2009 yılındaki post-modern darbe dışında yirmi altı yıldan bu yana tanklar kışlasında çıkmamış, darbe teşebbüsünde bulunulmamıştı. 15 Temmuz akşamı Türkiye ve Kürdistan yeni bir darbe teşebbüsü ile yüzyüze geldi. Tanklar kışlalarından çıktı, savaş uçakları ve helikopterler havalandı kuvvet komutanları enterne edildi, meclis, polis özel harekat karargahı, MİT, Beştepe’deki saray savaş uçakları ile bombalandı, sivil insanlara havadan helikopterlerden ateş açıldı, sivil ve askerler yaşamlarını yitirdi, 16 Temmuz sabaha karşı darbe teşebbüsü önlenebildi.

Yetmiş bir yaşındayım. Onbeş yaşımdan buyana iki darbe, bir muhtıra, bir postmodern darbe, bir tane de darbe teşebbüsünü gördüm. Darbelerin, muhtıraların hem tanığı, hem sanığı, hem mağduru oldum. İlk darbeye tanıklığım 27 Mayıs 1960’ta idi. Onbeş yaşında idim. 49’lar davası sanıkları Ankara’da tutuklu idi. Darbeden sonra DP iktidarının tüm mağdurları ceza evlerinden tahliye edilirken, Kürt tutsaklar serbest bırakılmadılar. Üstelik Kürdistan’dan 485 şahsiyet Sivas Kabakyazı’da gözaltına alındı. 27 Aralık 1960 tarihinde bunlardan 55’i batıya sürgün edildi. Aralarında „Demokrat parti düşsün başımda parçalansın“ diyen şehit babam da vardı. 12 Mart muhtırasında Iğdır’da genç bir avukat adayı idim. Aynı yılın Eylül ayında tutuklandım. 2 ay sonra tahliye edildim. 1973 yılının Şubat ayında Siverek Emniyet amirini öldürtmeye azmettirme iddiası ile gıyaben tutuklandım.  

Diyarbekir-Siirt illeri Sık. Kom. As. mahkemesinde idamla yargılandım. 1973 seçimlerinden sonra 11 aylık tutukluluğum sona erdi. Aynı delillerle Samsun 2. Ağır ceza mahkemesinde beraat ettim. 12 Eylül darbesi olduğunda İstanbul’da avukatlık yapıyordum. Anti-demokratik mahkemelerde Türk ve Kürt devrimcilerinin, İsmail Beşikçi’nin savunmanlığını yaptım. Aydınlar bildirisine imzalamam nedeni ile hakkımda dava açıldı. Dava daha sonra ortadan kaldırıldı. 12 Eylül vahşetinin canlı tanıklarından birisiyim.

Türkiye’de yapılan darbelerin, verilen muhtıraların üç gerekçesi vardı: a-Kürtçülük, b-İrtica, c-Komünizm, 1990’lardan sonra komünizm darbe gerekçesi olmaktan çıkarıldı, diğer iki gerekçe olduğu gibi kaldı. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün „Yurt’ta Sulh Konseyi“ adına okunan bildirisinde de yine vatanın bölünmez bütünlüğü, irtica tehlikesinden söz ediliyor, Türkiye’nin bölünme ile karşı karşıya kaldığı belirtiliyordu. Ayrıca rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma gibi gerekçelerde ekleniyordu. Türkiye aslında 7 Haziran seçimlerinden bu yana darbe sürecine girmiş, darbeyi yaşamaya başlamıştı. Darbe sürecini 27 Aralık 2013 ve 2014 MGK’nun „Kürt Özgürlük Hareketini çökertme planına“ kadar götürebiliriz. 15 Temmuz akşamı 27 Aralık darbesinin öncüsü Gülen Cemaatı ile ordudaki Kemalist kanadın en ırkçı kanadı olan ve Kürdistan’daki vahşetin uygulayıcıları bir araya gelmiş, darbe yapmaya kalkışmıştı.

Darbeciler başarılı olsalardı Kürdistan’ın genelinde yoketme eylemine devam edeceklerdi. Kürdün tercihi ne darbeciler, ne de tek adam diktatörlüğündedir. Kürtlerin tercihi kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmaları, özgür ve demokratik bir ortamda özgürce yaşamalarındadır.

Bu yazının yazıldığı sıralarda CHP ve MHP Genel başkanları Beştepe’de Erdoğan’ın huzurunda idi. Daha dün biz „Kaçak Saraylara gitmeyiz“ diyenler şimdi tıpış tıpış Beştepe’nin yolunu tutular, tarih yeniden tekerrür ediyor. 1990 serhildanları başladığında „Çankaya’nın şişmanı ile görüşmeyiz“ diyenler dönemin MGK’dan zılgıt yediklerinde hemen Çankaya’nın yokuşunu çıktılar. Büyük lokma yemeli büyük laf etmemeli. Darbe ilk önce Kürt Özgürlük mücadelesini çökertme amaçlı idi. Şimdi’de OHAL rejimi vasıtası ile aynı planı uygulamaya devam etmek istiyorlar. Bu çıkar yol değildir. Türkiye ve Kürdistan’ın selameti demokratik özgür ortamın geri gelmesindedir. Erdoğan Öcalan’ın dediklerini dinlese idi 15 Temmuz darbe girişimi olmazdı.   Kürtler hem militarist darbelere, hem de sivil darbelere karşı olmalıdırlar. Tercihleri „Şer’in“ iyisi değildir. Gelecek hafta devam edeceğim.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 25 Temmuz 1913 tarihinde İstanbul’da okuyan Kürt öğrencileri tarafından ilk Kürt talebe örgütü “HEVΔ kuruldu.

* 26 Temmuz 1930 tarihinde İran devleti tarafından Uşi valiliğine atanan Şikaklı İsmail Simko bir komplo sonucu öldürüldü.

* 27 Temmuz 1993 tarihinde G. Kürdistan’da toplanan HİK (Hareketa İslamiya Kurdistan) kuruluş kongresini yaptı. HİK başkanlığına marhum Evdırahman Dürre getirildi

* 28 Temmuz 1943’de Van’ı Özalp İlçesinin Sefo deresi mevkiinde 33 Kürt köylüsü 3. Ordu Komutanı Mustafa Muğlalı’nın emriyle öldürüldü.

* 28 Temmuz 1993’de daha önce kontgerilla tarafından kaçırılan Özgür Gündem gazetesi muhabiri Ferhat Tepe’nin işkence edilmiş cesedi, Hazar Gölü kıyısında bulundu.

* Özgür Halk Batman muhabiri Çetin Abayay 29 Temmuz 1992’de gizli güçlerce şehit edildi. 

* 30 Temmuz 1979’da AP Urfa Milletvekili M. Celal Bucak’a Hilvan’a bağlı Kırbaşı köyünde eylem düzenlendi. Eylemde,  PKK kadrolarından Salih Kandal yaşamını yitirdi.