır.

APOCU SİSTEM sadece anti-kapitalist değildir. Onun modernitesini de reddetmiştir. Toplumsallığı ve Komünaliteyi kadın özgürlüğü ve ekoloji temelinde uygulayan Demokratik-Moderniteyi esas almıştır. Bunun gerçekleşmesi içinde zihniyet devrimini temellendirmiştir. Bu yolda mücadele verilmektedir. Adım adım, gün be gün hem zihniyetsel değişim hem de Demokratik-Modernite yaşamı, hayata geçmektedir. Uluslararası sermaye ve güç merkezlerini ürküten ve Ergenekon yapılanmasıyla çeper oluşturup, “kök kazıma projesi”ni geliştiren bu ölümcül korkudur. Sığınağı ise; insanlık dışı uygulamalar, çılgınlaşmış şiddet gösterileri, akla bile getirilemeyecek olan yasaklar zinciridir. Neredeyse nefes almayı bile kanunlara bağlayacaklar. İtaat kültürünü hayatın her alanına ve anına indirgeyerek, beşik gibi sallanan varlıklarını sürdürmek istemektedirler. “Korkunun ecele faydası yok derler.” Bütün bu ahlaksız uygulamalar ve yasaklar, faşist-çeperlerle birlikte, Kürt'ün direnişi karşısında neticesiz kalıp, aynı sonu paylaşacaktır.

Kürt'ün bu mücadelesi aynı zamanda Ortadoğu halklarının yeni yaşam birlikteliğidir. Dünya ölçeğinde ise umut ve sinerji yaratmıştır. Uluslararası komplonun büyük ve asıl taşeronu olan TC devlet faşizmi Ergenekon yapılarıyla her türden dış destekle Özgür ve Demokratik Kürt'ün yürüttüğü bu mücadeleye karşı, “kök kazıma” hareketi içindedir. Çok iyi bilinmelidir ki, çatışan; zihniyet yapıları ve onun pratik yaşam tarzlarıdır. Ancak tarih, günümüze yakın örneklerle doludur. Bu gün Uluslararası komplocu projenin sürdürücüsü olduklarını zanneden Erdoğan-AKP/Bahçeli-MHP klikleri, ortakları ve destekçileriyle birlikte, NATO/Gladyosunun Türkiye ve Ortadoğu uzantısı olan Ergenekon yapılarının çeperi içindedirler. Bu çeperin kapsam alanı, içeriği ve uygulamaları doğru anlaşılmalıdır. Özgürleşen Kürt kadını, Kürt genci ve Kürt toplumsallığı şahsında, bütün insanlığın kök kazıma projesidir. Karşı duruşu ve yürütülen mücadeleyi başarıya taşıyacak olan umut, irade ve kararlılıktır. APOCU ZİHNİYETTE VE SİSTEMDE ISRAR, KAZANDIRACAKTIR.

Ancak “kök kazıma projesi”nin sahipleri ve çeperin uygulayıcıları adeta tarihin tekerrürü gibidirler. Şimdideki geçmişin, benzer uygulayıcılarının akıbetleri hatırlanmalıdır. “Agade’nin laneti”, Ninova’nın yıkılışı, Haçlı seferlerinin sonucu unutulmamalıdır. Dönemin saldırgan, talan ve kırım dehşetiyle herkesi ürküten Akkad ve Asur İmparatorluklarıyla Haçlı Savaşlarını, öncülüğüyle durduran Kürt'ün eşitlikçi-komünal- dinamizmi, APOCU zihniyet ve yeni yaşam ruhuyla tekrardan sahnededir. Bu tarihsel bir görevdir. Öncülüğü ve bedelleri de tarihseldir. Dünya insanlığı yeni bir kahramanlığa ve lanetliğe tanık olmaktadır. Uygulanan “kök kazıma projesi” nin sahipleri, Ergenekon ve çeperiyle birlikte, Ankara’nın istikbali de kararacaktır. Bu gidişatla Agede’nin, Ninova’nın başına gelenler, Ankara’nın da akıbeti olacaktır. Atisi olmayacaktır.

Türk-Gladyosunun oluşturduğu çeperi parçalamak, AKP-Erdoğan, MHP-Bahçeli faşizmini yıkmaktır. Çünkü oluşturulan çeper, karşılıklı istemler eksenlidir. Bütünlük söz konusudur. Ancak, “Kök kazıma projesi” tersine işleyecektir. Sahiplerine unutamayacakları bir yıkımı yaşatacaktır. Belki de gelecekte böylesi bir sürecin yaşanmadığı kaydedilecektir. Bu lanetli uygulamaları tarihe, sanata, edebiyata ve öykülere işlemeyeceklerdir. Tıpkı Mısırlıların Hiksosların işgaline karşı verdikleri mücadele sonrası, “yaşanmamış yüzyıl” olarak, karanlıklara gark etmeleri gibi…