Avrupa Parlamentosu’na düzenlenen 9. Uluslararası Kürt Konferansı’nın 5 Aralık’ta yapılan ilk günkü oturumunda açılış konuşmaları ardından saat 16:30 ila 18:30 arasında ‘Türk-Kürt Çatışması:Nereye Doğru Gidiyor’ başlıklı birinci oturum yapıldı. Avrupa Konseyi Eski Genel Sekreteri Walter Schwimmer, AP Kürt Dostluk Grubu Koordinatörü ve Sol Grup Üyesi Jürgen Klüte ardından yazdığı bir kitap nedeniyle tutuklu kaldıktan sonra bir süre önce serbest bırakılan gazeteci Ahmet Şık, BDP Eşbaşkan Yardımcılarından Meral Danış Beştaş, İHD Bölge Temsilcisi Raci Bilici, Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Sevtap Yokus, Roboskî katliamında çok sayıda yakınını yitiren Ferhat Encü, Akademisyen Özgür Sevgi Göral birer konuşma yaptı. 


Miranda: Özgürlükler kabul edilmeli 

AP Yeşiller-ALE grubu üyesi Galisyalı milletvekili Ana Miranda, Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükleri kabul etmesi gerektiğini belirtti. Tutuklu gazetecilere dikkat çeken Miranda “İnsanların bu temel özgürlükleri talep ettikleri için tutuklanmalarını kabul edemeyiz” diye konuştu. “Siyasi özgürlükler kabul edilmedikçe kesinlik Türkiye AB üyesi olamaz” diyen Miranda, tutuklu BDP yöneticileri ve üyelerini de hatırlattı. Miranda, azınlık hakları konusunda özellikle de Kürtlerin kendilerini yönetme imkanına sahip olmaması, anadilde eğitim, anadilde savunma, özerk bir yönetime sahip olma sorunlarına işaret ederek, “Bütün bunlar yerine getirilmiyor” dedi. Miranda, barışçıl bir diyalogun sürdürülmesini talep ederek, ‘’Artık bu dönüm noktasında olumlu gelişmeler olmalı” dedi. 



Şık: Karanlık bir dönem

Gazeteci Ahmet Şık, sorunların başında “Türk sorununun” geldiğine dikkat çekerek, “Türk sorununu halledersek, bütün sorunları halledebileceğimizi düşünüyorum” dedi. Yazdığı kitap nedeniyle cezaevine konulduğunu hatırlatan Şık, “Halen 70’in üzerindeki gazeteci de tıpkı benim gibi ‘teröristlikle’ suçlanıyor” dedi. Şık, AKP hükümeti ve Gülen cemaatini zulmünden payını alanların sadece gazeteciler olmadığını ifade etti. Hükümetin baskı, şiddet ve korkuyla varlığını sürdürmeye çalıştığını söyleyen Şık, ifade özgürlüğü konusunda Türkiye’de en karanlık dönemlerden birinin yaşandığını kaydetti. 



Beştaş: AB Türkiye’ye benzedi


BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki baskılar karşısındaki sessizliğini eleştirdi. “Avrupa Birliği Türkiye’ye benzemeye başladı sanki” diyen Beştaş, ‘’Kürt meselesinin temel parametlerinden biri eşit yurttaşlıktır. Türkiye’de hukuk eşit değildir. Bir düşman ceza hukuku olanca hızıyla devam ediyor. Binlerce insan “düşman” kategorisi içinde’’ dedi. Beştaş, AKP iktidarının sürekli taammüden paketler çıkararak, AB’ye, ‘anadilde savunma hakkını tanıyorum’ gibi bir siyaset yürütse de gerçeğin böyle olmadığını kaydetti.

Bilici: Tablo son derece korkunç


İHD Bölge Temsilcisi Raci Bilici, AKP’nin iktidara geldikten sonra  ‘tek devlet, tek millet ve tek dil’ yaklaşımlarını ustaca sergilemeye başladığını söyledi. Bilici, Türkiye’deki hak ihlallerini istatistiklerle anlatarak, 2012 yılında 12 bin 600 kişinin siyasi gerekçelerle gözaltına alındığını vurguladı. Erdoğan’ın ‘tek’lere son yıllarda ‘tek din’ vurgusunu da yaptığına dikkat çeken Bilici,  hükümetin amacının Türkiye’nin geleceğine ciddi bir ipotek koymak olduğunu  belirtti. 
76 gazetecinin tutuklu olduğunu da belirten Bilici, Kürt sorununun çözümünde “adım atmak yerine idam cezasını geri getirmek isteyen bir Başbakan ile karşı karşıyayız” dedi.

Yokuş: Birşey değişmedi


Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Sevtap Yokus, kendi gençlik yılarından anekdotlar verirken, Türkiye’de insan hakları konusunda değişimin olmadığını kaydetti. Avrupa insan hakları savunucularına seslenen Yokuş “Herkesin çözüme yöneldiği bu süreçte desteğe ihtiyacımız var” dedi. Yeni anayasa tartışmalarına değinen Yokuş, yeni anayasanın Türkiye’deki çatışmalara çözüm bulması gerektiğini kaydetti. Yokuş, yeni anayasa için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Vatandaşlık tanımı, yerel özerkliğin tanınması, anadilde eğitimin önünü kapatacak her türlü engelin aşılması.”



Encü: Roboskî tanınmalı


Roboskî katliamında çok sayıda yakınını yitiren Ferhat Encü de Roboskî katliamını anlatırken, sınır ticareti, devletin döşediği mayınlar ve hava saldırına ilişkin bir sunum yaptı. “Biz bu sınırları tanımıyoruz” diyen Encü’nün konuşması sırasında Roboskî katliamı ve sonrasında ailelerin adalet arayışının fotoğraflarla anlatıldığı bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Katliam söz ederken “Devlet bomba olup gökten üzerimize yağdı” diyen Encü, AP’nin Roboskî katliamını insanlık suçu olarak tanınmasını isteyerek, “Roboskî’de adalet sağlanmazsa gelecek karanlık olacak” dedi.

Göral: Kadın cinayetleri arttı


Akademisyen Özgür Sevgi Göral ise yılın ilk altı ayında 93 kadının öldürüldüğünü ve AKP döneminde kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığını söyledi. Göral, siyasi, toplumsal önlemlerin alınmadığına dikkat çekerek, “Kadın cinayetlerini Kürtlere mal etmek, ırkçı ve ayrımcı bir yaklaşımdır” dedi. Göral, yaşanan mevcut savaşın şiddet olgusunu dayattığını kaydetti.