Türkiye son günlerde bir Bayırbucak Türkmenleri söylemi tutturmuş gidiyor. Faşist iktidarların bir yere saldırmak için önceden yükselttikleri propagandanın benzeri bir kampanya yürütülmektedir. Türkiye birden Bayırbucak Türkmenlerini hatırlamıştır. Beşar Esad’la sarmaş dolaşken hiçbir böyle Türkmenlerden söz etmiyordu. Açık ki Bayırbucak Türkmenleri diyerek Suriye ve Rojava’ya müdahalesine zemin yaratmak istemektedir. Zaten biz Bayırbucak Türkmenlerinin ismini MİT TIRlarının yakalanması sonrasında duyduk. El Nusra gibi faşist çetelere götürülen silahları kamufle etmek için Bayırbucak Türkmenlerine yardım gidiyordu demişlerdi. Zaten şimdi faşist çetelerle ilişkilerini deşifre ettikleri için Can Dündar’ı ve Erdem Gül’ü zindana atmışlardır. Dünya karşısında ağır suç işledikleri için bunun açığa çıkarılması Türkiye'ye, daha doğrusu AKP Hükümetine ihanet olarak değerlendirilmiştir. Yani sorun Bayırbucak Türkmenlerine giden yardımın açığa çıkarılması değildir. Çünkü böyle bir şeyin açığa çıkarılması ne ajanlık ne de ihanet kategorisine sokulabilir; olsa olsa AKP Hükümeti bundan gurur duyardı. Ama böyle olmadığı için MİT tırları hakkındaki yayınlardan rahatsızlık duymuşlardır. Amiyane deyimle yarası olan gocunur. 

AKP Hükümeti ya da Türkiye'nin Türkmenler diye bir derdi yoktur. Bunlar sadece araç olarak kullanılmaktadır. O günkü politikalarına uygunsa araç olarak kullanırlar, yoksa görmezlikten gelirler. Bunun en somut ifadesi Telafer Türkmenleridir. Herhalde en yoğun Türkmen nüfusu Telafer’de bulunmaktadır. Ancak IŞİD Telafer’i işgal edip Türkmenleri katliamdan geçirince AKP'nin hiç sesi çıkmamıştır. Ya Şii oldukları için sesini çıkarmamıştır ya da IŞİD’le ilişkide oldukları için! Her iki durum da AKP Hükümeti için utanç vericidir. Ancak AKP Hükümeti IŞİD’le ilişkili olduğu için, hatta Musul ve Telafer’in alınması konusunda IŞİD, Irak Baasçılarıyla ilişkili olduğu için Telafer’in işgaline ve katliamına sessiz kalmıştır. Telafer’e en fazla sahip çıkan ise PKK olmuştur. Telafer Türkmenlerine her türlü yardımı vereceklerini açıklamışlardır. Hatta Şengal ve Telafer’in IŞİD’e karşı ortak mücadele etmesi gerektiğini söylemişlerdir. 

Telafer, Bayırbucak Türkmenlerinin belki de 40-50 katından fazla bir nüfusa sahiptir. Hem de Türkmen özelliklerini hiç de kaybetmemişlerdir. Hatta tarih boyu Osmanlı ve Türkiye ile ilişkisi olan Türkmenlerdir. Her ne kadar Şii olmaları onları Osmanlı ve Türkiye'ye mesafeli kılmışsa da, Türkmen özelliklerini hiçbir biçimde kaybetmemişlerdir. Ancak IŞİD saldırıp Türkmenlerin tümünü göç ettirince Türkiye hiç sahip çıkmamıştır. Zaten onlar da Türkiye-IŞİD ilişkisini bildiklerinden yönlerine Türkiye'ye değil Bağdat’a çevirmişlerdir. 

