Küresel salgına, AKP-MHP-Ergenekon koalisyonunun faşist yönetiminde yakalanan Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da karartma hali yaşanıyor. İktidar, çeşitli tedbirler aldığını duyursa da ırkçı, dinci ve sermayeden yana perspektifini aşamadığı için büyük çoğunluğu bireysel korunma yöntemleriyle baş başa bıraktı.

AKP-MHP hükümeti, hiçbir hazırlık yapmadan karşıladığı küresel salgın karşısında geç ve yetersiz tedbirlerin yanı sıra tek merkezden doğru olmayan bilgi akışıyla toplumu yanıltmaya devam ediyor. Test kitleri, test sayısı, hastane, sağlık çalışanı ve ekipman konusunda yanıltıcı bilgiler veren hükümet, önceki akşam itibarıyla Sağlık Bakanı’nın ağzından salgının tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a yayıldığını kabullendi. HDP, toplumsal sağlığı tamamen göz ardı eden, adeta ‘başınızın çaresine bakın’ diyen iktidarı eleştirerek, hukuk devleti olmayan Türkiye’nin, sosyal devlet olmadığının da salgın nedeniyle bir kez daha görüldüğünü vurguladı.

Türk Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün önce ne yaptıklarını anlatan ve defalarca Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ile damadı Maliye Bakanı Berat Albayrak’a şükran ve minnet sunan bir açıklama yaptı, ardından da yazılı olarak son rakamları paylaştı.

Bakan Koca, vakaların ülke geneline yayıldığını söyledi. Yerli solunum cihazının seri üretimine başlanacağını ve Sağlık Bakanlığının 32 bin personeli işe alıcağını duyuran Koca, geçen hafta ihraç bile ediyoruz diye övündüğü test kitlerinden Çin’den getirdiklerini söyledi. Koca, önce gece itibarıyla vaka sayısını bin 529’a, hayatın kaybedenlerin sayısının da 37’ye çıktığını paylaştı.

Marketlere kısıtlama

Türk İçişleri Bakanlığı, valiliklere, marketlerin çalışma saatlerine, marketlerde alışveriş yapan müşteri sayısına, şehir içi ve şehirler arası çalışan toplu taşıma araçlarına yönelik ek genelge gönderdi. Genelgeye göre, il ve ilçelerde tüm marketler 09.00-21.00 saatleri arasında hizmet verecek.

Yeni gelenlere karantina

Yurt dışından uçakla İstanbul’a gelen yolcular, Sakarya’daki Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı Sabahattin Zaim Yurduna yerleştirildi. 348 yolcu, 14 gün boyunca gözetim altında tutulacak. Kentteki 3 öğrenci yurdu daha yurt dışından gelecek yolcular için boşaltıldı, odalar dezenfekte edildi.

Kamuda asgari sayı

Erdoğan imzasıyla yeni bir genelge Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. Genelgeye göre, kamu hizmetlerini aksatmayacak ekilde, ihtiyacı karılayacak kadar asgari sayıda personelin bulundurulması artıyla çalıtırılma biçimine bakılmaksızın kamu kurum ve kurulularında çalıanlara, uzaktan çalıma, dönüümlü çalıma gibi esnek çalıma yöntemleri uygulanabilecek.

Maskecilere baskın

Türk İçişleri Bakanı ile Türk Sağlık Bakanı, maske üreticilerine baskın yapıldığını, bazılarıyla anlaşma yapıldığını, diğerlerine de zaman verildiğini bildirdi. İçişleri Bakanı, ”Bütün üreticilere eş zamanlı baskın yaptık. Sağlık Bakanlığımızla sözleşme yapmaları için onları tekrar uyardık” dedi.

316 hesaba takip

Türk İçişleri Bakanlığı, sosyal medyada Covid-19 salgınıyla ilgili görüntü ve ses dosyası yayan 316 hesap sahibi hakkında adli işlem yapıldığını bildirdi.

Şeffaflık bu olamaz

Türkiye’nin, süreci şeffaf bir şekilde yürütmemesi kaygıları arttırıyor. Testlere ilişkin belirsizlik sürüyor. Sağlık Bakanlığı yaygınlaştırıldığını söyledi ama yine bakanlığın kendi verilerine göre test sayısında düzenli bir artış yok. Bizzat bakan Dr. Fahrettin Koca, Çin’den gelen yeni test kitlerinin kullanılmaya başlandığını bildirdi. Nerelerde ne kadar test yapıldığı ve sonuçlarına ilişkin bilgiler Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) elinde bile yok.

