NATO ile ABD’nin diğer müttefikleri gibi saldırıyı destekleyen Türkiye durumdan nemalanmaya çalışarak Suriye’de ‘güvenli/uçuşa yasak bölge’nin genişletilmesini istedi. 

ABD’nin, İdlib’deki kimyasal madde kaynaklı ölümlerden Şam yönetimini sorumlu tutarak Suriye’ye düzenlediği hava saldırısı, uluslararası siyasetteki keskin cepheleşmeyi de bir kez daha ortaya koydu. Donald Trump yönetiminin dün sabaha karşı düzenlediği saldırıya ilk destek İsrail’den geldi. Saldırıya onay verdiklerini açıklayan diğer ülkeler ise İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Polonya, Japonya ve Avustralya oldu. 

NATO Esad'ı suçladı

NATO da ABD’yi destekleyerek Suriye’ye düzenlenen hava saldırısından Suriye rejimini sorumlu tuttu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ABD'nin Suriye'ye düzenlediği hava saldırısından Şam yönetimini sorumlu tutarak "Kimyasal silah kullanımı kabul edilemez , cevapsız bırakılamaz ve sorumlulardan hesap sorulmalı" dedi. Stoltenberg, saldırılar konusunda ABD Savunma Bakanlığı tarafından önceden bilgilendirildiğini de açıkladı.

 AB de destekledi

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk da ABD'nin Suriye saldırısıyla ilgili attığı Twitter mesajında şu yorumu yaptı: "ABD saldırıları, barbarca kimyasal saldırılara karşı kararlılık gösterilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. AB, Suriye'deki vahşetin sona erdirilmesi için ABD ile birlikte çalışacaktır." 

Türkiye’den aynı nakarat

Füze saldırısına destek veren Türkiye ise Suriye’de en etkili iki güç olan ABD ile Rusya arasındaki gerilimden nemalanmaya çalıştı. Saldırıya desteğini hemen açıklayan Türkiye Suriye’de ‘güvenli bölge’ ve ‘uçuşa yasak bölge’ ilan edilmesi çağrısını yineledi. Açıklamalar, Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’tan geldi. 

Erdoğan: Olumlu ama yetmez

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ABD'nin füze saldırısını olumlu olduğunu ancak bunu yeterli görmediğini söyledi. 

Dün Suriye sınırındaki Hatay'da bir konuşma yapan Erdoğan şunları söyledi: "Esed rejiminin bu hava üssü kimyasal ve konvensiyonel silahlarla işlediği savaş suçlarına karşı atılmış somut bir adım olarak bunu olumlu bulduğumuzu buradan Hatay'dan ifade etmek istiyorum. Yeterli mi? Ben bunu da yeterli görmüyorum."  

Erdoğan ayrıca artık ‘Suriye’de ciddi ve netice almaya dönük adımlar atılmasının zamanı geldiğini’ de savundu.

Kürt düşmanlığı politikası

Türkiye’nin ‘güvenli bölge’ ve ‘uçuşa yasak bölge’ ile hedefi sahada güç kazanan ve Reqa dahil birçok alanda etkili bir şekilde ilerleyen Kürtler ile müttefiklerine yönelik avantaj elde etmek. Ancak bu politikası ABD’ninkiyle uyuşmuyor. ABD, YPG’nin öncülüğündeki QSD’nin en güvenli müttefikleri olduğunun altını çizerek DAİŞ’e karşı sahada işbirliğinin güçlenerek devam edeceğini belirtiyor. 

Rusya ve İran tepki gösterdi 

İdlib’de 70’ten fazla kişinin ölümüne yol açan kimyasalı Suriye ordusunun atmadığını savunarak saldırılara en açık biçimde karşı çıkanlarsa, Şam rejimin en güçlü müttefiki Rusya ile bölgesel müttefiki İran oldu. Çin de itidal çağrısı yaparak ABD’yi eleştirdi. İngiltere’nin eski Suriye büyükelçisi Peter Ford da "Esad deli değil" diyerek kimyasalı Suriye rejiminin attığı tezine karşı çıktı.

Şam ve Moskova Türkiye ile El Nusra’ya işaret etmişti

Rusya da İdlib’teki ölümlere Türkiye destekli El Nusra Cephesi’ne ait kimyasal silah deposunun vurulmasının yol açtığını açıklamıştı. ABD’nin saldırısından sadece bir gün önce Rus Dışişleri Bakanlığı İdlib’de meydana gelen saldırı konusunda "Esad yönetimini suçlamak için çok erken olduğu" belirtmiş ve derinlemesine soruşturma çağrısı yapmıştı. Aynı gün Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim de İdlib’te kimyasal silah kullanmadıklarını yineleyerek, DAİŞ ve El Nusra'yı sivillerin arasında kimyasal silah depolamakla, bu silahları da Türkiye'den getirmekle suçlamıştı.