Türk Solu'nda Kemalist damar bir türlü kesilip atılamadı. Kemalizmin kanatları altında büyüyen resmi Türk Solu kendisini çok zorlasa da bu uğursuz damarından kolay kolay vazgeçemiyor.
Bilindiği gibi Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Anadolu’ya gelen TKP öncü kadrosu M. Suphi, Ekrem Nejat ve 13 arkadaşı M.Kemal’in senaryosunu hazırladığı bir komplo sonucu Karadeniz'de Yahya Kaptan ve şürekası tarafından katledildi. Türkiyeli komünistler öncü kadroları M. Kemal tarafından katledilmesine rağmen, M. Kemal'e olan sevgilerinden vazgeçemediler.
1925 Kürt Milli Hareketi sırasında dönemin TKP Genel Sekreter Dr. Şefik Hüsnü Deymer, Komintern’e yazdığı raporda, 1925 Kürt Milli Hareketini "Gerici feodallerin devrimci Kemalizme karşı başkaldırısı" olarak nitelendiriyordu.
1925 Kürt Milli Harekatı bastırıldıktan sonra TKP Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılanacak, yöneticileri ağır hapis cezalarına çarptırılacaklardı. TKP Genel Sekreteri Dr. Deymer yine Komintern’e yazdığı raporda "Biz Kemalistleri destekledik ama mahkeme edilmekten, ceza almaktan kurtulamadık" biçiminde serzenişte bulunuyordu.
Türk Solu 1925’te aldığı darbenin etkisiyle bir türlü kendine gelememesine rağmen bu defa 1938 Dersim Milli Hareketi'ni dönemin TKP Genel Sekreteri İ. Bilen (Rasim Davroz) Komintern'e yazdığı raporda "Dersim harekatını gerici feodal güçlerin genç devrimci Kemalist sisteme karşı başkaldırısı olarak" gamazlıyordu.
Türk Solu'nda Kemalizmi eleştirerek "ulusal sorunu" gündeme getiren 1930'larda merhum Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve 1970'lerde ise şehit İbrahim Kaypakkaya oldu. Ne yazık ki ardılları "ulusal sorun" ve Kemalizm konusunda ne Kıvılcımlı'yı, ne de ser verip sır vermeyen Kaypakkaya’yı aşamadılar.
15 Ağustos 1984 atılımından sonra Kürt Özgürlük Hareketi'ni ilk defa terörist olarak damgalayan Doğu Almanya’da yayın yapan TKP’nin "Bizim Radyo"su oldu.
12 Eylül 1980 faşist askeri cuntasından sonra üzerinden buldozer geçen Türk Solu dağıldı, mültecileşti. Kendi öz örgütünü kurup, işçi sınıfını, emekçilerini bir türlü örgütleyemedi. Örgütlenip Türkiye’ye dönüp sıcak mücadeleye katılmak isteyenler oldu ise de PKK gibi ülkeye dönüşü bir türlü gerçekleştiremediler.
Diğer yandan Kürt Özgürlük Hareketi'ni destekler görünüp, Kürt görsel ve yazılı medyasından faydalanan, bu faydalanma sırasında Kürt halkının değerlerine hakaret edip, ağzını doldurarak "M.Kemal Paşa Hazretleri, İsmet Paşa Hazretleri, Çevik Bir paşam" gibi tabirlerle Kürtlere en büyük kötülüğü yapanları göklere çıkartan Prof. Yalçın Küçük gibi Kemalist ideologlardan daha sonraları cemaatın gazetesi "Bugün" gazetesinde köşe yazarlığı yapan Toktamış Ateş’e yazdığı mektupta kendisini Kürt hareketi içerisinde Türk aydınlarının "keşif kolu" görevini yüklendiğini söyleyenleri de gördük.
Türk Solu Kürtlerin birlik ve beraberliklerinden büyük endişe duyuyor ve titremeye başlıyor. Bu nedenlede sayın Mesud Barzani öncülüğünde Güneybatı Kürdistanlı grupların Duhok’ta bir araya gelip aralarındaki sorunları diyalog yolu ile çözmelerine karşı çıkıyorlar. "Kobanê Duhok’ta düştü" belirlemesini yaparken Erdoğan ile benzeştiğinin de farkında olmuyorlar. Erdoğan da Kürtlerin gözlerinin içine baka baka "Kobanê düştü düşecek" demişti. Kobanê TC’ye ve solcu geçinen tatlı su balıklarına inat düşmeyecek. Dünya devrim tarihinde şerefli yerini alacak.
Türk Solu hiç merak etmesin Güneybatı Kürdistan’da karşı devrim filizlenmez. YPG, YPJ ve Peşmerge, Suphi Nejat Ağırnaslı ve onlarca gerçek enternasyonalistin canları Rojava Devrimi'nin teminatıdır. Kandil'in abdestinden kimse şüphe duymasın. Kandil'in temelinde de Haki’nin ve Kemal Pir’in aziz hatıraları var. Türk Solu Kobanê’deki direnişin Kürtleri bir araya getirmesinden tedirgin. Öyle görünüyor ki bu tedirginliği hep devam edecek. Kobanê direnişi Kürtleri silkeleyip kendisine getirdi, birliğinin temellerini attı. Türk Solu eski hastalığını bırakıp bir an evvel Türkiyeli emekçileri örgütleyip Ortadoğu devrimine katsa daha iyi olur.
Yerim kalmadı "Kürdistan tarihinde Bu Haftayı" yazamıyorum. Okuyucularımdan özür diliyorum. Gelecek hafta devam edeceğiz.
NOT: Hastalığım nedeniyle beni hastahaneye kadar gelip ziyaret eden, telefonla arayan vefakar Kürt halkına, Türkiyeli dostlarıma sevgilerimi iletiyorum. İyi ki varsınız.