TTB,  salgınla daha etkin bir mücadele yürütmek için bakanlığa her gün sorular yöneltiyor;

  • Bugüne kadar kaç test yapıldığı, pozitif çıkanların il ve ilçe, yaş ve cinsiyete göre dağılımı,
  • Kaç tip test kullanıldığı ve bunların özellikleri,
  • Hastanın başvurusu ile testlerin sonuçlanması arasında ne kadar süre geçtiği,
  • Tanısı doğrulanmış vakalarda ateş, öksürük, nefes darlığı, ishal, vb bulguların dağılımı,
  • İllere göre tanısı doğrulanmış ya da Covid-19 şüphesiyle hasta yatırılan hastane sayısı,
  • Bu hastanelerin kurumsal/sektörel (Sağlık Bakanlığı, kamu üniversitesi, vakıf üniversitesi, özel sektör) dağılımı,
  • Bugüne kadar kaç sağlık çalışanına test yapıldığı,

Bu soruların cevabı henüz verilmedi. Her hastaneden sadece bir kişi, ne kadar test yapıldığını ve sonuçlarını biliyor, o da doğrudan merkeze gönderiyor. Hastayı muayene eden, Covid-19 şüphesiyle test yapılmasını isteyen hekimin bile sonuçtan haberi olmuyor.

Kriz böyle yönetilemez

”Şeffaflık bu olamaz. Bir kriz böyle yönetilmez” diyen TTB Başkanı Sinan Adıyaman, DW Türkçe’den Emine Algan’a yaptığı açıklamada da bu tip salgınlarda politikanın yeri olmadığını hatırlattı. Vakalara dair bilgilerin hekimlerden bile saklanmasının, politik sebepleri olduğunu düşünen Adıyaman, ”Bölge bölge, il il, hastane hastane kaç test yapıldı, kaçı pozitif çıktı, kaçı negatif, bakanlık bunları söylemek zorunda. Bunu bileceğiz ki ona göre hem toplum hem sağlık çalışanları olarak gerekli tedbirleri alalım” dedi.

Hastaneler dolu

DW Türkçe’nin sahadaki hekimlerden edindiği bilgiye göre kamu hastaneleri, Covid-19 şüphesiyle yatarak tedavi gören hastalarla dolu. Çoğuna test yapılmadığı için resmi veriler zaten gerçek tabloyu yansıtmıyor. Yapılan testlerin sonucu da hekimlere bildirilmediğinden, Türkiye’nin salgında ne durumda olduğu belirsiz. Tedavi görenler arasında çok sayıda sağlık personeli de var. Örneğin büyük bir kamu hastanesindeki üç enfeksiyon uzmanından ikisi tedaviye alındı. Bir başka kamu hastanesinde üç gün önce, Covid-19 şüphesiyle tedavi gören dört kişinin hayatını kaybettiği biliniyor, ancak bu kişilerin resmi verilere yansıyıp yansımadığı bilinmiyor. Başka bir kamu hastanesinde bir hekimin, koronavirüs belirtileri gösteren hastası için test istediği, test yapılmadan hastanın hayatını kaybetmesi üzerine, kendisinde de aynı semptomları gören hekimin test yaptırmayı başaramayınca kendini karantinaya aldığı, gelen bilgiler arasında.

Bilim Kurulu bile

Sağlık çalışanları arasındaki Covid-19 vakaları da giderek yaygınlaşıyor. Neredeyse her hastanede yoğun bakıma alınan sağlık çalışanları olduğu bilgisi geliyor, ancak bunları resmi olarak teyit etme imkanı yok. TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Samet Mengüç, hekimlerin sürecin dışında bırakıldığını ve bilgi edinemediklerini belirterek, ”Başından beri testlerin tek laboratuvarda yapılması, bilginin tek elde toplanması içindi. Oradaki görevliler de Sağlık Bakanlığı dışında hiçkimseye bilgi verilmeyecek diye uyarılmıştı. Bilim Kurulu’nun bile yapılanlardan tamamen haberdar olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

Türkiye çok gecikti

Dünya Sağlık Örgütü’nün, daha çok, daha yaygın test yapılması için ısrarcı olduğunu vurgulayan TTB Başkanı Sinan Adıyaman, ”Türkiye şu anda çok gecikti, maalesef. Çok gecikti ama biz bunu söyleyince de malum çevrelerin hedefi oluyoruz” diyerek, şunları ekledi: ”Bakan bizim yaptığımız açıklamaları maksatlı bulmuş. Bir kez daha söyleyelim. Biz bilim ve akıl ne diyorsa onu yaparız, bu eleştirilerden ve uyarılardan tek maksadımız, halkın ve sağlık çalışanlarının sağlığını korumak. Başka hiçbir maksadımız yok.”

Hangi iller tehdit altında?

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, salgının hangi illerde çıktığını, hangi illerin büyük tehdit altında, test sayısının neden düşük olduğunun açıklanması gerektiğini söyledi.

