AMARA GÜNEŞ/HABER MERKEZİ 


K uzey Suriye-Rojava’da Kürtlerin diğer halklarla birlikte    savaş ve insanlığa karşı suçlara imza atan DAİŞ terörüne karşı verdiği özgürlük mücadelesi dünyanın ilgisini çekerken, AKP yönetimindeki Türk devletinin, bu mücadeleyi sekteye uğratma çabası da sürüyor. 

Suriye’deki varlığını daha çok çeteler üzerinden sürdüren Türkiye, himayesindeki DAİŞ ve El Kaide kökenli terör örgütlerine nefes aldırmak için büyük çaba sarfediyor. 

Türk devleti Suriye’de pozisyonunu güçlendirmek ve başta ABD olmak üzere batıdan taviz koparmak için Rusya’yı da kullanmak istiyor. 

Görüşlerine başvurduğumuz Rusya Kürtleri Ulusal ve Kültürel Otonomi Konseyi Eşbaşkanı ve Kürt Ulusal Kongresi (KNK) Üyesi Ferhat Patiyev, Türkiye’nin hem sorunlarını çözmek hem de Avrupa ve Amerika’dan intikam almak için Rusya ile ilişkilerini geliştirdiğini söyledi. 

Türkiye’nin halen Kobanê direnişi ve onu destekleyenlere öfkeli olduğunu belirten Patiyev şunları belirtti: “Türkiye, Rusya ile ilişkileri bir koz olarak kullanmak istiyor. Rusya ile ilişki geliştirerek Avrupa ve Amerika’dan intikam almak istiyor. Özellikle Rojava’da ortaya çıkan durumdan dolayı Avrupa ve Amerika’yı suçluyor. Kobanê direnişini destekleyenlere karşı Türkiye öfkeli. Rojava’nın uluslararası arenada tanınması Türkiye’yi her geçen gün daha da kızdırıyor. Erdoğan’ın açıklamalarından bunu görüyoruz. “Biz ya da Kürtler“ gibi söylemleri var. Tabii Erdoğan’ın bu şantajları tutmadı. ABD Reqa’da Kürtlerden yana tavır koydu. Bu konuda Kürtler ve Batı devletleri arasında bir çelişki ortaya çıkmadı. Türkiye’de buna yönelik tepkisini başka bir sahada ortaya koymak istiyor. Sahada, ABD ve batı devletlerine yönelik tepkisini en iyi şekilde yansıtacağı Rusya ile ilişkidir. Türkiye Rusya ile olan ilişkilerini batı dünyasına karşı kullanıyor.“ 


Kürtleri siyasi irade olarak tanımak istemiyorlar

Patiyev, Rusya’nın, Türkiye’nin çeresizliğini iyi gördüğünü ve bunu kullandığını dile getirdi. Rusya’nın Suriye’de Kürtleri, diğer halklarla ortak, bulunduğu alanda bir yönetim, söz ve karar gücü olarak görmek istemediğine vurgu yapan Patiyev, Rusya’nın Kürtleri basit bir kültürel otonomi içine sıkıştırmak istediğini şu sözlerle anlattı: “Rusya’nın hazırladığı anayasa taslağında Kuzey Suriye Federasyonu’nun statüsünü ilişkin bir şey yoktu. Kaldı ki federasyon söylemi hiç geçmedi. Kürtler açısından humaniter önerileri vardı. Kürtler için iki önemli madde vardı. İlki Suriye Arap devletinde Arap kelimesinin çıkarılıp Suriye devleti olarak kalmasıdır. İkincisi de Kürtlere kültürel bir otonomunun verilmesiydi. Yani federasyondan ve siyasi bir bağımsızlıktan bahsedilmiyordu. Sınırları net olmayan kültürel bir otonomiden bahsediliyor. Bu taslak, Suriye’de 2011’deki duruma göre olumlu bir gelişme ama şimdiki Suriye ve Rojava’daki duruma göre çok çok geri. İlk açıkladığında Kürt kamuoyunca yetersiz bir adım olarak görüldü. Rus yetkiler ile yaptığımız görüşmelerde ilk adım olarak anayasa taslağının önemli olduğunu ancak yeni maddeleri eklemeleri gerektiğini söyledik. Bu konuda ‘Sizinle görüş  alışverişi içinde olmak istiyoruz’ dedik. Tahminimce Rusya ve İran, yeni Suriye’de Kürtlerin de yer almasını istiyor ama Kürtleri siyasi bir irade olarak tanımak istemiyorlar. Sadece bazı kültürel boyutta konuyu ele almak istiyorlar.”


