
e-posta yoluyla görüştüğümüz Hukuk Profesörü Bill Bowring'e son dönemlerde Avrupa ülkelerinin DAİŞ'le mücadele için yapılan yeni yasaları da sorduk. Zira Almanya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletleri bir taraftan DAİŞ ile mücadele koalisyonunda yer alırken bir taraftan da ülkelerinde yeni 'terörle mücadele' yasaları hazırlıyorlar. Ancak 11 Eylül sonrası çıkarılan yasalar gibi bu yasalar da çeşitli riskler barındırıyor. Kürtler gibi birçok sistem karşıtı çevrenin 'terörist' sayılarak fişlenmesi, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, vatandaşlık ile oturum hakkına el konulması, kişisel verilerin devletler arasında paylaşılması, telefon ile internet görüşmelerinin takibe alınması sadece bunlardan birkaçı. Tıpkı 11 Eylül sonrasında çıkarılan yasalar gibi bu yeni yasa da Kürtler gibi sistem karşıtlarını da ciddi şekilde etkileyecek gibi görünüyor.
Mücadele ederken haklar zedelenmemeli
"Avrupa, DAİŞ'le mücadele için gerçek manada ne yapmalı? Yasal önlemlerde vatandaşların haklarını korumanın yolu nedir? İhlaller nasıl önlenir?" sorularımıza karşılık hukukçu Bowring ise BM Özel Raportörü Ben Enmerson’ın 'terörle' mücadele ederken sivil özgürlükler ve temel hakların tamamen korunmasını sağlama konusundaki girişimlerini desteklediğini söyledi.
Yardım koridoru açılsın
Hackney İşçi Partili milletvekili Meg Hillier de Kürtlerin Kobanê’de bir katliam ile yüzyüze olduğunu hatırlatarak, "Uluslararası güçlerin desteğinin yetersiz" olduğunun altını çizmişti. İngiliz milletvekili, Kobanê'de verilen mücadeleye değinerek "YPG'nin Kobanê kentini kahramanca savunduğunu görüyoruz. DAİŞ’in ağır silahlarına karşı küçük silahlarla direniyorlar. Gerekli lojistik ihtiyaçlarının karşılanması için acil olarak güvenli bir koridora ihtiyaçları var" demişti.
HABER MERKEZİ