AKP’nin toplumu salgına karşı hazırlamadığını belirten Beştaş, “Toplumu hazırlamadığı gibi halk sağlığını korumak için gerekli tedbirleri de almadı” dedi. Beştaş, salgının hangi illerde çıktığını, hangi illerin büyük tehdit altında, test sayısının neden düşük olduğunun açıklanması gerektiğini belirterek, “Biz baştan beri HDP olarak şunu söyledik; şeffaflık, virüsle mücadelede temel ihtiyaçtır. Sadece ölenlerin sayısı vermek ve bugün 7 ya da 3 yaşlımızı kaybettik diye tweet atmak, aynı zamanda yaşlılarımızın, büyüklerimizin ölümünü de meşrulaştıran bir dile tekabül ediyor. Yaşlılar için ayrımcı bir virüs ama daha çok yoksulların, işsizlerin, emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırdığı için acımasız bir virüs” şeklinde konuştu.

Sosyal devlet olmadığı açık

 Salgına karşı iktidarın mücadelesini yeterli bulmadıklarını ifade eden Beştaş, şöyle devam etti: “Çünkü halkı, toplumsal sağlığı tamamen göz ardı eden, adeta kaderiyle baş başa bırakan, başınızın çaresine bakın diyen bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Hukuk devleti olmadını artık bütün dünya biliyor. Korona salgını bir gerçeği daha görünür kılıp altını çizdi; Türkiye bir sosyal devlet de değildir.”

Beştaş, sağlık çalışanlarının da işe iade edilmeleri gerektiğine değinerek, şöyle devam etti: “Peki halka ne diyorlar? Tek bir çağrıları var; evde kal. Evde hayat olması için evin mutfağında yiyeceğin, zahirenin, ısınmanın, elektriğin, iletişim olanaklarının olması lazım. Önerilerimizin dikkate alınmasını talep ediyoruz. TTB, SES başta olmak üzere sağlık kurumlarının önerileri dikkate alınmıyor, tek taraflı bir çalışma yürütülüyor.”

 Bütün önergeler reddediliyor

 Tüm yaşananlar karşısında Meclis’in tutumunu eleştiren Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu ana kadar Meclis’te, Genel Kurul’da toplum sağlığını koruyan, buna ilişkin önlemler getiren hiçbir yasa tasarısı görüşmedik. Bizim ve diğer muhalefet partilerinin korona virüsünün değişik kesimlere dönük etkileri konusunda verdiğimiz bütün önergeler AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Meclis çatısı altında bütün partilerden eşit sayıda vekil katılımıyla bir kriz koordinasyon ekibi kuralım. Halkı doğru bilgilendirelim, şeffaflığı sağlayalım ve halk sağlığını her şeyin önüne koyalım, dedik. Bu da reddedildi.”

 

İşini kaybetme korkusu

Koronavirüs pandemisi tüm dünyanın en sıcak gündem maddesi haline gelirken ekonomi de salgından kriz boyutunda etkileniyor. Türkiye’de yapılan son araştırma, yurttaşların işini kaybetme korkusunun, koronavirüs korkusunun öne geçtiğini gösteriyor.

Dünya Gazetesi için StratejiCo. ve ERA Araştırma işbirliğinde hazırlanan ve Koronavirüs Gündem Araştırması için 19-21 Mart arasında 12 ilde 18 yaş üstü 406 kişiyle bire bir görüşüldü.

Araştırmada en dikkat çekici veri, kişinin kendisi ya da aileden birinin işini kaybetmesine yönelik endişesinin virüse karşı duyulan genel endişe oranını geçmesi oldu. Yani insanlar yaşamını kaybetmekten değil, işini kaybetmekten daha çok korkuyor. Araştırmaya göre, koronavirüs salgınından dolay endişeli olanların oranı yüzde 37’den yüzde 63’e yükseldi.

Buna karşın önümüzdeki aylarda kendi işini ya da aileden birinin işini kaybetmesi konusunda endişe duyanların oranı yüzde 68 olarak gerçekleşti.

 
 

Tekçi rejimin propagandası

Türk iktidarı, yüz yüze eğitime verilen bir haftalık aranın ardından ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için TRT-EBA TV ile Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden ”uzaktan eğitim”e, dinci-ırkçı propoganda ve acemiliklerle başladı. Eski Başbakan Adnan Menderes’in idam edilmesine ilişkin görüntülerin öğrencilere uzaktan eğitim etkinlik saatinde izletilmesi tepki topladı.

