• Türk yetkililer, insan hakları ihlalleri ve kötü muamelenin arttığı cezaevlerinde açlık grevini sürdüren tutsakların taleplerini duymazdan gelerek, baskıyı daha arttırmayı tercih ediyor.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların, "Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm" kampanyası kapsamında 27 Kasım'da başlattığı dönüşümlü açlık grevi, 37. gününde. Tutsak yakınlarının Amed, Wan, Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir'deki Adalet Nöbeti de yeni katılım ve yoğun ziyaretlerle devam ediyor.

 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Yöneticisi Ayşe Şehriban Demirel

 

Riha’daki cezaevlerini ziyaret eden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Yöneticisi Ayşe Şehriban Demirel, açlık grevinde bulunan tutsakların durumuna ilişkin MA'ya konuştu. Tutsakların, taleplerine dair somut adım atılmasını beklediklerini belirten Demirel, şunları paylaştı: “Cezaevi idaresi açlık grevine giren tutsaklar hakkında disiplin soruşturmaları başlatmış durumda. Bu soruşturmalar neticesinde aile görüşleri engellenirken, etkinliklere katılma hakkı da gasp edilmektedir. Buna karşı yapılan itiraz ise sonuçsuz kalmaktadır. Açlık grevi taleplerine ilişkin sivil toplum örgütlerine yazdıkları mektupların gönderilmediğini söylediler. Aynı şekilde kötü muameleyi aşan yaklaşımların devam ettiğini ifade ettiler. Ancak taleplerinde ısrarcı; vazgeçirmeye çalışan idareye karşı eylemlerinde kararlı olduklarını da dile getirdiler. Sayın Abdullah Öcalan’a mektup gönderdiklerini ve İmralı Adası’na sevk taleplerinin de belirli aralıklarla devam ettiğini aktardılar.”

Toplumsal muhalefet algılamadı

Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecridin birçok hak ihlali ve hukuksuzluğa neden olduğunun altını çizen Demirel, “Var olan hukuksuzluğun nedeninin tecrit olduğunu söyleyebiliriz. Sayın Abdullah Öcalan, Türkiye’ye getirildiğinde İmralı Adası’nda ona özel cezaevi yapıldı. Dünyada bunun bir örneği yok. Orada bir sistem ve laboratuvar oluşturulmaya çalışıldı. Ulusal ve uluslararası hukukta her tutsağın koruyucu anlamda düzenlenen hakları orada askıya alındı. Bunun ciddiyeti, toplumsal muhalefet tarafından algılanmadı. Algılanmadığı içinde buna karşı çıkışlar gerçekleşmedi. Sayın Öcalan bir siyasi aktör ve halk önderi. Bu durum, Türkiye muhalefeti tarafından gözardı edildi. Uzun zamandır Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik kararlar uygulanmıyor ve durum ülkede yaşanan diğer hukuksuzlukları beraberinde getirdi. Son olarak Can Atalay kararı da bunun bir sonucudur. Toplumun diğer muhalefetinin de bunu görmesi; Kürtlere yönelik uygulanan istisna hukukuna karşı tüm mücadele etmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu. 

 

Ethem Göktürk

 

Kararlılıkla sürdüreceğiz

Ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde açlık grevinde olduğunu duyuran Yozgat 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki Ethem Göktürk de taleplerini yineleyerek eylemlerini kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Göktürk, "Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kırılana kadar bu açlık grevi eylemimizi sürdüreceğiz" dedi.  

Sokaklara da taşırız

Tutsak yakınları öncülüğünde Wan, Amed, Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir'de başlatılan Adalet Nöbeti eylemleri de sürüyor.  İstanbul’da, Marmara Tutuklu Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (MATUYAY-DER) öncülüğünde sürdürülen Adalet Nöbeti’ne her gün yeni kişiler katılıyor. DEM Parti Esenler İlçe Örgütü binasında devam eden eylem, 15 gün arayla partinin diğer ilçe örgütlerine taşınacak. 

Bedlîs’n Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı Tasu köyünden devletin baskıları sonucu 1993'te İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını belirten Fatma Yılmaz (58) o günden bu yana adalet mücadelesi sürdürdüğünü söyledi. “Devlet köyümüzü yaktı, bu yüzden İstanbul'a göç ettik” diyen Yılmaz, 30 senedir onurlu bir barış için mücadele ettiğini ifade etti. Barış Anneleri İnisiyatifi’nde de yer alan Yılmaz, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'dan haber alınmasını istiyoruz. Çocuklarımız da bunun için açlık grevine girdi. Eğer sonuç vermezse bu eylemimizi sokaklara taşıyacağız. Sonuna kadar çocuklarımızın ve Önderliğimizin arkasındayız” dedi.

Savaşla çözemezler

Qers'ten (Kars) ekonomik nedenlerden dolayı 1991'de önce İzmir’e, sonra İstanbul'a göç eden Birgül Uşar (52) ise çocuklarından birinin Colemêrg’in (Hakkari) Kazan Vadisi’nde 22 Ekim 2011’de kimyasal silahla katledilen 36 gerilla arasında yer alan Ebru Muhikancı (Eylem Ararat) olduğunu hatırlattı.  Kızının mücadelesini Barış Annesi olarak sürdürmeye devam ettiğini belirten Uşar, “Bu sorun savaşla çözülmeyecek. Askeri politikalarla hiçbir sorunu çözemezler. Neyi kimden koruyorlar, kimi ne için öldürüyor? Kimsenin ölmesini istemiyoruz” diye konuştu.

Biz de tecrit altındayız

Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Çiçek Çakar da Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kalkmadığı sürece eylemlerinden vazgeçemeyeceklerini vurguladı. Çakar, şunları kaydetti: “Biz de tecrit altındayız. Cezaevlerindeki çocuklarımızı açlık grevine girdiği için bir kadın, anne, bir yoldaş gibi bu mücadeleye katkı sunmak istiyoruz.”

Her gün ziyaret ediyor

Nöbet başladığı günden beri her gün ziyaret eden Rawşan Döner (57), hastalandığı gün bile hastane dönüşü nöbet eylemini ziyarete geldiğini söyledi. Döner, şöyle konuştu: “Kürt halkı çok mazlum bir halktır ve haklıdır. Bu ülkeye demokrasi ve adalet gelmesini istiyorum. Adalet bütün halklar için ekmek, su kadar ihtiyaçtır. Sayın Abdullah Öcalan üzerinde bir tecrit var. 34 aydır hiçbir haber alınamıyor. Bu tecrit politikaları sadece ona uygulanan bir şey değil, bütün Türkiye halkları üzerinde uygulanıyor. Bütün dünya halkları gibi onurlu ve özgür bir yaşam istiyoruz, demokrasi ve adalet istiyoruz. Sayın Abdullah Öcalan bu sorunu ‘bir hafta çözeceğim’ diyor. Neden 34 aydır hiç kimse ondan haber alamıyor? Neden bir çözüm masası kurulmuyor?"