Son bir kaç yıldır AKP hükümeti hedef büyüterek 2023 yılı ekonomi ve siyasal hedeflerini de kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Türkiye siyasal olarak Başkanlık sistemine geçecek, bugünlerde 15-16 bin Dolar olan Milli Gelir ise 30 bin Dolara çıkacak. Hedef, 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP'nin 330'un üzerinde milletvekili çıkarması. Bunun için de her türlü senaryo üretiliyor. Kamuoyu araştırma şirketlerinin yanı sıra hükümetin desteğiyle kurulan 10 yıl öncesine kadar adı sanı duyulmayan düşünce kuruluşları Ankara merkezli olarak stratejiler üretiyor, bunları hükümetin yandaş medyası ile merkez medyasında topluma empoze etmeye çalışıyorlar. 

Bu strateji kuruluşlarında düşünce üretenlerin son yıllarda danışman, parti sözcüsü, TMSF ve RTÜK eliyle el konulan banka ve medya organlarında görevler verilerek, her konuda desteklendikleri de açıkça görülüyor. Bu düşünce kuruluşlarında üretilen iki senaryo var. Birincisi; ''HDP barajı aşarsa çözüm süreci biter'', ikincisi; ''HDP barajı aşsa bile 3-5 milletvekili fazla çıkarır bunu da metropollerde CHP'den alır'' senaryosudur.

 Bu iki senaryo ile AKP'de bulunan Kürt tabanına ve Kürtlere, ''HDP barajı geçerse CHP-MHP hükümeti kurulur, hükümet kurulunca çözüm süreci biter, ülkede yeniden çatışmalar yeniden başlar" mesajı verilirken, CHP'ye oy veren Alevi ve sosyal demokrat seçmene ise "HDP barajı aşarsa, AKP ile gizli ajandası var. Ülkeyi başkanlık sistemine götürecek" mesajı verilerek, HDP'nin önü kesilmek isteniyor. Ama HDP bu seçimde barajı aşarsa, mevcut denklemde, HDP desteği olmadan hükümetin kurulamayacağı bilinmeli. Bu telaş, kavga ve endişenin kökeninde bu yatıyor.

Tüm stratejiler HDP'nin barajın altında kalacağı, bu nedenle seçimlere bağımsız adaylarla girmesi üzerine kurulmaktadır. Yeniden 35-40 milletvekiliyle parlamentoya girmesi, barajı ülke gündeminden çıkararak gelecekte Türkiye halkları açısından umut olmaktan çıkarılması hedeflenmektedir. İki dönemdir bağımsız adaylarla parlamentoya giren HDP, önemli çalışmalara imza attı. Fakat barajı zorlamadan mevcutla yetinmek kendisinin tekrarı olacağı için Syriza gibi bir çıkışı, Türkiye halklarıyla birlikte gelecekte iktidara gelme umudu ve şansını da yitirir. 

AKP hükümetinin 2023 ekonomik vizyonunda toplumun ötekileştirilen kesimleri hiç yok. Türkiye'de bölüşüm ilişkilerinin son 5-6 yılda yeniden düzenlendiği biliniyor. İşveren örgütleri ve işveren konfederasyonlar arasında çatışmalar, hükümetin TÜSİAD ve ona yakın kurumlara olan bakış açısı ve sürdürülen kavga Türkiye'deki bölüşüm ilişkilerinin kavgasıdır. Kürtler bu kavganın hiçbir yerinde yok.

Türkiye 2023 yılına hazırlanırken, Kürtler bunun neresinde? Kürt sorunun çözümü için hükümetle yapılan görüşmeler devam etmekte fakat bunun müzakereye dönüşüp-dönüşmeyeceği konusunda henüz hükümet tarafında ortaya çıkmış net bir irade yok. 

TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Sedat Şükrü Ünlütürk, sermayenin Kürt illerine yaptığı yatırımları şöyle anlatıyor: "Yatırımcı gidiyor, nasıl gidiyor? Mecbur oldukları için. Oradaki can güvenliği sağlanmamış olsa dahi. Çünkü başka türlü rekabet etme şansları kalmayınca, mecburen deyip işçilik maliyeti için gidiyorlar."

Ünlütürk, çıkarılan teşvikler konusunda ise, "Son çıkarılan Teşvik yasası akıllıca oldu. 6. bölgede alınan Teşvik sayısı bir bölgedekinin 4'te biri. Aslında teşviklerle arzu edilen, beklenen yatırımlar bölgeye gitmemiş" diyor. 

Ekonomik vizyonda Kürt illerinin konumuna ilişkin net veriler de yok. Türkiye coğrafyasında batı-doğu arasındaki ekonomik uçurum gittikçe derinleşmekte. Ünlütürk'ün açıklamalarında da gördüğümüz gibi, Türkiye'nin batısında kişi başına milli gelir 15-16 bin Dolara ulaşırken, Kürt illerinde 5-6 bin Dolar arasında. 

Milli gelir 5-6 bin Dolar olmasına karşın bu dengesizlik kendi içinde daha derin. Amed ile Hakkari, Amed ile Ardahan arasında ciddi uçurumlar bulunuyor. Yine Amed merkez ilçeleri arasında bile gittikçe derinleşen bu uçurumu görmek ve bunu önleyecek politikaları geliştirmek gerekir. Bu uçurumun, yoksulluğun Kürdistan'a sermaye yatırımlarıyla istihdam sağlanarak aşılacağı görüşü hem hükümette, hem de yerel anlayışlarda mevcut. Ama bu anlayış, yoksulluğun çözümünün uluslararası piyasalarda rekabetle aşılacağını ifade ediyor. Bu anlayışın kırılması ise yerel ekonominin geliştirilmesiyle mümkündür.

Yani kısacası, yatırımcılar Kürt illerini kalkındırmak ve istihdam yaratmak için değil, buradaki ucuz işgücünü kullanarak, ürettiği ürünlerle Türkiye ve dünya pazarıyla rekabet etmek için geliyor. Hükümetin 2023 ekonomik ve siyasal vizyonunda Kürtler yok. O zaman tek çözüm, Kürtlerin kendi projeksiyonlarını hazırlaması ve vizyonunu yaratmasıdır.