Her sabah kötü bir kâbusla uyanıyormuş gibi oluyoruz; bir yandan daha yataktan kalkar kalkmaz acaba yeni bir şey var mı diye elimiz bilgisayara, telefona gidiyor. Diğer yandan da her gün kendini çoğaltarak tekrar eden ölüm haberleri hepimizi derinden yaralıyor…

Daha birkaç gün önce Van’da 12 genç insanın öldürülmesinin hüznünü, öfkesini yaşarken, birkaç gün sonra İstanbul Sultanahmet’te Alman turistlere yönelik saldırının şokunu yaşadık. Yapılan açıklamalara göre, intihar bombacısı Türkiye’ye birkaç gün önce giriş yapmış Suriye kökenli bir IŞİD militanı…

Dikkat çekici olan şey ise yargının muazzam hızı; olayın hemen ardından "Türk Yargısı" hızla tıpkı Suruç, Diyarbakır, Ankara’da olduğu gibi yayın yasağı getirdi. Bu kararla hangi kamu yararı gözetiliyor, bunu henüz hiç birimiz anlayabilmiş değiliz…

Ancak daha ilk bakışta garip bir paradoksla karşı karşıyayız. Türk Medyası ve hükümet ısrarla bu saldırıların kurbanlarının kimliğini ignore ederek, saldırıların Türkiye’ye yönelik olduğunda ısrar ediyor. Muhakkak bu saldırılar Türkiye’ye kaybettiriyor. Türkiye dışarda istikrarsız bir görüntü veriyor, Turizm bu saldırılardan oldukça kötü etkileniyor vs.

Bunların hepsi doğru!

Fakat IŞİD’in saldırılarının mağdurlarına dikkatlice baktığınızda tuhaf bir tesadüfle karşılaşıyorsunuz! 

IŞİD’in hiçbir saldırısında doğrudan "Sünni/Türk" kitle hedef alınmamış; Diyarbakır’da HDP mitingine katılmış kitleye yönelik saldırı olmuş, Suruç’ta Kobanê’yle dayanışma etkinliğine katılmış yüreği sevgi, merhamet dolu genç insanlar hedef alınmış, Ankara’da barış mitingi için bir araya gelmiş her ulustan barış yanlıları katledilmiş…

Sultanahmet saldırısında da IŞİD aynı çizgisini sürdürmüş; doğrudan Almanları hedef almış. Yine doğrudan "Sünni/Türk" kitle ile karşı karşıya gelmemeye çalışmış. 

Aslında dikkat ederseniz; bununla hükümet bizzat kendine oy veren kitlenin hedefi haline de gelmemiş oluyor. Her ne kadar saldırılar Türkiye’nin siyasal coğrafyasında oluyorsa da; AKP seçmeni bu saldırıların doğrudan hedefi olmamış…

Bunu söylerken AKP seçmeni böylesine barbarca, alçakça saldırıların hedefi niye olmuyor veya olsun demiyorum; ama bu durumu da önemli bulduğumu söylemek istiyorum. 

Yani bu saldırılar AKP hükümeti döneminde yaşanmış olmasına rağmen AKP’de herhangi bir oy kaybında yol açmadı. Hatta tam tersine ülkede bir iç savaş havası estirilerek, seçmenden iç ve dış düşmanlara karşı birlik olmak adına oy talep edildi…

Burada AKP medyasının her sıkıştığında çok sık kullandığı bir üst aklın olduğunu bize düşündüren oldukça fazla tesadüfle karşı karşıyayız…

Ankara merkezli "Global Politika ve Strateji Kuruluşu"nun daha yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre; Türkiye nüfusunun yüzde 9,3 IŞİD’i bir terör örgütü olarak görmüyor, yüzde beşi ise IŞİD’in yaptıklarını destekliyor. Daha da kötüsü; ankete katılanların yüzde 21’i IŞİD’i İslam’ın temsilcisi olarak görüyor…

Varsayalım ki, AKP hükümetleri ve IŞİD arasında direkt veya dolaylı ilişki olduğunu iddia edenler AKP hükümetlerine iftira ediyorlar. Böyle bile olsa burada bir problem yok mu?

Türkiye kamuoyunda IŞİD gibi cani bir örgütün bu kadar çok kamuoyu desteğine sahip olması NATO üyesi, AB üye adayı bir hükümeti çoktan endişelendirmeli ve bu duruma karşı tedbir almaya sevk etmeliydi. 

Ancak gerek iç kamuoyunda gerek uluslararası kamuoyunda tam tersi bir kanaat oluşmuş durumda. Hadi IŞİD’e aktif desteği bir yana bıraktık; AKP hükümetlerinin yanlış Kürt politikası ve Suriye siyasetinin IŞİD’i güçlendirdiği konusunda kamuoyunda güçlü bir kanaat oluşmuş durumdadır.

Her ne kadar yayın yasağı getirilmiş olsa da bu saldırıyı farklı kılan yeni bir durum var. Daha önceki saldırılarda yayın yasağı ile karartılmaya çalışılan gerçeklik bu kez daha kapsamlı bir araştırmanın konusu olacak gibi gözükmektedir…

IŞİD ve PKK birlikte yapmıştır gibi saçmalıklarla kamuoyunu yanıltmaya çalışmak artık mümkün değildir. Ortada dikkatlice tasarlanmış bir saldırı var ve bu saldırı doğrudan Almanları hedef almış…

Bir hafta önce Türkiye’ye gelmiş bir saldırganın hangi bağlantıları kullanarak; nerede konakladığı, saldırı hazırlığını kimlerle yaptığı, kimlerin yardımcı olduğu gibi daha birçok soru diğer saldırılarda olduğu gibi geçiştirilmeye çalışılırsa; dünya kamuoyunda Türkiye /IŞİD ilişkisi daha fazla sorgulanır hale gelecektir…