Çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız
- On yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun çok aşamalı olmasının kaçınılmazlığını vurgulayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, atılan adımları, küçümsemek ya da olduğundan büyük göstermemek gerektiğini söyledi.
- Doğan, "Eksiklerini elbette söyleyeceğiz. Eleştirilerimizi tabii ki yapacağız. Eksiklerini toplumsal mücadeleyi büyüterek tamamlamaya çağırıyoruz. Bu teklif, ortak geleceği birlikte kurabileceğimiz hukuki zeminin ilk taşıdır” dedi.
- Sözcü Doğan, teklifin bütün sorunları çözecek nihai bir düzenleme olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu düzenleme, bir başlangıç. Ardından gelecek demokratik düzenlemelere tabii ki ihtiyacımız var" diye konuştu.
Sürecin ilk adımının değerini, yolun tamamının alınmış olmasından değil, yürünecek yolu mümkün hale getirmesinden aldığını vurgulayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, şunun altını çizdi: "Bundan sonra yapılması gereken; bu başlangıcı birlikte yaşamın, eşit yurttaşlığın, demokratik siyasetin ve kalıcı barışın kurucu zeminine dönüştürmektir."
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Türkiye Meclisi Başkanlığına sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"yle ilgili dün partisinin Genel Merkez'inde basın toplantısı düzenledi. Doğan, DEM Parti'nin Eşbaşkanları, İmralı Heyeti, MYK üyesi milletvekilleri, Grup Başkanvekilleri, Grup Yönetimi üyeleri, Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri ve Adalet Komisyonu üyeleri ile Demokratik Bölgeler Partisi'nin Eşbaşkanlarının teklife imza attığını hatırlattı. DEM Parti'nin ilk defa bir yasa teklifine imza attığını hatırlatan Sözcü Ayşegül Doğan, "Ortak geleceğimiz için, Türkiye'de demokratik yaşam için atılmış ilk imzalar. Böyle bir önemi ve değeri de var. Silahlı çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçişte yeni bir dönemin ilk adımı" dedi.
Yol, uzun ve meşakkatli
"Yol uzun, yol meşakkatli, yol kolay değil" diyen Doğan, sürecin iniş ve çıkışlarının olacağını, olası riskleri azaltmak için çağrılar yaptıklarını, görüşmeler ve istişarelerde bulunduklarını söyledi. Doğan, "On yıllardır süren mücadelenin, ödenen bedellerin, yaşanan kayıpların, yürütülen müzakerelerin ve barış arayışlarının somut bir çıktısı ve sonucuyla karşı karşıyayız" diye konuştu.
Bir inşa sürecidir
Barış süreçlerinin kolay olmadığını kaydeden Doğan, "Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, gelecek yüzyılı birlikte inşa etme yolunda bütün bu adımlar atılıyor" dedi. Doğan, 'Barış ve Demokratik Toplum Süreci' olarak adlandırdıklarını hatırlatarak, şöyle devam etti: "Barışı kurmak zaten kendi başına bir süreç. O yüzden biz ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ olarak adlandırıyoruz bu süreci; bir inşa süreci. Bir gün, bir an ya da bir dönemle sınırlı olmayan siyasi ve hukuki bir inşa süreci. On yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun çok aşamalı olması da kaçınılmaz."
Küçümsemek ya da büyütmek
Teklifin eksiklerinin bulunduğunu ve bunları dile getireceklerini bildiren Doğan, şunları söyledi: "Böyle dönemlerde atılan adımları, ne olduğundan büyük göstermek ne de küçümsemek, görmezden gelmek, eksikleri nedeniyle değerini zayıflatmak, doğru bir yaklaşım olur. Eksiklerini elbette söyleyeceğiz. Eleştirilerimizi tabii ki yapacağız. Önerilerimizle süreci güçlendirmeye çalışacağız. Hep söyleye geldiğimiz üzere eleştiriler, öneriler, yapıcı katkılar bu süreci zayıflatmaz; aksine güçlendirir, kalıcı hale gelmesi için de gereken mekanizmaların ortaya çıkmasını sağlar."
Nihai düzenleme değil
Doğan, teklifin bütün sorunları çözecek nihai bir düzenleme olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu düzenleme, bir başlangıç. Bir anda Türkiye’yi demokratikleştirecek bir yasal düzenlemeden de bahsetmiyoruz. Böyle sihirli bir etkiyle Kürt sorununu da çözmeyecek. Tüm bunlar bizim ortak mücadelemize bağlı bundan sonra ama tüm bunlar için çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız."
