Cihan EREN
Türk tarihinde hiç bir zaman Erdoğan-AKP döneminde olduğu kadar yalan söylenmemiştir. Bunların bu kadar rahat yalan söylüyor olmaları din istismarcısı olmalarından ötürüdür. Çünkü din istismarı yalan söylemenin kendisidir.
Türkler başta olmak üzere Anadolu topraklarında yaşayan tüm halk ve inanç guruplarını tek tipleştirmeye çalışan laik cumhuriyetin toplumu makina tezgahından geçirircesine kaba, dogmatik politikalarla öğütmek istemesinin neden olduğu ciddi rahatsızlıklar, Erdoğan ve AKP cenahının çok rahat yalan söylemesine, yalanlarına işinde gücünde olanları inandırmasına bir diğer nedendir.
Erdoğan ve AKP öncesi Türkiye, CHP Türkiye’sidir. Demek ki Erdoğan’ın ve AKP’nin yalancılığının bir diğer dayanağı da CHP oluyor. CHP politikalarının yaratığı sonuçlar, yarattığı sosyal gerçeklik, kültürel ortam, Erdoğan gibi bir yalancının lider olarak kendisini topluma sunmasına fırsat sunmuştur. CHP cenahının Erdoğan ve AKP’ye inanan ya da inanmayan ama oy veren yurttaşları yer yer kaba olacak cümlelerle yermesine neden olan toplumsal gerçekliğin kendisi de CHP’nin eseridir. Cumhuriyeti kurmuş, antiemperyalist iddiasına sahip ve Atatürk devrimleriyle Ortadoğu’da model olan bir devlet ve rejim kurduğunu söyleyenleri mevcut tablodan sorumlu görmeyeceksek başka kimi göreceğiz. Sürekli oy verenlerde dahil her düzeydeki CHP’lilerin bundaki payını görmesi gerekir. Mevcut faşist gidişattan rahatsız olduğunu söyleyip bu karanlığın önüne geçecek politika yapmamak tam teresine koltuk değneği olmak CHP yönetimini Erdoğan ve AKP’nin tüm suçlarına ve günahlarına ortak etmiştir.
Erdoğan ve AKP, CHP kültürünün yavrularıdır. CHP’nin kendini değişime kapatması, Erdoğan AKP’ye karşı muhalefet yapmaması bunları evladı olarak görmesindendir. CHP aklıyla söz söyleyen aydın ve entelektüellerin ‘dindarlar kol kırılır yen içinde kalır’ sözüyle bu kesimlerin kapalı olduklarını, her şeylerini içlerinde gizlediklerini söyleyip dururlar. CHP’lilerin, dindarları bu söylemle eleştirmeleri haksız ve yanlıştır. ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ sözü politik manada tam olarak CHP zihniyetidir. CHP bunu tekçi ulus devlet gerçeğini sorgulamayarak yapmaktadır. Bitmiş bir devlet ve rejim gerçekliğini tüm çürümüşlüğü ile yaşayarak göstermektedir. Çürümüş ve kokuşmuş CHP’nin artığı, halkı zehirleyen Erdoğan ve AKP olmuştur. CHP çürüdüğünü görmüş olsaydı Erdoğan ve AKP zehri bal olarak topluma bu biçimde sunamazdı. En nihayetinde Erdoğan ve AKP yalancılığının babası CHP’nin kedisidir. Erdoğan ve AKP’yi anlamak isteyenlere önerim önce CHP’yi ve CHP zihniyetini anlamalarıdır.
Bir halk neden bir yalancıya inanmak mecburiyetinde bırakılır? Türkiye toplumunu anlamak açısından en önemli soru ve sorun budur. Bir yalancıya inanmak kültürel bir durum mudur? Yoksa çaresizlikten midir? Örneğin Türkler gibi mert ve yiğit bir halkın yarısına yakını, her gün onlarca yalan söyleyen birini neden lider diye kabul ediyor ya da etmek zorunda bırakılıyor?
Türk halkının böyle bir musibette mecbur edilmek istenmesi büyük bir talihsizliktir. Bundan en başta Türk solu sorumludur. Türk solunun Türk halk gerçeğini kaba ve yüzeysel analiz etmiş olması yalancıların kahraman ve lider diye meydanlarda dolaşmasına fırsat sunmuştur. Türk halkının Erdoğan ve AKP ile maruz kaldığı ve köklü olmasa da yarısına yakınının kabullenmek zorunda olduğu realite üzerinde düşündüğümüzde bunda Türk halkının geçirdiği tarihsel süreçlerin kullanılma biçiminin belli bir etkisi olduğunu rahatlıkla ileri sürebiliriz. Çünkü hiç bir halkın güncel davranışları, tercihleri tarihinden kopuk değildir. Türk halkında lider diye ortaya çıkan birine, tanımadan bilinçsizce korkuyla karışık mecburi tapma, devleti baba görme vardır. Bunun tarihsel nedeni ana vatanları ekmek verecek durumda olmadığından oradan kopup başka vatanlara gelip yerleşmesidir. Fakat yerleşme tamamlanmış, yeni bir vatan bulunup yerleşilmişse lidere tapma, devleti baba görme halen sürüyorsa bunda bir problem var demektir.
Erdoğan ve AKP yalancılığı, Türk halkının çözdüğü bir yarasını yeniden kaşıyarak tarihsel hafızasını gerisin geriye götürüyor. Bu yalanlarla Türk insanını Osmanlı’ya döndürmüyor. Orta Asya’dan gelirken ki oba oymak ruh haline döndürüyor. Bu anlamda Erdoğan ve AKP yalancılığı, dini istismarla sınırlı bir yalancılık değildir. Bir halkın bin yılık tarihini saptıran hal olmuş sorunları hal olmamış gibi gösteren bir yalancılıktır. Bu yalancılık Türk halkını 21. yy’da oba ve oymak dönemine geri götürüyor. Ürettiği düşmanlar, efsaneleştirmek istediği sahte olay ve kahramanlar, en küçük bir şeyi aşırı abartması, cahilliğinin ve iktidar hastası kişiliğinin neden olduğu tüm başarısızlığını dış güçlere bağlaması gibi daha birçok yalan söyleminin temas etmesine özen gösterdiği nokta, Türk halkının Ortadoğu’daki ilk süreçlerinde yaşadığı duygu ve o dönemden kalma toplumsal hafızasıdır. Bu söylem ve yöntemle bazen doğrudan bazen de çok dolaylı Türk halkının büyük emek ve bedeller vererek kazandıklarını inkar ediyor.
Erdoğan yalancılığı Türk halkının geçmişini inkar üzerine kurulmuştur. Türklere kendi iktidarından önce hiç bir şeyiniz yoktu, her zaman itilip kakılıyordunuz diyerek hakaret ediyor. Bunu da yakın dönemi inkar ederek ve artık dönülmesi mümkün olmayan uzak geçmişi yalan bilgi ve yorumlarla abartarak yapıyor. Türk halkının Ortadoğu’da kalıcı bir halk ve kültür olmasını sağlayan değerlerini saptırarak yapıyor. Ve en önemlisi de Türklerin Ortadoğulaşmasında en büyük destekçisi Kürtleri yok sayarak Türkleri dostsuz ve dayanaksız bırakarak yapıyor. Felaketlere yol açacak bu çirkinliğin önünü alarak ortadan kaldırmaksa sol ve sosyalistlere, rızık ve adalet için dua edenlere kalıyor.