Dolar/TL 3.4870 seviyesini, euro/TL ise 3.7036 seviyesini görerek tüm zamanların rekorunu kırdı. Borsa İstanbul’da ise kayıplar yüzde 2’yi aştı.



Dolar ve euroda tansiyon yeniden yükseldi. Güne 3.4290/3.4323 seviyesinden başlayan dolar/TL ilerleyen saatlerde hareketlendi. Kur, Başbakan Yıldırım’ın Anayasa değişikliği teklifini haftaya Meclis’e sunacaklarını belirtmesinin ardından şimdiye kadarki en yüksek seviye olan 3.4870’i görerek rekor kırdı. Dolar saat 16.06 itibari ile bankalararası piyasada 3.4815 seviyesinden işlem gördü.

Euro da rekor kırdı

Euro/TL 3,63 seviyelerinden yükselişe geçerek 3,7036 seviyesini görerek rekor kırdı. Kur, saat 16.07 itibari ile 3.71 seviyesinden işlem gördü.

Borsa’da satan satana

Güne yatay bir başlangıç yapan Borsa İstanbul’da ilerleyen saatlerde satışlar hızlandı ve kayıp yüzde 2’yi aştı. BIST 100 endeksi, saat 16.02 itibari ile yüzde 2,20 kayıpla 72 bin 374 puandan işlem gördü. Endeks gün içerisinde en düşük 72 bin 336 puanı gördü.

Doların yükselişi sürer mi?

Piyasa, doların 3,50 üzerini bulmasını bekliyor. Dolardaki yükselişin gerekçesi olarak sıralanan nedenler şöyle:

* Türkiye’de 2017’de anayasa değişikliği referandumu düzenleneceği beklentisi.

* Kürtlere karşı siyasi soykırım ve savaşın yayılması.

* AB ile ilişkilerde yaşanan gerginlik.

* Olağanustü Hâl’in devam ediyor olması ve uzama ihtimali.

* KHK ileyönetme rejimi.

* Meclis’in yasama etkisinin gaspı.

* Seçim, başkanlık, referandumu da barındıran siyasi istikrarsızlık.

* ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artırımına yaklaştığı beklentisi.

* Trump’ın ABD’nin 45. başkanı seçilmesiyle gelişen ülkelerden para çıkışının başlaması.  


Dolsa ne olur dolmasa ne olur mu?

Erdoğan’ın atadığı Başbakan Binali Yıldırım, TL değer kaybetmeye başladığında ciddiye almayarak, “Dolar yükseliyormuş, dolsa ne olur dolmasa ne olur” diyordu. Son bir hafta ise çeşitli önlemler alıyorlar ama aldıkları önlemler, devletin TL ile sözleşme yapması, piyasadaki alış veriş ve borçlanma ile taahhütlere müdahale olarak gösterildi. Peki dövizin makro dengelerdeki önemi nedir? Hayri Kozanoğlu, şöyle derledi:



 

 

* Türkiye’nin 2016 2. Çeyrek itibariyle dış borçları 421.4 milyar dolardır. Dış borçların ekonominin yıllık üretimine oranı 2001 krizinden sonra en yüksek düzeye, yüzde 60’a dayandı. Eylül 2016 itibarıyla 1 yıl içerisinde ödemesi gereken dış borç miktarı 164.7 milyar dolar. Üzerin son 12 ayın cari açığını ekleyince, bir yıl içerisinde 197.1 milyar taze para bulmak gerekecek

* Reel Sektör olarak tabir edilen finans dışı kesimin döviz yükümlülükleri 311 milyar dolar. Döviz varlıkları ise 100 milyar dolar, haliyle net açık pozisyonu 211 milyar dolardır. Turizmdeki darboğazın döviz borçlarına da yansıması kesin görünmektedir.



* Bankaların yurtdışına 63.6 milyar doları kısa vadeli, 106.5 milyar doları uzun vadeli olmak üzere 170.1 milyar dış borcu bulunuyor. Banka açık pozisyonu 9.1 milyar dolardır. “Kredi riskinin“ bankaların belini bükmesi olasılığı daha yüksektir.

* 11 Kasım itibarıyla döviz tevdiat hesapları (DTH) 171.8 milyar dolardır. 15 Temmuz’da ise DTH’ler 191.1 milyar dolardı. Azalan 19.3 milyar doların bir kısmının risk algısı nedeniyle nakde (yastık altına) geçilmesinden, bir kısmının doların değer kazanmasından kaynaklandığı söylenebilir. Bu miktarın 58.4 milyar doları euro cinsindendir. Gerçek kişilerin 88.6, tüzel kişilerin ise 54.5 milyar dolar DTH’si bulunuyor.

* Ekim sonu itibariyla yabancıların portföyü 109.8 milyar dolardır. Bu rakam 2014 sonunda 142.6 milyar dolardı. Bu miktarın hisse senedi, DİBS ve TL mevduat kısmı 80 milyar dolar civarındadır. Bu nedenle borsanın düşüşü ve TL’nin değer yitirişi, yurtdışına çıkarılabilecek döviz miktarını aşağı çekiyor, riski bir parça azaltıyor.

* Bir ülkenin tüm döviz varlıklarını ve yükümlülüklerini Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) yansıtır. 2016 Eylül sonu itibarıyla Türkiye’nin UYP’si 389.6 milyar dolar açık durumdadır. 2014’te 180.6 milyar dolar olan doğrudan yatırımlar, şirketlerin değersizleşmesi ve TL’nin değer kaybı sonucu 147.1 milyar dolara gerilemiştir. Buna karşın büyük ölçüde kredilerden oluşan diğer yatırımlar kalemi artmaya devam ederek, 307.7 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır.

* Merkez Bankası tarafından açıklanan son verilere göre brüt döviz rezervleri, 11 Kasım’dan 18 Kasım’a 5 milyar azalarak 106.2 milyar dolara geriledi. Bu döviz varlıklarının Ekim 2016 itibarıyla 63.1 milyar doları, ROM mekanizması kapsamında tutulan şart bağlı yükümlülüklerdir. Bu nedenle döviz rezervindeki azalmalar net döviz rezervlerini iyice kritik bir noktaya çekiyor.

* Bir ülkenin kredi riskini yansıtan, kredi temerrüt takasları ( CDS ) düzeylerine bakınca da, Türkiye’nin Brezilya’dan sonra en riskli ülke konumunda bulunduğunu gözlemliyoruz. 2016 Ocak’ında Brezilya ile olan fark 197 baz puan iken, 24 Kasım’da 14 puana inerek, Türkiye’nin durumunun göreceli olarak daha kötüye gittiğini gösteriyor.


İSTANBUL