EBA TV üzerinden başlayan uzaktan eğitimin ilk gününde Adnan Menderes’in idam görüntülerinin animasyonu öğrencilere izletilirken, müfredatta olmayan ders içerikleri ve ilahili teneffüs araları, eğitim sendikalarınca yakın takibe alındı. Türk Eğitim Bakanı Ziya Bakan Selçuk, görüntüler hakkında ”Etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum” açıklaması yaptı. Dün de soruşturma başlatıldığı ileri sürüldü.

HDP Eğitim Politikaları Spor ve Kültür-Sanat Komisyonu Sözcüsü Sevtap Akdağ Karahalı, uzaktan eğitim programındaki eksiklere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, uygulamanın ilk gününden eğitim teknikleri konusundaki eksiklere dikkat çekilerek, ders içeriklerinin zorluk ve anlaşılırlık düzeylerinde, anlatım tekniklerinde sıkıntıların olduğu, yoğun kullanım dolayısıyla sağlıklı internet erişimi sağlanamadığı belirtildi.

Teknik eksikliklerden ötürü pedagojik olarak da vahim sorunların olduğuna değinilen açıklamada, “Ortaokul öğrencilerine Adnan Menderes’in idamıyla ilgili video izlettirilmesi bunların başında gelmektedir. Ders aralarında ‘ara nağme’ isimli programda ilahiler dinletilmesi, temel derslerle yarışan hatta onları aşan miktarda din dersi programının konulmuş olması gibi uygulamalar böylesi olağanüstü dönemde dahi eğitim süreçlerini, siyasi iktidarın ideolojik-politik ihtiyaçlarına göre düzenleme yaklaşımının göstergeleridir. AKP-MHP iktidarının yaratmak istediği tekçi rejimin ‘biat eden, kindar nesil’ yetiştirme arzusunun eğitim içeriklerindeki yansımasıdır. Milyonlarca öğrencinin gelişimini, psikolojisini etkileyecek bu yaklaşım kabul edilemez” ifadeleri yer aldı.

 
 

Toplum da inanmıyor

   

Yapılan bir araştırmada, katılımcıların yüzde 59,9’u hükümetin açıklamalarını inandırıcı bulmadı.

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin 29 ilde yaptığı ankette ”Salgınla mücadele kapsamında alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 61,3’ü ”Hayır”, yüzde 30,8’i ”Kısmen”, yüzde 7,9’u ”Evet” yanıtını verdi.

”Hükümetin salgınla mücadele politikasını nasıl buluyorsunuz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 8,2’si ”Çok başarılı buluyorum”, yüzde 45,3’ü ”Kısmen başarılı buluyorum”, yüzde 22,4’ü ”Hiç başarılı bulmuyorum”, yüzde 21,7’si ”Başarılı bulmuyorum”, yüzde 2,4’ü ”Hükümetin salgınla mücadele politikasından haberdar değilim” diye cevap verdi.

   

Katılımcılara ”Sağlık Bakanlığının veya hükümet sözcülerinin konuya ilişkin açıklamalarını (hasta sayısı, karantina tedbirleri vs.) güvenilir/inandırıcı buluyor musunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 59,9’u ”Hayır”, yüzde 26,7’si ”Kısmen”, yüzde 13,4’ü ”Evet” şeklinde yanıt verdi.

Katılımcılara ”Covid-19 ile mücadele için sizce ne yapılmalı?” sorusuna birden çok yanıt verildi. Birden fazla yanıtın verildiği soru için katılımcıların yüzde 85,7’si Hastalık teşhis kiti her kentte ve çok sayıda olmalı”, yüzde 84,8’i ”Maske, dezenfektan, sabun vs. koruyucu medikal ve temel temizlik malzemelerine herkesin sahip olması sağlanmalı”, yüzde 82,3’ü ”Tüm sağlık merkezleri Covid-19 Tedavisinde gereken ihtiyacı karşılayacak biçimde yeniden düzenlenmeli/ devlet hastaneleri biçiminde işlev görmeli”, yüzde 78,1’i ”Bakanlık hastalığın kaç kişide hangi kentlerde ve bölgelerde enfekte olduğunu, tedavinin içeriğini ve yaşamını yitirenleri her gün düzenli olarak açıklamalı”, yüzde 76,4’ü ”Hastalığın var olup olmadığına dair tıbbi teşhis sürecine sadece yurtdışı bağlantılı olanlar değil herkes tabi olmalı”, yüzde 63,8’i ”Toplu yaşam alanlarından olan Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmesi sağlanmalı”, yüzde 55,5’i ”Sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli, şeklinde yanıt verdi.

”Salgın gündeme geldikten sonra maske, dezenfektan, kolonya, temizlik malzemeleri gibi basit koruyuculara erişiminiz nasıl oldu?” sorusuna yüzde 39,6’sı ”Hiçbirine kolay ulaşamadım; pahalı ve sınırlı biçimde ancak alabildim” yanıtı verdi.

    HABER MERKEZİ