
Türkiye'de OHAL'in yürürlüğe girmesinden bu yanaki gözaltı ve tutuklamalar ile muhalif medya organlarının kapatılması Avrupa Birliği ülkelerinin tepkisiyle karşılaşıyor.
En son Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’deki uygulamaları Almanya’da Nazi döneminde yapılan yöntemlere benzetti.
AKP Nazi yöntemleri uyguluyor
Alman Deutschlandfunk radyosuna konuşan Jean Asselborn, Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisini devlet içinde mutlak bir güç olarak gördüğünü ve hukuk devleti ilkelerini devre dışı bıraktığını belirterek, "Hiç sulandırmadan söylenmeli ki, bunlar Nazi hakimiyeti sırasında kullanılan yöntemler" dedi.
Diktatörlüğün kullanma kılavuzu
Türkiye’deki uygulamalarla ilgili "diktatörlüğün kullanma kılavuzu" olarak nitelendiren Lüksemburg Dışişleri Bakanı, Kürtlerin de Türklerin de her an cezaevine girme korkusu ile yaşadıklarını ve bu durumun AB üyesi olmak isteyen bir ülkeye yakışmadığını ifade etti.
İnsanlara yaşam hakkı tanınmıyor
Asselborn, Türkiye'de "sivil ölüm" olarak adlandırdığı bir süreç yaşandığını, darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerin diplomalarının ve kimliklerinin yok edildiğini ve çalışma hayatından uzaklaştırıldıklarını vurguladı. Ayrıca bu insanların gelirinin olmadığını, evlerini kaybettiklerini ve açlıkla mücadele ettiklerini de dile getirdi.
Lüksemburg yaptırım istiyor
Lüksemburg Dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye ve AB arasındaki güçlü ekonomik ilişkilere dikkat çekerek Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulanmasının bir yöntem olabileceğini söyledi. Zira Asselborn’un verdiği verilere göre Türkiye ihracatının yarısı Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyor ve Türkiye'ye yapılan yatırımların yüzde 60'ı da Avrupa Birliği'nden geliyor.
Bakan Asselborn, bu ekonomik verilerin Ankara'ya yönelik bir baskı aracı olabileceğini işaret etti ve ekledi: "Belli bir noktadan sonra bu baskı aracını kullanmaktan başka çaremiz kalmayacak."
Almanya Türkiye’den yana çıktı
Asselborn'un bu önerisine ise AB’nin lokomotifi Almanya'dan olumsuz yanıt geldi. Başbakan Angela Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert, Almanya'nın Türkiye'ye yaptırım uygulamak gibi bir düşüncesinin olmadığını söyledi. Seibert, "Federal hükümet yaptırım tartışmasına girmeyecektir. Avrupa'nın Türkiye'ye basın ve muhalefet üzerindeki baskının ne anlama geldiğini anlatması için iletişim kanallarını açık tutması gerekir" dedi.
Ortak tutum baskısı
Seibert, AB'nin Türkiye'ye ilişkin ortak bir tutum benimsemesinin önemine dikkat çekerek, yaptırım ve müzakerelerin dondurulmasını isteyen ülkelere mesaj verdi.
İdam cezası kırmızı çizgi
Ancak Seibert, Türkiye'de idam cezasının yürürlüğe girmesi halinde AB'ye tam üyelik müzakerelerinin durdurulmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.
Muhalefet: Türkiye diktatörlük yolunda
Alman hükümeti mülteciler konusunda işbirliği yaptığı ve en iyi silah müşterisi Türkiye’nin yanında yer almayı tercih ederken muhalefet partileri ise Ankara’ya sert tutum içindeler.
Yeşiller: Mülteci anlaşması
feshedilsin
Alman muhalefetinden Yeşiller Partisi üyesi ve Meclis Başkan Yardımcısı Claudia Roth da Türk hükümetine sert eleştiriler yönelten isimlerden. Roth, Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşmasının feshedilmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin hızlı bir şekilde bir diktatörlüğe doğru yol aldığını" dile getirdi. Ayrıca Erdoğan'ın "demokrasi ve hukuk devletinin mezarını kazdığını" söyledi.
Avusturya: Müzakereler sonlandırılmalı
Türkiye'ye yönelik bir eleştiri de Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz'dan geldi. Türkiye'nin kırmızı çizgiyi aştığını belirten Kurz, "Gazetecileri ve muhalefet liderlerini hapsetmeye kalkışan bir ülkenin AB'de yeri yoktur" dedi ve üyelik müzakerelerinin sonlandırılmasını istedi.
Çelik’in yanıtı şaşırtmadı
AB’den gelen eleştirilere yanıt veren AKP’li yetkililerin açıklamaları ise ibretlik cinsten. AB büyükelçileriyle biraraya geldikten sonra bir basın toplantısı düzenleyen AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, üyelik müzakerelerinin kesilmesi çağrısı yapanları ırkçılıkla suçladı. Türkiye’nin içinden geçtiği sürece ilişkin Batı’dan gelen açıklamalara tepki gösteren Çelik, "Kimse bize parmak sallamasın" dedi.
‘Naziler FETÖ yanında çırak kalır’
Çelik, gazetecilerin Lüksemburg Dışişleri Bakanı’nın Nazi dönemi benzetmesini hatırlatması üzerine ise "Türkiye'nin şu andaki mücadelesi tam tersine Naziler iktidardan gittikten sonra Nazilerle yapılan mücadeleye benziyor. FETÖ'nün yanında Naziler çırak kalır" açıklaması yaptı.
Söylerken utanmadı
Bakan, AB'den gelen HDP'lilerin tutuklanmasına yönelik eleştirilere ise AKP’nin bilindik söylemleriyle cevap verdi. Çelik, HDP’li vekillerin tutuklanmadığını savunarak, "Vekillere ifadeye gitmedikleri için işlem yapıldı" dedi.
Çelik’in Meclis’in üçüncü büyük partisi HDP’nin Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş dahil olmak üzere 9 vekili cezaevinde olmasına rağmen "Kim siyasi katılım yollarının kapalı olduğunu söyleyebilir?" diye sorması ise ironik bulundu.
İdamı halk istiyormuş!
Çelik, idam cezasıyla ilgili soruya ise, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından böyle bir talebin gündeme gelmesinin halkın takdiri olduğunu ve siyasetçilerin halkın takdiri önünde boyun eğmek durumunda olduklarını savundu. AKP’lilerin bu açıklamaları, Erdoğan’ı başkanı yapabilmek için "milliyetçi tabandan oy devşirmeye çalışıyorlar" şeklinde yorumlanıyor.
HABER MERKEZİ