• Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında PKK'nin attığı adımlardan biri olan silah yakma töreninin üzerinden bir yıl geçti. Devlet halen gerekli yasal ve hukuki düzenlemeleri hayata geçirmiş değil. Töreni izleyenlerden biri olan yazar ve siyasi gözlemci Adil Osman, "Türkiye bir yıldır neyi bekliyor?" diye sordu.

 

PKK, Rêber Apo'nun 27 Şubat tarihli çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde kongresini toplayarak fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldı.

Rêber Apo, İmralı Cezaevi'ndeki tutsaklarla birlikte Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında tarihi bir çağrı yaptı. 9 Temmuz'da yayınlanan görüntülü çağrıda, "Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum" vurgusu öne çıktı. Tarihi bir adım olarak anılan silah yakma töreni ise 11 Temmuz’da Besê Hozat öncülüğünde 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu tarafından gerçekleşti. Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu törene, birçok bölgeden aralarında siyasetçi, yazar, hukukçu, gazeteci, sanatçı, sivil toplum örgütü temsilcisinin olduğu çok sayıda kişi katıldı. Silêmanî kırsalındaki Şikefta Casenê'de düzenlenen törende konuşan Barış ve Demokratik Toplum Grubu Sözcüsü Besê Hozat, "Tüm bunların devam etmesi, gerçekleşmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç var" şeklinde konuştu. 

Kürdistan, Türkiye ve dünya kamuoyunun gündemine oturan bu tarihi adım sonrası, sürecin tarafı olan devlet ve iktidar kanadından da aynı gün peş peşe olumlu açıklamalar geldi.

Süreç geldiği aşama itibarıyla şimdi 'çerçeve yasa'nın Temmuz'da çıkıp çıkmayacağına ve kapsamına sıkışmış durumda. Devlet aklının oyalamaya dair “teslim” alma üzerinden kurgusu, Kürt tarafınca reddediliyor. Silah yakma törenine tanıklık eden yazar ve siyasi gözlemci Adil Osman, törenin yıl dönümü dolayısıyla MA'ya konuştu.

 

PKK bir tercih yaptı

Tarihi tören ve sonrasında Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı adımlara karşı Türkiye’nin eş değer adımlar atmadığını belirten Osman, “PKK, çatışmaları sonlandırdı ve bir grup gerilla silahlarını dünya kamuoyunun önünde yaktı. Bu tören ile ‘biz sırtımızı barış ve demokratik siyasete dayıyoruz’ mesajı verildi. Kürt halkının varlık mücadelesinde önemli bir yer alan silahın yerine siyaset tercih edildi. Kürtler artık varlıklarını kabul ettirdi. Şimdi kimliğini, yerel yönetimlerini, dilini istiyor. Kürtler attık ötekileştirilmek istenmiyor. Devlet artık inkar siyasetini Kürtlere karşı kullanamaz” dedi.

Tarihi bir eşikti

Silahların yakılma anının tarihi bir eşik olduğunu vurgulayan Osman, şöyle devam etti: “Gerillalar bu törenle demokratik ulus, demokratik toplum, demokratik çumhuriyet iddialarını kararlılıkla gösterdi. Bütün dünyaya ‘barış için hazırız, üzerimize düşen her şeyi yapacağız’ mesajı verildi. Elbette tek taraflı bir niyet beyanı ve adım atma Kürt sorununun çözümü için yeterli değil. Kürt Özgürlük Hareketi ile Sayın Öcalan’ın attığı adımlara karşılık devletin de yasal düzenlemeler yapması gerek. Silahlarını yakan gerillalar başta olmak üzere bütün gerillaların demokratik siyaset yapmasının önü açılmalıdır. Gerillalar siyaset yapmak istiyor. Demokratik bir entegrasyon ancak devletin dönüşümü ve atacağı adımlarla mümkündür. Demokratik bir entegrasyon için demokratik siyaset, demokratik siyaset için ise Anayasa’nın değişimi şarttır. Yasaların değiştirilmesi için ne bekleniyor? Türkiye bir yıldır neyi bekliyor? Kaybedilecek zaman yok, bir an önce yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet bu adımı atmayarak kaygıları arttırıyor.”

Konjonktüre göre

Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler çerçevesinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne yaklaşım sergilediğine dikkat çeken Osman, “Türkiye Ortadoğu’da yaşanan kimi gelişmelerden faydalanmak, bu gelişmeler çerçevesine adım atma ya da atmama arayışında. Son dönemde yaşananlar, devlet zihniyetinin değişmediği yönünde ciddi emareler veriyor. Tarihi törenin üzerinden bir yıl geçti ancak Başûr’da hâlâ yüzlerce köye girişler yasak, gitmek isteyenler engelleniyor, evleri tahrip ediliyor” diye konuştu.

NATO'nun savaşta eli var

Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun silahlarını yakmalarının yıl dönümünde NATO’nun Ankara’daki zirvesine dikkat çeken Osman, şunları ekledi: “Kürtlere karşı yürütülen bu savaş aynı zamanda bir NATO savaşıdır. NATO’nun Kürtlere karşı yürütülen savaşta eli var. NATO’nun bu savaşa son vermesi gerek. Kürtleri inkar etmek çözüm değil. NATO’nun da siyasetini değiştirmesinin zamanı geldi. NATO’ya üye devletlerin başkanları, Türkiye’ye Kürt sorunu ekseninde çözüm odaklı adımlar atması için çağrılar yapmalı. Avrupa’nın bütün devletlerinde her halk kendi dili, kimliği, kültürüyle yaşıyor. Neden Kürtler kendi kimlik, dil ve kültürleri ile yaşamasın? NATO, HTŞ’yi, El-Kaide’yi, Taliban’ı neden devlet sahibi yaptı? Neden Kürtler özgür yaşamasın? Türkiye, Avrupa devletleri gibi yasalarını değiştirmeli ve Kürtlerin haklarını yasalarla güvence altına almalıdır. Sayın Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşması için Kürtlerin haklarının yasal güvenceye kavuşturulması gerekir. Kaygılar artmadan adımlar atılmalı.” HABER MERKEZİ