Ardından gelecek düzenlemeler
Teklifin, ortak geleceği birlikte kurabilecekleri hukuki zeminin ilk taşı" olduğunu vurgulayan Doğan, "Bundan sonra tarihsel değerinin doğru anlaşılması ve uygulanması için ardından gelecek demokratik düzenlemelere tabii ki ihtiyacımız var" diye konuştu.
Ülkeye dönüş yolu
Teklifin kapsamının tartışıldığına işaret eden Doğan, düzenlemenin "ülkeye dönüş yolu”nu açtığını kaydetti. Doğan, "Ülkeye dönmek; silahlı çatışmadan demokratik hayata geçmek ilk kez ayrıntılı ve öngörülebilir bir hukuk prosedürüne bağlanıyor" dedi. Geçmişte çıkarılan bazı düzenlemelerin "bireysel kopuş, etkin pişmanlık, itiraf veya bilgi verme anlayışı" üzerine kurulduğunu anımsatan Doğan, bunların soruna çare olmadığını vurguladı.
İlk kez böyle bir yaklaşım
Doğan, şunları kaydetti: "Ancak ilk kez bu teklif, örgütün feshi ve silahsızlanması sonrasında ortaya çıkan kolektif durumu düzenleyen bir yaklaşım içeriyor ve biz bu yaklaşımı önemsiyoruz. İnsanları onur kırıcı bir pişmanlık ilişkisine zorlamak yerine, dayatmacılık yerine, çatışmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tanımlayan bir yasa teklifinden bahsediyoruz."
Doğan, ülkeye dönüşlerin yalnızca sınırın geçilerek gelinmesinden ibaret olmadığını belirterek, teklifin çeşitli mekanizmalar öngördüğünü söyledi.
Herkesin sorumluluğu
DEM Parti’nin demokratik siyasetin temel öznelerinden biri olarak Meclis’te gerekli hukukun kurulmasına katkı sunmak, toplumun temel talep ve kaygılarını siyasal alana taşımak ve uygulamayı denetlemek konusunda sorumluluk üstlendiğini söyleyen Doğan, bu sorumluluğun yalnızca DEM Parti’ye ait olmadığını vurguladı. Doğan, şöyle konuştu: "Bu, tüm siyasi partilerin sorumluluğu. Bu, farklı toplumsal kesimlerin aynı zamanda sorumluluğu. Türkiye’de ortak bir demokratik geleceği inşa etmek için çaba sarf eden herkesin sorumluluğu. Farklı düşünebiliriz, aynı yerlerden bakmıyor olabiliriz, farklı acıların özneleri olabiliriz. Ancak bir daha bu acıların yaşanmaması için, ülkede çatışmaların tamamen ve kalıcı bir biçimde sona ermesi için, önümüzdeki yüzyılı birlikte inşa edebilmek için bu sorumluluğu ortak bir biçimde paylaşmalıyız."
Demokratik siyaset alanı
Doğan, teklifin bir diğer olanağının demokratik siyaset alanının genişletilmesi olduğunu ifade etti. Silahların devreden çıkmasının yalnızca güvenlik alanında bir değişiklik anlamına gelmediğini söyleyen Doğan, bunun toplumsal ve zihinsel bir dönüşümü de gerektirdiğini vurguladı. Doğan, teklifin ifade ve örgütlenme özgürlüğünden yerel demokrasiye, ana dili haklarından toplumsal adalete kadar birçok talebin, şiddet ve güvenlik ekseninden çıkarılarak siyasal zeminde, demokratik bir ortamda tartışılabilmesinin önünü açacağını dile getirdi. "Bu imkan kendiliğinden ve doğrudan bir demokrasi süreci ya da sonucu üretmeyecek belki ancak demokratikleşme için bir süreç başlatacaktır" diyen Doğan, yeni bir siyasal iklime ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
AİHM ve AYM kararları
Doğan, yargı kararlarının uygulanmadığını savunarak, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6. ve 7. maddelerinde tanımlanan AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini söyleyerek "Bu yasanın gerekçesinde de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na doğrudan gönderme yapılıyor, atıfta bulunuluyor" dedi.
