Suriye’de savaş dördüncü yılını tamamladı. En az 200 bin kişinin öldüğü bu savaşta, 8 milyon insan mülteci konumuna düştü. Ufukta siyasi çözüme dair bir işaret görünmüyor. Ancak yeni gelişmeler var.
Mart sonunda ülkenin kuzeybatısındaki İdlib ile Cisr Şugur’un düşmesi ve uzun bir aradan sonra başkent Şam’ın Kürt mahallesi Rukneddin’de bombaların patlaması Esad yönetimini tedirgin etti.
Hatay’a komşu olan İdlib stratejik öneme sahip bir şehir. Halep-Şam yolunu tutuyor, Lazkiye hattında yer alıyor. İdlib’i ele geçiren El Nusra’nın bundan sonraki hedefinin Hama olacağı belirtiliyor. Yine Lazkiye’ye yönelik saldırıların bu hat üzerinden gelişmesi gündemde. Lazkiye’ye saldırıların başlaması yeni bir dönüm noktası olabilir.
İdlib cephesindeki gelişmeler Türkiye ile yakından bağlantılı. El Nusra öncülüğündeki gruplar, ‘Türkiye olmasaydı İdlib’i alamazdık’ diyorlar. PYD lideri Salih Muslim de İdlib operasyonun Türkiye’de planlandığını ve Türkiye’nin desteği sonucu düştüğünü söylüyor.
Geçen hafta Esad, “Çatışmaların kaybedilmesi savaşın kaybedildiği anlamına gelmiyor” sözleri Suriye ordusunun ülkenin kuzeybatısında ağır darbeler aldığının ittirafıydı. Bu aynı zamanda rejimle ile muhalifler arasında yeni bir dengenin de kurulmakta olduğuna işaret ediyordu.
Türkiye ve Suudi Arabistan öncülüğünde Suriye’ye yönelik bir işgal harekatının başlayacağı iddiaları tam da El Nusra’nın İdlib’i ele geçirmesi ardından geldi.
Sorularımızı yanıtlayan PYD lideri Salih Muslim, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar arasında diplomasi trafiği hızlanmasına rağmen Suriye’ye yönelik bir işgalin mümkün olmadığı görüşünde. Ancak bu ülkeler arasında işbirliğinin de güçlendiğine dikkat çekiyor
‘Suriye’ye müdahale olur mu’ yönünde basında çıkan iddialara Muslim temkinli yaklaşıyor. Uluslararası konjonktürün Suriye’ye yönelik bir müdahaleye uygun olmadığını söyleyen Muslim, “Tahminime göre açıkça bir müdahale zor görünüyor. Olursa bile Suriye’nin kuzeybatısına bir müdahale olabilir. Fakat bu bile, yine açıktan olmaz” diyor.
Erdoğan’ın Mart başında Suudi’lerle yaptığı görüşmelerin tam anlamıyla açığa kavuşmadığını ifade eden Muslim’e göre Suriye’de dengeleri, denklemi değiştirecek yeni bir durumun görülmediğine dikkat çekiyor.
Artık içinde fazlasıyla dış güçlerin yer aldığı bir savaşın yaşandığı Suriye’ye karşı Washington yönetimi daha derli toplu bir ‘çalışmanın’ yapılması görüşünde. Ancak ABD için öncelik Esad değil IŞİD’in bertaraf edilmesi.
Salih Muslim, Türkiye, Suudi Arabistan ve Ürdün’den son aylarda çok yoğun bir silah sevkiyatının yapıldığını belirtiyor. Ancak bu kez gönderilen silahların farklı olduğuna dikkat çeken Muslim, ilk kez ABD yapımı Tow füzleri gibi ileri teknoloji ürünü silahların Suriye’ye gönderildiğini ve İdlib’te El Nusra’nın bu silahları kullandığını söylüyor.
Başkent Şam’ı tehdit eden ciddi bir durumun olmadığını söyleyen Salih, “O cephede de değişen bir şey yok. Şam etrafındaki baz bölgeler savaşın başından beri bazı grupların elinde. Oradaki dengeler eskisi gibi devam ediyor” diyor.
Cenevre 3’e doğru giderken Esad muhaliflerle masaya oturabilir mi sorusuna ise PYD lideri Şam yönetiminin siyasal bir çözüme inanmadığını belirtti ve şöyle dedi: “Henüz işler masaya oturulacak evreye gelmedi. Esad’ın yakın zamanda muhaliflerle masaya oturacağına inanmıyorum. Çünkü siyasal bir çözüme inanmıyorlar. Edindiğimiz izlenim Esad’ın savaşı devam ettireceği yönünde.’’
Cenevre 3 uzun ve zorlu bir süreç
Cenevre görüşmelerine Kürtleri temsilen PYD’nin davet edilmesinin önemli olduğuna da işaret eden Muslim, “Artık denklemde biz varız. Halkımızın gerçeği, savaşımız, mücadelemiz bir aşamaya vardı. Cenevre’ye çağrı bunun sonucuydu. Kürtlerin haklarının elde edilmesini istiyoruz. Davet edildiğimiz ön görüşmelerdir, Cenevre 3 için hazırlık yapmaktır. Bu ne derece başarılı olabileceğini şimdiden tahmin etmek zor. Uzun ve zorlu bir süreç alacak gibi görünüyor. Ancak tüm tarafların bulunması ve görüşlerinin alınması olumlu bir adım” diyor.
Muslim, Suriye Ulusal Uzlaşı Bakanı Ali Haydar’ın “Suriye hükümeti ülkedeki Kürt siyasi gruplarla ‘özerklik’ konusunu müzakere etmeye hazırız” sözlerini ise ciddiye almadıklarını söyledi. Çünkü rejimin ciddi olmadığını ve Haydar’ın açıklamasının detaylarında ‘yeni bir şeyin olmadığını ifade etti.
PYD lideri Muslim’in anlatımlarından çıkan sonuç, Suriye’de yeni bir durum yok. Öyle görülüyor ki, Suriye’ye müdahale iddiasının Obama yönetimi üzerinde baskı oluşturmak amacıyla Türkiye ve Suudi Arabistan tarafından gündemde tutulduğu anlaşılıyor. Bunun da Körfez ülkelerinin bir blöfü ve algı operasyonu olduğu belirtiliyor.
AKP rejiminin Rojava’daki Kantonlar ve Esad’ın düşmesi dışında bir politikası olmadı. IŞİD’i ve El Nusra’yı destekleyerek mezhep savaşlarını sonuna kadar körükledi. Türkiye seçim sürecine girerken AKP’nin çok kanlı, acımasız süren savaşı daha da tırmandırması bekleniyor.