BÊRÎTAN SARYA/ANF/ŞEHBA


İhat Hatip, Suriye Devrimi’nin başlarında kurulan Liwa Şimal Demokratik isimli İdlibli askeri gücün yönetiminden. O ve örgütü, Cephet El Nusra, Ehrar Şam, Feylak Şam vb. selefi örgütlerin Türkiye tarafından büyütülerek kendileri gibi devrimci örgütlere saldırtılması sonucu 2014’te İdlib’den çıkmak zorunda kaldı. Liwa Şimal Demokratik, bugün Şehba’da Devrimci Güçler bünyesinde mücadele ediyor. Suriye Demokratik Ulus İttifakı üyesi olan İhat Hatip, Türk devletinin devrimin başından beri İdlib politikasını ve Astana 6’le karar altına alınan Türkiye’nin İdlib’deki muhaliflerin garantörü olmasını ANF’ye değerlendirdi.


Çeteleri Türkiye besledi

İhat Hatip, Türk devletinin El Nusra Cephesi’ne karış mücadele bahanesiyle İdlib’i resmen işgal girişiminin, daha önce hazırlanan ve yaşama geçirilen planın tamamlanması olduğunu söyledi. 2012’den önce İdlib halkının kendi askeri güçlerini oluşturduğunu fakat sonra Türkiye ve Katar’ın bu örgütler arasına sızdığını anımsatan İhat Hatip, “2012’de İdli’de muhalif güçler içinde Cephet El Nusra ve Feylak Şam, Ahrar u Şam’a azdı. Türk istihbaratı bunları çok güçlü destekledi, güç haline getirdi, onlarla da yetinmeyerek Türkistan ve Özbekistan’dan gurupları İdlib’e gönderdi” dedi. 


2013’ten beri müdahale ediyor

İhat Hatip, Türk devletinin güç haline getirdiği çeteler aracılığıyla 2013’ten itibaren İdlib halkına müdahale etmeye başladığını ve İdlibli yurtseverlere savaş açtığını kaydederek, şunları söyledi: “Güç olduktan sonra halkın içinde alenen görünmeye başladılar ve saklanmaya gerek duymadılar.  O zaman camilere ve Cuma hutbelerine el koydular, kendileri istedikleri gibi hutbe okuttular. İnsanların yaşam tarzına karışmaya başladılar. Mahkemeler kurdular. İnsanların onların karanlık ve zalim fikirlerine uymasını istediler. Türkiye, kim halkın iyiliği için hareket ediyor ve çalışıyorsa onlara savaş başlattı. Sadece kendi çıkarlarına iş yapanları destekledi. Biz de Liwa Şimal Demokratik olarak İdlib’i bırakmaya mecbur kaldık.”


Tüm çeteleri İdlib’e topladılar

Türkiye, İran, Katar, Suriye, Rusya’nin anlaşarak başta Halep ve Şam olmak üzere Suriye genelinde ne kadar karanlık fikirli cihatçılar varsa hepsini İdlib topraklarına getirip yerleştirdiğini söyleyen İhat Hatip, “Suriye’nin güneyinden Cephet El Nusra’yı getirdiler. İdlib bir terör yuvası olarak göstermek için Humus’tan ve Suriye genelinden Cephet El Nusra’yı ve tüm karanlık güçleri getirip oraya yerleştirdiler. Tüm bu olanların faturasını sivil halk çekti. Çünkü getirdikleri tüm bu gruplar İdlib’de birbirleriyle çatışıyorlardı. Onlardan dolayı ne yaşam kaldı ne de ekonomi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi rejim de intikam alırcasına İdlib halkı üzerine bombalar yağdırdı. Şimdi Türkiye, 3-4 yıl önce ektiği tohumların meyvesini toplamaya çalışıyor. İdlib’i resmen işgal etmek istiyor” diye konuştu.


Amaçları Efrîn’i çembere almak

İhat Hatip, Türkiye’nin İdlib’i işgal etme isteminin altından Efrîn’i çember altına almak hesabının yattığını vurgulayarak, ”Türk devleti Astana 6’da İran ve Rusya ile anlaşarak İdlib’i kendi kontrolüne almak istiyor. Bu doğrultuda hazırlık yapıyor. Türk devleti, İdliblileri ‘Cephet El Nusra’yı çıkarırım’ vaadiyle işgal durumuna razı etmeye çalışıyor. Normal koşullarda İdlib halkı Türk devletinin girişini işgal olarak görür ama şu anki durum nedeniyle sesini çıkaramıyor” dedi.





Türk devleti düşmandır


Cephet El Şamiye'den koparak Cephet El Ekrad’a katılan Xalid Abdo, Arap halkına seslendi: “Bizi 400 yıl ezen Türk devleti dostumuz değil. Dede düşmanı, torun dostu olamaz.”