Rêber Apo'nun durumu
Doğan, sürecin Meclis gündemine gelmesini sağlayan ilk çağrının 27 Şubat 2025’te Rêber Apo tarafından yapıldığını hatırlattı. Kamuoyuna açıklanan mesajında "Henüz her şey çözülmüş değil" dediğini, ancak bir anahtardan söz ettiğini ve bunun bir anahtar işlevi görebileceğini ifade ettiğini aktaran Doğan, şunları söyledi: "Sayın Öcalan sürecin esas aktörlerinden biridir. Biz bunu Barış ve Demokratik Toplum Süreci başlamadan önce de ifade ediyorduk. Bunun mücadelesini veriyorduk. Bunun nedenlerini anlatmaya çalışıyorduk. Hâlâ daha anlatıyoruz. Anlatıcısı ve savunucusu olmaya da devam edeceğiz tabii ki. Esas aktörlerinden biri, belirleyici, yol ve ön açıcı öznesi düzenli ve kesintisiz bir biçimde bu sürece katkı sağlayabilmeli. Koordinasyonunda yer alabilmeli. Çalışma ve iletişim koşulları buna göre düzenlenmeli."
Kurucu zemine dönüştürelim
Sürecin ilk adımının değerini, yolun tamamının alınmış olmasından değil, yürünecek yolu mümkün hale getirmesinden aldığını söyleyen Doğan, "Bundan sonra yapılması gereken; bu başlangıcı birlikte yaşamın, eşit yurttaşlığın, demokratik siyasetin ve kalıcı barışın kurucu zeminine dönüştürmektir. Silahlar sustu, parmaklar tetikten çekildi. Şimdi hep birlikte barışı ve barışın koşullarını olgunlaştırma zamanı. Birlikte olgunlaştırmalıyız bu koşulları. Barış için olanakları birlikte arttırmalıyız" ifadelerini kullandı.
Acıları yarıştırmayalım
Doğan, barış sürecinin aynı zamanda bir empati süreci olduğunu savunarak, "Acıları yarıştırmak acı getirdi, acıları yarıştırmayalım. Bir daha asla dememek için yaşadıklarımızı unutmayalım, ancak kaşımak için hatırlatmayalım" dedi. Doğan, siyasi çıkarlar, oy kaygıları, siyasi rekabet ve parti çıkarlarının sürecin önünde engel oluşturmaması gerektiğini de vurguladı. "Bu fırsatı güçlendirmeliyiz. Iskalanmasına izin vermemeliyiz. Heba etmek isteyenlere olanak sağlamamalıyız ve bunu hep birlikte yapmalıyız" diyen Doğan, devletin, iktidarın, muhalefetin ve kamuoyunun süreci ciddiyetle ele almasının hayati önem taşıdığını söyledi. Doğan, "Barış ve demokrasi hepimizin ortak ihtiyacı. Herkesi güçlendirir" diyerek yeni dönemin anahtar kelimelerinin "sorumluluk, ciddiyet, demokratik olgunluk ve cesaret" olması gerektiğini ifade etti.
Komisyon aşaması
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Doğan, yasa teklifinin Adalet Komisyonu'na geleceğini hatırlatarak, "Biz Adalet Komisyonu'ndaki siyasi partilere, Meclis’teki tüm siyasi partilere de bir çağrıda bulunalım; güçlü bir destek vermelerini bekliyoruz. En geniş siyasal uzlaşıdan bahsettik, güçlü bir destek ve katılımla bu yasanın Genel Kurul'a gelmesi çok önemli" diye konuştu.
Tekliften kaç kişinin yararlanacağı, cezaevlerinden kaç kişinin çıkacağı, Avrupa’dan ve yurt dışından kaç kişinin döneceği, dönüş mekanizmalarının nasıl işleyeceği ve oluşturulacak kurulların koordinasyonunun nasıl sağlanacağı gibi soruların ilerleyen günlerde daha net yanıtlanacağını belirten Doğan, "Şimdiden söyleyebileceğimiz rakamlar, verebileceğimiz bilgiler değil bunlar" dedi.
Doğan, tekliften kimlerin yararlanabileceğinin açık olduğunu belirterek, bazı isimlerle ilgili siyaset yasağı getirileceğine ilişkin haberlerin doğru olmadığının teklifin kapsamının ortaya çıkmasıyla görüldüğünü söyledi. Doğan, "Ama hâlâ kısıtlayıcı tedbirler var, bunları da eksik buluyoruz. Bunların da önümüzdeki dönem giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. ANKARA