Türkiye Maliki iktidarına düşman olduğundan Baasçılar ve IŞİD’le anlaşarak hem Musul’un hem de Telafer’in düşürülmesinde rol oynamıştır. Telafer Türkmenleri de Şengal gibi katliama ve soykırıma uğratılmışlardır. Şu anda Şii Türkmenlerin vatanı olan Telafer’de Türkmen bırakılmamıştır. Bu konuda AKP'nin neden gıkı çıkmıyor? IŞİD’in Telafer katliamları neden Türk basınında işlenmiyor. Türkiye halkı hem bu soruyu sormalı hem de Telafer Türkmenlerinin katliamında suç ortaklığı yaptığı için AKP Hükümetinden hesap sormalıdır. 

Sadece Telafer’de değil, IŞİD Kerkük’e saldırdığında da Türkiye'nin bir tepkisi ortaya çıkmamıştır. Kerkük’te de Türkmen bulunmaktadır. Kürtlere karşı olduğunda Türkmen yaygarası koparır, ama sıra IŞİD’e geldiğinde hiç Türkmenlerden söz etmemektedir. Türk devletinin bir insani yaklaşımı yoktur; siyasi çıkarı gereği ya sahiplenmekte ya da yüzüstü bırakmaktadır. Yüzüstü bırakmasının en somut kanıtı Telafer Türkmenlerinin IŞİD tarafından katliama uğratılmasına ses çıkarmamış olmasıdır. 

AKP Hükümeti ve tüm Türkiyeli siyasetçiler Kürtler için kardeşimiz derken, kimse bizi birbirimizden ayıramaz derken, ama pratikte bunun gerçekleştiğini hiç görmedik. Sadece 1990’lı yıllarda Saddam’dan kaçan Kürtleri ABD isteğiyle Türkiye'ye kabul etmiştir. Türkiye sınırlarını geçtiklerinde ise bizzat Kürt halkı yardımcı olmuştur. Bunun dışında hiçbir zaman Kürtlerin acısına sahip çıkmamıştır. Bırakalım dışarıdaki Kürtlerin acısına sahip çıkması, Türkiye sınırları içindeki, yani Bakurê Kürdistan’daki Kürt halkına bile sahiplenmemiştir. Hatta en büyük acıları Kürtlere yaşatmakta tereddüt etmemiştir. Aynı şimdi işgalci güç gibi her gün bir yerde günlerce sokağa çıkma yasağı koyarak.

Birkaç bin Bayırbucak Türkmeni için kıyamet koparan, kardeşim, ayrımız gayrımız yok dediği (zaten sorun da bu nedenle çıkmaktadır) Kürtlerin akrabaları olan, sadece suni sınırlarla ayrılan Rojava Kürtlerine dünyada görülmedik düşmanlık yapmaktadırlar. IŞİD ile ittifak yaparak Rojava Kürdistan halkının kendi kendini yönetme iradesini ezmek istemişlerdir. Kürtlere yönelik tüm El Nusra, IŞİD ve Ahrar El Şam saldırılarının arkasında kesinlikle Türkiye vardır. Bu kadar Bayırbucak Türkmenleri deyip bir propaganda kampanyası yürütürken, Kobanê’ye IŞİD’i saldırtarak Kobanê düştü düşecek diyenlerin Kürtler kardeşimizdir sözüne kim inanır? Akılsız ya da hiçbir politik bilinci olmayan Kürt bile inanmaz. Olsa olsa işbirlikçilikte, düşkünlükte sınır tanımayan Muhsin Kızılkaya ve Orhan Miroğlu gibi fosil kişilikler inanabilir. 

