HDP Milletvekili Hişyar Özsoy, Kürt sorununun bölgesel ve küresel bir karakter kazandığını belirterek, “Meseleyi Suriye’de, Moskova’da, Washington’da çözemeyeceksiniz. Türkiye’nin kaçamayacağı çok yakıcı büyük bir sorun var” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkilerden Sorumlu EşBaşkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Dışişleri Bakanlığı’nın 2020 yılı bütçe telifi üzerine konuştu.
Özsoy, konuşmasında Türkiye’nin dış politikasını eleştirdi. Özsoy, “ Siyasetten ne kadar dökülen varsa oraya buraya elçi olarak atanıyor. En son Egemen Bağış, herkesin gözünün içine sokula sokula Prag Büyükelçiliği’ne atandı” dedi. Özsoy, Türkiye’nin yürüttüğü dış politikası nedeniyle yalnızlaştığını belirterek, son 10 yılda Avrupa’nın Türkiye’ye dönük algısının değiştiğine dikkati çekti. Özsoy, Amerika Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile ilgili kararları, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile müzakerelerin durdurulması gibi yaptırım kararlarını hatırlatarak, Suriye’ye dönük saldırılarla birlikte Türkiye’nin tamamen yalnızlaştığını dile getirdi. Özsoy, “Bakan (Mevlüt Çavuşoğlu) uluslararası platformlarda sık sık Türkiye’nin çok fazla itibar kazandığını söylüyor. Avrupa’daki algı tamamen değişmiş. 10 yıl önce böyle bir durum yoktu. Oylamalar tam tersineydi. Bunlar çok önemli değil diyebilirsiniz ama öyle değil. Uluslararası kamuoyu meselesidir” diye konuştu.
Bağdadiler niye Türkiye’de?
Türkiye’nin Suriye ile ilgili gündeme getirdiği “güvenli bölge” meselesi ile ilgili de konuşan Özsoy, şunları söyledi: “Suriye’de sürekli olarak ‘30 kilometre mesafe kat ediyoruz’ diyorsunuz. 30 km çekildiklerinde sanki komşu olmuyorlar mı? Bağdadi Türkiye’ye 5 km mesafede öldürülüyor. DAİŞ’in ikinci numarası Cerablus’ta öldürülüyor. Hemen Türkiye’nin dibinde. 2017’den bu yana Türkiye’nin hakimiyetinde ve istihbaratının gözetiminde olan bölgelerde bu tür meseleler oluyor. Bağdadi ailesinden çok fazla insan Türkiye’de. Ya istihbarat işini yapmıyor ya da biliyorlar, göz yumuyor ama orada çok ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünüyoruz. Buna açıklık getirilmesi lazım.”
Size kimse inanmıyor
Özsoy, Hafız Esad’ın 1970’lerde Arap Kemeri Politikası oluşturmak istediğini belirterek, aynı politikaların Türkiye tarafından hayata geçirilmek istendiğini vurguladı. Özsoy, “Bir savaş suçu. Bir demografi mühendisliği meselesi. ‘Terörle mücadele’ gerekçesiyle yaptıklarınıza hiçbir uluslararası platformlarda hiç kimse inanmıyor” dedi.
Muhammet’i yakan ordu
Özsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin Suriye’de iki yönlü politikası var; Esad gidecek, Kürtler herhangi bir siyasal statü almayacaktı. Suriye’de savaştan arta kalan ne kadar çeteci, çapulcu insan varsa ‘Milli Suriye Ordusu’ olarak isimlendirildi. Milli kavramından kastettiğiniz buysa biz HDP olarak hiçbir zaman o ‘milli’ kavramın içinde yer almayacağız. Bunun ismine fetih dediler. Fetih süreleri okutuldu camilerden. Fetih suresiyle gidip Tevbe Suresi’yle geleceksiniz. ‘Muhammedin ordusu kafirlere karşı mücadeleye gitti’ denildi. Serêkaniyê’den gelen görüntüler var. Orada gidip o evleri yakanlar, yağmalayanlar aynen şöyle diyorlar. ‘Domuzlara, kafirlere ölüm’ diye gidiyorlar malları yağmalıyorlar. Yalnız ilginç bir şey var. Muhammedin ordusu diye gönderilen o çeteler, bu çocuğun adı da Muhammet. (Suriye’de fosfor ile vücudu yandığı iddia edilen çocuk)”
Küresel karakter kazandı
Kürt sorununun ilk defa bölgesel ve küresel bir karakter kazandığını dile getiren Özsoy, şunları söyledi: “Kürtler sizin tahmin edemediğiniz kadar birleşmiş durumda. Meseleyi Suriye’de, Moskova’da, Washington’da çözemeyeceksiniz. Türkiye’nin kaçamayacağı çok yakıcı büyük bir sorun var. Yüzyıllık bir sorun. Adı Kürt meselesi. Bunu inkar ederek, buna dair pozitif bir ajanda getirmediğiniz sürece Türkiye’nin mesafe alması, Türkiye’de yaşayan halkaların huzura kavuşması mümkün değildir. Suriye’de Kürtlerle kavga edeceğinize Türkiye’de 20 milyon Kürt var. Bu insanlarla oturup sorunları demokratik bir şekilde müzakere ederseniz, kayyum atamaktan ziyade o belediye başkanları ile görüşürseniz, Selahattin Demirtaş’ı hapsetmek yerine onlarla görüşüp bu meseleleri çözerseniz. Böylece Türkiye’nin dışarıya müdahale etmesinin çok bir gerekçesi kalmayacak. Dolayısıyla Kürtlerle kavga eden bir Türkiye’nin Ortadoğu’da ilerlemesi mümkün değildir.”
ANKARA