Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi- (NAV-DEM) 5’nci kongresine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecrit, Efrîn’e yönelik işgal saldırıları ve Almanya’nın Kürt politikası eleştirisi damgasını vurdu. Kongrede oybirliğiyle alınan kararların arasında Türk malları ve turizmini boykot dikkat çekti.

M.ZAHİT EKİNCİ / KÖLN  

 

Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) 5’inci kongresini haftasonu Köln’de 900 delegenin katılımıyla gerçekleştirdi. Kongrede, Türk mallarını ve turizmini boykot; sembol yasakları ve kriminalizasyon politikalarına karşı mücadele; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenliği için yapılacak çalışmalar; kadına her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı aktif mücadele gibi bir dizi karar alındı. Eşbaşkanlığa ise yeniden Ayten Kaplan ve Tahir Köçer seçildi.

Kongre kararları

Bünyesinde 260 kurum, kuruluş, dernek ve meclis ile Almanya’daki Kürdistanlıların en büyük çatı örgütü olan NAV-DEM kongresinde oy birliğiyle alınan kararlardan öne çıkanlar şöyle:

* NAV-DEM, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın güvenliği ve özgürlüğünü, dört parçada ve ülke dışında Kürt halkının güvenliği ve özgürlüğü olarak görür ve bu yönlü çalışmaları temel gündemi yapar.

* NAV-DEM, Türk mallarını ve turizmi boykot eder, bütün üye ve çalışanlarına Türkiye’ye gitmeme ve mallarını almama çağrısında bulunur.

* Êdî Bes e Kampanyasının siyasal, kitlesel ve hukuk olmak üzere 3 ayak üzerinde yürütülmesi. Bu kampanyanın başta Kurdistanî kurumlar olmak üzere, Türkiyeli ve Alman kurumlarla ortak yürütülmesi, kampanyada yer alan merkezi kurumlar dışında yerellerde var olan grup, kurum, platformlar da dahil edilmelidir. Kurdistanî partiler başta YNK, Goran, PDK-S ve Avrupa’daki bütün ilerici partiler, devrimci örgütler olmak üzere mümkün mertebe herkesi dahil edilmelidir.

* Kuzey Kürdistan’daki AKP-MHP faşizminin teşhiri ve tasfiyesi için siyasi ve diplomatik çalışmaların yürütülmesi.

* Efrîn için başlatılan insanı yardım kampanyasını aktif olarak sürdürecektir.

* Rojava ve Kuzey Suriye’deki demokratik federasyonlaşmanın desteklenmesi. Bu sistemin uluslararası alanda tanıtımı, tanınması ve inşasının temel çalışma alanı olarak belirlenmesi.

* Rojhilat Kurdistanı’ndaki halkın özgürlüğü ve kendini yönetme iradesinin desteklenerek, İran devletinin başta idamlar olmak üzere, her türlü baskı ve saldırısına karşı çalışmaların yürütülmesi. 

* Güney Kürdistan’da demokratik temelde tüm Kürt ve diğer etnik-inançsal kimliklerin siyasal ve toplumsal iradesinin ortaklaştığı Kürdistan statüsünün desteklenmesi.

* Şengal’de Êzîdî halkın kendi kaderini özerk demokratik temelde kurma iradesinin sahiplenilmesi ve korunup inşa edilmesinde aktif destek sunulması.

* Katliamlar başta olmak üzere, kadına her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı aktif mücadele edilmesi. Demokratik ve kadın özgürlükçü bir toplumun gelişmesi için geleneksellik ve modernizmden kaynaklı gerilik ve baskılara karşı eğitsel ve eylemsel çok yönlü aktivite içinde olunması. Aynı zamanda YJK-E’nin bu yönlü planlama ve faaliyetlerinin kendi esas çalışması olarak görülüp sahiplenilmesi.

* Kamuoyu-lobi çalışmaları kapsamında Federal, eyalet ve yereller düzeyinde siyasi parti, meclis, sendika, vb. Kurum-kuruluşlarda Kürtlerin yer almasının teşvik edilip desteklenmesi.

* PKK ile diğer Kürt örgütlerinin sembol ve bayraklarına dönük yasaklar ile siyasetçileri hedef alan tutuklamalara son verilmesi için hukuki siyasi ve diplomatik çalışmaların kapsamlı bir kampanya tarzında yürütülmesi.

* Almanya’da temel haklar konusunda “Êdî Bes e; Artık yeter; Es reicht” çerçevesinde sürdürülen kampanyanın genişletilerek sürdürülmesi.

* Kürt kimliğinin Almanya devleti tarafından kabul edilmesi için yürütülen çalışmaların devam ettirilmesi.