Eski Suriye mümkün değil

Rusya’nın şu anda istediği, eski Suriye’nin olmasının artık mümkün olmadığını da sözlerine ekleyen Kürt diplomat Ferhat Patiyev, Suriye ve Rojava’daki mevcut sorunların çözümü için tüm taraflarla görüşmelerden yana olduklarını vurguladı. 

Patiyev’in düşünce ve beklentileri şöyle: “Sorunların çözülmesi konusunda bizim düşüncemiz; görüşmelerin devam etmesidir. Gerekli olan hukuksal boyutlar devreye konulmalı. Değişim ve dönüşüm konusunda sınırlar olmamalı. Gelecekte; Rojava’daki zihniyet ve fikirler, Suriye’nin diğer bölgelerinde yaşam bulmalı. Bütün halklar için ortaya çıkarılan Rojava modeli, Suriye’nin diğer bölgelerinde de uygulanmalı.”


Kürtlerin ilerlemesi-güçlenmesi rahatsız ediyor

Kürtlerin bütün olumlu yaklaşımına rağmen Kürtlerin Suriye’de güçlenmesine Rusya’nın aynı olumlu davranışı sergilemediğini ifade eden Patiyev, izlenimlerini şu şekilde aktarıyor: “Rusya, Kürtlerin yaşadığı alanların dışına çıkmasını istemiyor. Rojava’da yaşam bulan ideolojide ulusalcılık ön plana çıkmıyor. Daha çok insani boyutu ön planda. Rojava’daki Kürtlerin, bütün diğer halkları özgürleştirme gibi bir hedefi var. Tabii dışarıda bu yaklaşım, farklı ele alınıyor. Hem Rusya hem de farklı ülkeler, bu yaklaşımı sanki Kürtler kontrolündeki bölgeyi genişletmek istiyormuş gibi değerlendiriliyor. Bunun içinde Kürtlerin öncülüğünde yürütülen mücadelenin Deir ez Zor‘a kadar ilerlemesini istemiyorlar. Şimdi Rusya basını, Reqa’dan sonra Kürtlerin öncülüğündeki güçlerin nereye doğru ilerleyeceği tartışmalarını veriyor. Rus basını Kürtler Amerika’nın bir numaralı müttefikiymiş gibi bir yaftalama içinde. Kürtlerin bir bölgeyi kurtarması, özgürleştirmesi Rus basınına göre Kürtlerin ABD’nin kontrolü altına girmesi olarak yorumlanıyor. Rusya daha çok bu bölgeleri; kendi kontrolüne almak istediği için de basın da bu tür tartışmaları yansıtıyorlar. Rusya kendi kontrolü altına almak istediği Arapların yoğun olduğu gaz ve petrol zengini Der ez Zor’a kimsenin yönelmesini istemiyor. 


‘Kuzey Suriye yönetim modeli güçlenmeli‘

Suriye üzerinde bütün uluslararası güçlerin kendi çıkarlarını korumak, hakimiyet alanını genişletmek istediğine işaret eden Patiyev, kimsenin Kürtlerin ne düşündüğünü, sorunlara nasıl yaklaştığını sormadığını ifade etti. 

Patiyev “Biz daha çok Kürtlerin bakış açısıyla sorunu gündeme koymalıyız. Şunları belirtmek gerekiyor: Kürtler, bulundukları coğrafyada ne kadar etkili oluyorsa, müttefiklerini ne kadar çoğaltıyorlarsa bu diplomatik görüşmelere de yansıyor. Öncelik, Kuzey Suriye’deki yönetim modelini daha da güçlendirmek olmalı. Şu anda bir savaş ortamı var, yeni bölgeler de özgürleşiyor. DAİŞ’e karşı bir mücadele var. Burada önemli olan DAİŞ’e karşı mücadele etmek kadar, kendi sistemini oturtmak ve güçlendirmektir. Yarın Rojava üzerine karar verilecekse var olan esaslar üzerinden verilecektir” dedi. 