Cephet El Ekrad’ın Arap komutanlarından Xalid Abdo, 2012'de muhalif olduğunu sanıp yer aldığı Cephet El Şamiye adlı çeteden iki yıl sonra ayrılarak Cephet El Ekrad’a katılmış. Cephet El Ekrad saflarında hem DAİŞ hem de diğer çetelere karşı savaşıp yaralanan Xalid Abdo, yaşadıklarını anlattı.

Halep/Hulluklu olan Xalid Abdo, Suriye iç savaşı öncesi yörenin tüccarlık yapan zengin kişilerinden biriymiş. 2012'de kendini muhalif olarak adlandıran Cephet El Şamiye isimli çeteye katılmış. Kilit önemde görevler üstlenip liderleriyle birlikte önemli toplantılara katılmış: “O toplantılarda liderlerinin kendi menfaatleri için çalıştığını, devrimci olmadığını gördüm. Hepsinin kişisel hedefleri vardı. İnsanların ölmesi umurlarında değildi. Ölenlerin ailelerine verilecek parayı veya yaralılara gelen parayı da kendilerine alıyorlardı. Bu hırsız takımının, rejimi yıkmak veya devrim yapmak gibi bir derdinin olmadığını anladım." 


Cephet El Ekrad ile ilişki

Hulluk’ta yer alan ve ticari açıdan önemli olan Maber El Riz sınır kapısının komutanı olduğu süreçte Sultan Murad, Nuredddin Zenki, Ehrar-u Şam, Sittaş, Cephet El Nusra vb. çetelerin, tüm tekliflerini reddeden Xalid Abdo, Cephet El Ekrad ile tanıştığını söyleyerek, devam etti: "O süreçte tanıştığım Cephet El Ekrad’ın diğerlerinden farklı olduğunu anladım. Cephet El Şamiye’den ayrılıp Cephet El Ekrad’a katıldım. Cephet El Ekrad’a katıldıktan sonra Maber El Riz kapısını Cephet El Ekrad kontrole aldı ve oradan geçen sivillerin tümü bizleri çok sevdi. Gelip gidenler bize, ‘Ne zaman tüm bölgeleri kontrol edip bizi o hırsızlardan kurtaracaksınız’ diyorlardı."


Halk memnundu, çeteler değil

Halk, kapının Cephet El Ekrad’ın denetiminde olmasından mutluydu fakat çeteler değildi. Çeteler birleşerek bize karşı çok fazla saldırı yaptı. Yoğun saldırılar karşısında kapıyı bırakmak zorunda kalıp Şêx Meqsûd’a çekildik. Sürekli aramızda çatışmalar yaşanıyordu. Tüm çeteler birleşip Şêx Meqsûd’u çembere aldılar, bize saldırdılar. Onların karşısında dik durduk, Şêx Meqsûd ve Eşrefiye’ye sokmadık. 


Yaralanıp iyileşince DAİŞ’e karşı

O yoğun çatışmalarda yaralandım. İyileşince arkadaşlarımla beraber DAİŞ’e karşı savaşmaya gittim. Şêx Meqsûd’dan Şehba’ya geçip DAİŞ’le çatıştık. Onları Til Şehir’den çıkardık. Orda da halk bizi çok iyi karşıladı. Ben bir Suriye vatandaşı olarak ne DAİŞ’in ne de Türklerin bana hükmetmesini istemem. Biz bu vatanın çocuklarıyız ve kanımızın son damlasına kadar bu vatanı savunacağız.”


Türk devletinden dost olmaz

Şu anda Şehba’nın işgal altındaki bölgelerinde ve Türkiye’de kalan Arap halkına seslenmek istediğini söyleyen Xalid Abdo, Türk devleti ve Erdoğan'ın kötülükten başka bir anlamının olmadığını söyledi. Xalid Abdo, şöyle seslendi: "Demokratik Federasyon'un Suriye halkları olarak hepimize faydası var, zararı yok. Türkiye’de olanlar vatanınıza geri dönün. Türk istihbaratının ve Sultan Murad’ın oyunlarına gelmeyin. Türk egemenleri bize 400 yıl hükmetti. Dedelerimizin düşmanının torunlarının dostu olması imkânsız. Türk devleti Osmanlı rüyasını görüyor, istiyor ki bu topraklar yeniden onların olsun, yine hükmetsinler. Arapları falan sevdikleri de yok. Türk devleti hiçbir halkın dostu değildir, kendi halkının bile. Arının ve Suriye halklarının kardeşliğine hizmet edin.” 


 ŞEHBA