* Tüm çalışmalarda Kürtçe’nin, tüm lehçeleriyle esas alınması.

* Kürt dili öğretiminin Almanya genelindeki okullarda kabul edilmesi için çalışmalar yürütülmesi, halihazırda kazanılmış öğrenim ve eğitim imkanlarının içinin doldurulması için tüm bileşenlerin kendini görevli ve sorumlu görmesi. 

* Kürt sorununun çözümü kadar yaşadığımız ülkedeki sorunların çözümünde, öncü düzeyde yer alınması, bu yönlü antifaşist, demokratik, ilerici, feminist, ekolojik, özgürlükçü, hümaniter, barışçıl göçmen kurumları, STÖ, siyasi partiler ve şahsiyetlerle ortak platformlarda çalışmalar yürütülmesi.

* Kürt müziği, folkloru, edebiyatı, tiyatro ve sinemasının geliştirilmesi ve başta çocuklar olmak üzere tüm topluma mal edilmesi için koşulların oluşturulması, var olanların ileri düzeyde sahiplenilmesi.

   

Delegelerden önaçıcı eleştiriler

Kongreye 900 delegenin yanı sıra birçok siyasi parti, sivil toplum kurulusu temsilcisi misafir olarak katıldı. Raporların okunmasından sonra NAV-DEM’in bir yıllık faaliyetleri masaya yatırıldı. Kongrede tartışmaların ana ekseninde Efrîn direnişi ve Alman devletinin NAV-DEM’e yönelik baskıları damgasını vurdu. Kongrede öne çıkan eleştiriler ise şöyle:

* Bundan sonra yapılacak tüm eylem ve etkinliklerin ana eksenine Kürt Halk Önderi Öcalan’ın tecrit koşulları ve özgürlüğünün talebi olması gerektiği ifade edildi. 3 Eylem ve etkinliklerin Alman basınında yeteri derecede gösterilmediği ve buna paralel olarak yansımasının yeteri derecede olmadığı söylenildi.

* Rojhilat’ta yaşayan Kürdistanlıların sorunlarının NAV-DEM tarafından fazla dile getirilmediği vurgulandı.

* Onlarca futbol takımının olduğu ve bünyesinde binlerce genç bulundurmasına rağmen bunun örgütlü bir güce dönüştürülmediği ifade edildi. NAV-DEM’in bu konuda herhangi bir girişiminin söz konusu olmadığı belirtildi.

* Gençlerin az olması eleştiri konusu oldu. Gençlere daha fazla sahip çıkmak için halk meclislerinde etkinliklere daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtildi.

* Birçok eylemin kadın öncülüğünde gerçekleşmiş olmasına rağmen birçok meclis çalışanının ailesini eylemlere getirmemesi eleştirildi.

* Kültür çalışmalarının yeterince sahiplenilmediği bunun yanı sıra Kürt akademisinde faaliyet yürüten sanatçılarında bu konuda fazla bir caba göstermedikleri vurgusu yapıldı.

* Raporlarda dile getirilen birçok kararın pratikte karşılığının bulunmadığı dile getirildi.

* Diasporadaki Kürt diplomasisinin zayıflığına dikkat çekildi.

* Çalışmaların eski tarzla yürütülmesinde ısrar edildiği ve profesyonel bir tarzın gerisinde kalındığına işaret edildi.

* Askeri alanda destanlar yaratılırken siyaseten bunun yansımasının olmadığı söylenildi.

* Yaşanan tüm bu eksikliklerin sadece NAV-DEM yöneticilerine yüklenilmesinin yanlış olduğu bunda tüm alan meclislerinin sorumlu olduğu belirtildi.

* Derneklerde Rojavalı-Kuzeyli ayrımının yapıldığı ve bunun tehlikelerine dikkat celildi.

* Halle’den delege olarak katılan Cizreli Kadriye Ana’nın ‘Verilen her taviz başka tavizlere yol açıyor’ belirlemesi bolca alkış aldı.

* Ev ziyaretlerinin yeterince yapılmadığı bununda beraberinde bir içe kapanmayı ve manevi bir boşluğun oluşmasına dikkat çekildi.

* Kamplarda mülteci olan insanların sorunlarıyla yeterince ilgilenilmediği ve bu insanların adeta kaderlerine terk edildiği belirtildi.

* 1 milyon Kürt’ün yaşadığı Almanya’da NAV-DEM’e bağlı derneklerde resmi anlamda 60 bin kişinin resmi üye olması başlı başına bir eleştiri konusu oldu.

* Doğal üyelikten ziyade resmi anlamda üyeliklerin önemine vurgu yapılarak, bu yönlü ciddi çalışmaların yürütülmediğine dikkat çekildi.