Suat BOZKUŞ

 

Türkiye tarihinde sorunları tartışmak, halkın istemlerine göre demokratik yöntemlerle çözmek gibi bir gelenek yok. Çünkü halka dayalı bir demokrasi yok.

Bunun yerine farklılıkları her yöntemle bastırmak ve direniş olursa ezmek devletin bildiği tek yoldur. AKP-Erdoğan diktası da bunun son örneği olmuştur. AKP-Erdoğan diktası çıkmaza girince MHP-BBP ve Çakıcı, Peker, Kırcı gibi eski faşist tetikçi artıklarına sarılmıştır. Çakıcı cezaevinden Erdoğan’a hakaretler, tehditler savurmakta ve HDP’yi tehdit etmekte ise Soysuz ile yarışmaktadır.

Erdoğan yıllarca tek parti-tek adam diktasının faydalarını anlatmıştı. Ama kendi kazdığı kuyuya düşerek ilk koalisyonunu kurmak zorunda kaldı. Şimdi Bahçeli-Çakıcı çetesinin tüm şantajlarına boyun eğmek zorundadır.

Erdoğan, Cumhur İttifakı adı altında bir Çamur Cephesi ve ittifakı kurdu. 24 Haziran seçimlerinde her türlü katliam ve saldırıyla bu Çamur Cephesinin ve Erdoğan’ın kazandığı ilan edildi.

24 Haziran seçimlerinden önce yaptıkları saldırılar, Suruç’ta görüldüğü gibi HDP taraftarlarını dükkanlarında katletmeye kadar ileri gitti. Bu katiller hala Erdoğan himayesinde serbest geziyor.

Ama HDP gene de barajı aştı. Bundan sonra da İçişleri Bakanı olan şahıs HDP Eşbaşkanına telefon açıp tehditler savurmuş. Aynı kişi hemen ardından CHP temsilcilerine de saldırdı.

Açık ki, Erdoğan-Bahçeli çetesi göstermelik demokrasiye de son verip faşist diktayı ilan etmiştir. Bu diktaya karşı mücadele önümüzdeki temel görev olmaktadır.

CHP bugüne kadar görünüşte muğlak ama pratikte Erdoğan destekçisi bir politika izledi. Gerekçesi teröre karşı milli birlik beraberlik oyunlarıydı. Uzun süre MHP ile birlikte oldu. Erdoğan’a gizli destek oldu.

„Anayasaya aykırı ama EVET“ diyerek HDP’li vekillerin zindana atılmasına destek oldu. İnce’nin şahsi olarak „hayır“ demesi durumu değiştirmez.

CHP eski Genel Başkanlarından İsmet Paşa: „Bir memlekette namus erbabı, namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket iflah olmaz“(Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça...) demişti. Günümüz CHP’lileri bunu unutmuş ve de tam tersini yapıyorlar. Erdoğan, 7 Haziran’dan sonra seçim sonuçlarını tanımadı, 1 Kasım’da kan içinde yeni seçimler yaptırdı. CHP eyvallah dedi.

15 Temmuz darbesi bahanesiyle OHAL ilan edip yönetime el koydular.

Referandumda halkın iradesi alenen gasp edildi. Kılıçdaroğlu „İtiraz etseydik hepimizi öldüreceklerdi. Silahlı olarak hazır bekliyorlardı. 2019 seçimlerine hazırlanalım“ dedi.

24 Haziran seçimleri öncesi Muharrem İnce her gün meydanlarda gürledi durdu. Yağsa sel olup her yeri göğü silip süpürecek gibiydi. Bütün avukatları alarma geçirdi. Kendisi de halkın iradesine sahip çıkmak için YSK önünde bekleyeceğini ilan etti. Ama seçim gecesi kayıplara karıştı. Sokaklarda silahlı Erdoğan-Bahçeli çeteleri cirit atıyordu. İnce, gazetecilere bir twit atıp kayboldu. Ertesi günü ortaya çıktı ama hali hal değildi. Seçim gecesinin üstündeki sis perdesi hala dağılmış değil.

Şimdi de soysuzun biri hem HDP’lileri hem de CHP’lileri tehdit edip duruyor. Bugüne kadar böyle alçak bir bakan görülmedi, duyulmadı. Ama bu şahsi bir tavır değil, Bahçeli-Erdoğan çetesinin saldırısıdır. CHP’liler böyle devam ederlerse, bu çete onlardan evlerinin anahtarını da alıp sokağa atacak, evlerine bile sokmayacak.

Bugüne kadar AKP-Erdoğan’ın bütün suçlarına ortak olan ya da sessiz kalarak destek veren CHP ya siyaset sahnesinden çekilmeli ya da cesurca halk muhalefetinin içinde yer almalıdır. Yoksa Soysuz’lar onların da tabutunu bile hazırladığını ilan etmiş bulunuyor.

HDP, Kürtlerin ve tüm demokratik muhalefetin siyasi çözüm tercihinin bir ifadesidir. Kanlı saltanatlarını sürdürmek isteyen vampirler çetesi bu nedenle savaş tercihi yapmış ve HDP’ye saldırıyor. Onlar HDP’li vekilleri yeniden sayım oyunlarıyla düşürmeye ya da zindana atmaya çalışıyorlar.

Geçmiş seçimlerin üzerindeki silinmez şaibe ve erkene alınması konuşulan gelecek yerel seçimlerin heyecanı, kargaşası içinde yeni bir döneme girildi.

Demokrasi ve siyasi çözüm mücadelesi bu yeni aşamada şiddetlenerek sürecektir. Ama bu sadece HDP’lilerin mücadelesi olmamalıdır. Bu çeteden kurtulmak isteyen tüm güçler birleşmelidir.