Geçen gün bir programda Muhsin Kızılkaya yüzü kızarmadan "AKP IŞİD’le niye ilişki kursun” diyerek AKP-IŞİD ilişkisi vardır diyenlere soruyordu. Tanımasak geri zekalı ya da hiçbir şey bilmeyen biri konuşuyor diyeceğiz. Bu beyefendiye sorarlar; AKP Rojava Kürdistan Kürtleri ile dost mu? Onların kendi kendini yönetmesine nasıl bakıyor? PYD’ye, YPG ve YPJ’ye AKP nasıl bakıyor? AKP bunlara düşman değil mi? Dolayısıyla bu düşmanlarını etkisizleştirmek için IŞİD’le sarmaş dolaş olması anlaşılır değil mi? IŞİD Girê Sipî'deyken (Til Abyad) memnun olan AKP, burası Kürt ve Arap ortak güçleri eline geçince nasıl tepki vermiştir? AKP'nin IŞİD’le dostluğu bu nedenle anlaşılır değil mi? Tüm dünya bu gerçeği bilirken Kürt olduğunu iddia eden Muhsin Kızılkaya niye AKP IŞİD’i desteklesin diyor. Muhsin efendi, hiç değilse bu konuda sus! Kürt karşıtlığı üzerinden Esad karşıtlığı üzerinden oluşan bu dostluğa yok deme. Çünkü sen görmesen de biz görüyoruz; burnun Pinokyo gibi uzadıkça uzuyor. 

Muhsin Kızılkaya bu yaklaşımıyla Kürt ihanetinin nerelere vardığını göstermektedir. Muhsin bey, birkaç yıldır IŞİD ile AKP, IŞİD ile MİT kucak kucağadır; sen böyle söylerken MİT ve Saray Gladyosu kıs kıs gülüyordur. Bir Kürt’ü ne güzel kullandıklarıyla övünüyorlardır. Muhsin efendi, hiç değilse bu AKP Cerablus’ta IŞİD’ten memnun, ama Kürtlerin oraya girmesini kabul etmiyor diye kendine sormalısın. Herhalde buna da Türkiye PYD’yi tehlikeli görüyor cevabı vereceksin. Öyle ya şefleri bizim için PYD tehlikesi önceliklidir demiştir. 

Muhsin’in neden PKK karşıtı olduğunu anlıyoruz. Ama hiç değilse muhakeme namusunu korusun. Hiç değilse herkesin gördüğü açık gerçekler konusunda kem küm etmesin. Yoksa bu kafa ile cehennemde cayır cayır yanacaktır. 

Gerçekten de bu Türkiye neden bu kadar Bayırbucak Türkmenlerini savundu, ama Rojava Kürdistan'a düşman? Tüm Kürtler, Türkler, Araplar, Çerkezler, aydınlar, aydın olmayanlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar, Aleviler bu soruyu kendilerine sormalıdırlar. 

Türkiye'nin Rus uçağının hava sahasını bir iki saniye ihlal ettiği için vurduğuna kimse ikna edilemez. Öyle ya Yunanistan uçaklarıyla sık sık it dalaşı yaptıkları bilinmektedir. ABD uçakları Suriye üzerinde sık sık uçarken, bu ihlali yaparken Türkiye'nin hiç babalandığı görülmemiştir. Rus uçağı ne ihlal nedeniyle, ne de Bayırbucak Türkmenleri için vurulmuştur. Bu alandaki El Nusra ve benzeri faşist çeteleri korumak ve cesaretlendirmek için Rus uçağını vurmuştur. NATO üyesi olarak Rusya’nın kendisine misilleme yapamayacağını düşünerek bu saldırıyı yapmıştır. Şimdi de NATO’ya güvenerek Rusya’dan özür dilemiyor, sen özür dile diyerek kabadayılık yapıyor. 

Tayyip Erdoğan tüm faşist siyasetçiler gibi çıkarına olan her şeyi kullanmaktadır. Bu kafa ile mutlaka bir yere toslayacaktır. Çünkü bir gün çirkin şantajlarına boyun eğmeyen bir gücü karşısında bulacaktır. Özellikle IŞİD ile yaptığı suç ortaklığının hesabını bir gün mutlaka verecektir. 

Türkiye Bayırbucak Türkmenlerine gösterdiği sahiplenmeyi kendi sınırları içindeki Kürtlere ve onların akrabalarına göstermediği müddetçe Ortadoğu'da başı beladan kurtulmayacaktır. Çünkü Kürt düşmanlığı Türkiye'yi yanlış politika ve ilişkilere götürmektedir. Bu da bir gün Türkiye'yi aklına getirmediği sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır.