Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) öğrencileri ve akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen "21. Yüzyılda Milliyetçilik Teori ve Siyaset" adlı konferans, SBF Aziz Köklü Salonu'nda yapıldı. Konferansın birinci oturumunda, "21. yüzyılda Milliyetçilik: Yeni yaklaşımlar" konusu ele alındı. Oturumda, Hacettepe Üniversitesi öğretim görevlisi Simten Coşar, "Milliyetçiliğe Feminist Müdahale: Eklemlenme, Reddetme, Aşındırma Arasında", Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi Fırat Mollaer, "Post-modern Durum'da Yeni Irkçılık Üzerine Dikkatler" ve Bilkent Üniversitesi öğretim görevlisi İlker Aytürk, "Din, Devlet, Millet: Soğuk Savaş Döneminde Türk Milliyetçiliği" başlıklı sunumlar yaptı.
Sunumunda, "Türk sağının entelektüel tarihi var mıdır, özgün bir düşüncesi var mıdır?" sorularını sorarak, Türk milliyetçiliğini iki temel kolu olduğunu belirten Fırat Mollaer, şunları ifade etti: "Türk milliyetçileri, 20. yüzyılın başından 1944'lere kadar büyük ölçüde bir takım kıpırdanmalar olsa da yekpare bir özellikteydi. Devletin kendisini sahibi olarak gören, bir grup milliyetçi artık Atatürkçü mü deriz, Kemalist mi veya resmi mi deriz? Bu milliyetçiler diğerlerini tasfiye ettiler ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir grup milliyetçi kendisini muhalefette buldu. Bu muhalefette bulananlara, özellikle muhalif olduğu gerekçesiyle Anadolu'dan gelen muhafazakar gençler katıldılar. Hareket hızla 60 ve 70'lerde İslamileşti ve bazı giremediği yerlere bu yeni İslami kostümüyle girdi" dedi.
'İkinci tip milliyetçilik'
Bugün Türkiye halklarının kafasındaki milliyetçiliğin ikinci tip milliyetçilik olduğunu kaydeden İlken Aytürk ise, "Ermenistan'la ilgili diplomatik bir sorun yaşadığında Başbakan, 'Bizim ülkemizde 100 bine yakın izinsiz çalışan Ermenistan vatandaşı yaşıyor. Bizi kızdırmasınlar hepsini sınır dışı ederiz' demişti. Bunu anlamlandırmakta sorun yaşamıştık. Benim Türk medyasında takip ettiğim kadarıyla öyleydi. Biz aslında bu tür açıklamaları başkasından bekliyorduk, ondan beklemiyorduk. Çünkü orda bir paradigmatik başkalaşma olmuş. Bir başka örnekte ise, AKP'li eski Rize Belediye Başkanı, Kürt sorununa bir çözümü vardı. 'Bizim oğlanlarla onların kızları evlensin sorun kendiliğinden hallolsun' demişti. Yani o belediye başkanına neredeyse 'tatlı kaçık', 'Karadenizlinin zihn-i sinir projesi' muamelesi yapılmıştı. Hiç öyle değildi, onun arkasında yatan bir alt kültür var ve biz onu anlamakta zorlanıyoruz. Türk sağı kendisini neredeyse 1920'lerden itibaren tepeden inmece elitist bir zihniyete karşı demokrasi mücadelesi veren bir kesim olarak sunabiliyor" diye konuştu.
Türk sağı tartışıldı