Türkiye S-400 ile şantaj yapıyor


Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi ile Türk-Rus ilişkilerinin dibe vurduğunu belirten KNK üyesi Kürt diplomat Ferhat Patiyev, Erdoğan’ın özür dileme mektubundan sonra gelinen aşamada Türkiye’nin S-400 füzelerini alımına kadar işi götürdüğüne işaret etti. 

Türkiye’nin şantaj politikasını Patiyev şu ifadelerle değerlendirdi: “Burada temel soru, S-400 savunma sisteminin, Türkiye‘nin kime karşı kullanacağıdır. Türkiye, bir NATO üyesi. Rusya S-400 savunma sistemini, NATO ülkerine karşı kendini savunmak için geliştirmiş. S-400’lere şu ana kadar pek çok ülke ilgi göstermiş olmasına rağmen Çin haricinde yabancı bir ülkeye satış gerçekleşmedi. NATO ülkesi Türkiye, S-400 savunma sistemi kime karşı koruyacak? Bu konuda Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’yı karşısına alacağı düşünmüyorum. Türkiye, kamuoyunda sanki kendini Amerika ve Avrupa’dan korumak için böyle bir sistemi oluşturmak istiyormuş algısını yaratmaya çalışıyor. Bu da mantık dışı bir yaklaşım. S-400’leri Türkiye ülkesinde konuşlandırmak istiyorsa Avrupa ve Amerika ile ilişkileri koparması gerekir. Onun için de bu tür haberler daha çok şantaj ve spekülasyon içeriklidir.” 

Patiyev’e göre, Türkiye S-400 çıkışıyla bir yandan Avrupa ve ABD’ye şantaj yapıp mümkün olduğunca en büyük tavizleri koparmak, bir yandan da kendi başına bir siyaset yürütüyor algısını yaratmak istiyor.   


Rusya’nın da işine geliyor

Patiyev devamla şunları ifade etti: Türkiye “anlaştık” derken, Rusya‘nın da “anlaşma yok, mutabakat var” söylemi bilinçlidir. Rusya’da Ortadoğu’daki varlığını sürdürmek istiyor. Bu tür söylentilerle bölgede kendi başına bir siyaset yürütebileceğini göstermeye çalışıyor. Türkiye gibi bir NATO ülkesine S-400 savunma sisteminin konuşlandıracağı söylentisi, Rusya’nın da işine geliyor. Tabii bu tür konuların konuşulması farklı, pratikte uygulanması daha farklıdır. Bu tür konuşmaların, sistemin uygulanacağı anlamına gelmiyor. 

S-400 savunma sistemin Türkiye’de konuşlanması için çok ciddi nedenler gerekiyor. Öncelikle Türkiye NATO ile tamamen ilişkilerini koparması gerekiyor. Avrupa ve Amerika ile ilişkilerini koparması da Türkiye için büyük bir risk. Hem ekonomik hem de devlet sistemi olarak Türkiye daha çok Batıya bağımlı. Rusya’ya değil. 


ABD’den uyarı

Öte yandan dün açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Sözcüsü Jeff Davis, S-400’lerin NATO sistemiyle uyumlu çalışamayabileceğini dile getirdi. Pentagon Sözcüsü NATO üyesi Türkiye’nin Rus savunma sistemini almasının kendilerini endişeye sevkettiğini belirtti. Davis “Genel olarak müttefiklerin müşterek çalışabilir teçhizatları satın alması iyi bir fikir. Birlikte çalıştığımız müttefiklerimizin, ortaklarımızın, ittifaka yatırımı artıracak şeyleri satın almasını isteriz” dedi. 


Ferhat Patiyev kimdir?

KNK üyesi Kürt diplomat Ferhat Patiyev. Tambov Üniversitesi Hukuk Bölümü mezunu. 2012’den bu yana Rusya Federasyonu Halkla İlişkiler Dayanışma üyesi. 2017 Temmuz’dan bu yana Rusya Halklar Meclisi Sözcü yardımcısı görevini yapıyor. Geçtiğimiz Şubat ayında Bakur, Rojava ve Güney Kürtleri, Rusya’ya yönelik ortak deklerasyonla yayınlayarak Kuzey Suriye için federasyon statüsü çağrısı yapmıştı.  Deklerasyonu Rusya Kürtleri Ulusal ve Kültürel Otonomisi Konseyi lideri Ferhat Patiyev okumuştu.