
Gerillanın bu yürüyüşünün tarihi olduğu açıktır. Kırk yıllık mücadelenin yeni bir sürece evrilmesi anlamına geliyor. Otuz yıllık savaşın sona erme ihtimali belirmiş bulunuyor.
Kuşkusuz gerillayla yaşamı iç içe geçmiş Kürt halkı açısından da alışılması zor çok yeni bir durum. İlk önceleri omuzlarında olmayan kol gibi bu boşluğu hissedeceklerdir. Diğer yandan da büyük bedeller vererek demokratik çözüm imkanı yarattıkları için gerillaya büyük bir minnet duyacaklardır. Gerilla onurları ve gururları olmaya devam edecektir. PKK ve gerilla Kürt toplumunu özgürlükçü demokratik zihniyetle yoğurmuşlardır. Yeni bir Kürt halk gerçekliği ortaya çıkmıştır. Kürt Halk Önderinin büyük bir özenle geliştirdiği kadın özgürlük düzeyi bile yeni bir halk ve toplum gerçeğinin yaratıldığının somut kanıtıdır. Gerillanın Kürt halkı için ne anlam taşıdığını bizzat Kürt halkı dile getirebilir. Her halde mikrofonlar uzatılsa Kürt halkı gerillalar için en güzel sözleri arka arkaya sıralar; dünyada hiçbir gücün layık olmadığı övgüleri düzerler.
Türkiye için ise farklı bir önemi vardır bu yürüyüşün. Türk halkı egemenlerinin soykırımcı politikaları nedeniyle onlarca yıldır Kürtler üzerinde yürütülen zulmün vebalini taşımışlardır. Türkiye halkı komşusuna yapılan zulmün ağır travmasını şöyle ya da böyle yaşamıştır. Kürt halkı üzerinde uygulanan politika ve kirli savaş aslında Türkiye halkının da psikolojisini bozmuştur. Bu kadar ağır işkencenin, zulmün, soykırımın töhmetini yaşamak tabii ki bir toplumu ve bireylerini sağlıklı yapmaz. Bu nedenle bu kirli savaş döneminde Türkiye toplumunun ve insanının ruh halinin sağlıklı olduğunu kim iddia edebilir? Herhalde Türkiye halkı binlerce köyünü yakılıp yakılmasını, binlerce faili meçhul cinayeti, Kürtlere yapılan işkence ve zulmü duymuştur. Komşularının bu zulmü yaşamış olmalarını duymazlıktan gelebilirler mi? Dolayısıyla duyduklarında ruh halleri sağlıklı kalabilir mi?
Bu soykırım savaşının Türkiye halkı açısından çok ağır toplumsal ve kültürel sonuçları yanında başka ağır sonuçları da olmuştur. Sürekli bir savaş ortamında yaşamak, çocuklarının ölü ya da yaralı gelmesini beklemek, bunu sürekli hissetmek de ağır bir durumdur. Son yıllarda aileler çocuklarını savaşa göndermek istemediği gibi, savaşa gitmek istemeyenler de çoğalmıştı. Tüm bu durumlardan kurtulmanın değeri neyle ölçülebilir?
Türkiye’de demokratikleşme gelişmemişse, özgürlükler dar tutulmuşsa bunun nedeni de Kürt sorununun varlığıdır. Şimdiye kadar Kürtler yararlanmasın denilerek demokratikleşme adımları atılmıyordu. Kürtler üzerindeki kültürel soykırım politikası Türkiye’de birçok şeyi rehine almış, ipotek altına koymuştur. Demokratik çözüm yürüyüşüyle Türkiye toplumunun rehine ve ipotek altına alınan birçok hakkının da kazanılmasının önü açılacaktır. Eğer Kürt sorununun çözümünde Türk devletine adım attırılırsa bu aynı zamanda Türkiye halkının birçok alanda yeni kazanımlar elde etmesini sağlayacaktır. Kürtlerden fazla da Türkiye halkı birçok hak sahibi olacak, hak ve özgürlükler konusunda dünyanın en iyi ülkelerinden biri haline gelecektir. Kürt sorununun çözümünde adım atılmasının sonucu Türkiye toplumunda çok fazla pozitif sonuçlar görülecektir.
Ekonomik faturasını söylemeye gerek yoktur. Zaten bir trilyon dolar kadar, hatta daha fazla Türkiye ekonomisine yük getirdiğini bizzat Türk devlet yöneticileri söylemektedir. Bu, doğrudan sonuçlardır. Dolaylı sonuçları birkaç kat fazladır.
Gerillanın yürüyüşü tüm bu olumsuzlukları tersine çevirip olumlu parametrelerin hızla yükseldiği yeni bir Türkiye gerçeği ortaya çıkaracaktır. Bu, içeride ve dışarıda hegemonik bir Türkiye olmayacaktır. Tersine, içeride ve dışarıda demokrasi ve özgürlük değerlerinin yükselmesine etkide bulunan bir Türkiye olacaktır. Kürt sorununun çözümü bazılarının sandığı gibi hegemonik bir Türkiye değil, demokratik değerleriyle örnek bir Türkiye ortaya çıkaracaktır. Kuşkusuz bu olumlu etkinin merkezinde de demokratik ve özgürlükçü karakteri önde olan Kürt halkı olacaktır.
Bu açıdan hiç kimse gerillanın demokratik çözüm yürüyüşünü küçümsemesin, özellikle Türkiye küçümsemesin. Bazılarının bu yürüyüşe sıradan bakmasını gördükçe şaşırıyoruz. Bu tür yaklaşımlar esas olarak Türkiye gerçeğinden kopmayı ifade etmektedir. Aslında bu tür eğilimler çözüm istemeyen kimi dış güçlerin Türkiye’deki dayanaklardırlar. Gerillanın bu yürüyüş karşısında Türkiye’de herkesin bin şükretmesi ve duacı olması gerekirken önemsiz görülmesi, hatta eleştiri ve suçlamalarda bulunulması Türkiye gerçeğinden ne kadar kopulduğunu gösterir. Hangi çevreden gelirse gelsin gerillanın çözüm yürüyüşünü küçümsemek Türkiye açısından en hafif deyimle bir gaflete düşmeyi ifade etmektedir.
İç politika gereği bu yürüyüşü küçümsemekle herhalde nasıl bir duruma düştüklerini fark edemiyorlar. Bu yürüyüşü küçümsemek savaş istemektir. Daha doğrusu on yıllardır sonuç alınamayan ve Türkiye’de ağır faturası olan ezme politikasında ısrar etmektir. Bu düşünce biçimi aklı selimden uzak olmaktır. Aklı selim; gerilla Türkiye sınırları dışına çıkıyorsa, biz de demokratikleşme adımları atalım, bu işe bir son verelim der. Ama Kürtleri kültürel soykırıma uğratma zihniyeti olunca aklı selim kayboluyor; şovenist duygularla bu yürüyüşe saldırılıyor ya da küçümseniyor.
Demokrasi güçleri bu tür tutum ve söylemleri olanlara durumun ciddiyetini hatırlatmalı ve hiçbir pratik değeri olmayan ezme politikalarından vazgeçmesini istemelidirler. Gerillanın demokratik çözüm yürüyüşünü herkes takdir etmeli, bu çerçevede bin defa Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a teşekkürlerini iletmelidirler.