İngiliz gazeteci, yazar ve editör John Hunt ile İskoçyalı tarihçi ve yazar David Morgan Özgür Gündem ve Türkiye'de özgür basına yönelik saldırılara ilişkin gazetemize konuştu.


John Hunt: 

Türkiye'de basın özgürlüğü üzerine hızla artan operasyonlar, 1980'lerdeki cunta dönemini hatırlatıyor. Suriye'deki cihatçıların gizli yollarla AKP hükümeti tarafından  silahlandırmasını ifşa ettikleri için Cumhuriyet'in gazetecilerine hapis cezası verilirken, 2000 yazar 'Cumhurbaşkanı'na hakaret'ten dava edilmiştir. Durum özellikle dayak, uzun hapis ve daha kötüsünü riske alan ve mevcut kanlı çatışmaları haberleştirmeye çalışan Kürt gazeteciler için korkunç. Bunun arka planı, muhtemelen cumhurbaşkanının özellikle HDP'nin en son Haziran 2015'teki seçim atılımı sonrası, özlemini çektiği başkanlık yetkilerini güvence altına almak amacıyla iktidardaki AKP'yi kurtarmak için barış sürecini terk etmeye yönelik attığı adım ve yine korku ve bölünme iç savaş iklimini yaratmasıdır. Baş gösteren bu diktatörlük koşullarında ve Kürt kentlerinde işlenen ve rapor edilmeyen savaş suçlarının yaşandığı bir ortamda gazeteciler ve insan hakları aktivistlerinin bir Kürt yayını olan Özgür Gündem gazetesi ve çalışanlarına destek göstermesi ise yaşamsal önem taşıyor. 

Suçlarını gizlemek isteyen otoriteler her zaman bağımsız bir medyaya maruz kalma korkusunu yaşarlar. 

Türkiye'de kalıcı bir barış ile basın özgürlüğüne giden yol birbirine sıkıca bağlıdır. Bizler, son zamanlarda Özgür Gündem'de 'bir gün için genel yayın yönetmeni' olarak görev yapan herkes tarafından gösterilen dayanışmayı selamlamalı ve asılsız 'anti-terör' gerekçeleriyle yapılan tutuklamaları kınamalıyız. 


David Morgan: Türkiye'de ifade özgürlüğü üzerinde başlatılan sinsi saldırılar ve hızla diktatörlüğe evrilen korkunun sıklığına tanık olmak derin endişe verici. Yazar, müzisyen, eleştirmen, akademisyen farketmeksizin tüm yaratıcı sanatçılar, gün geçtikçe daha da hoşgörüsüz hale gelen ve her yerde düşman arayışında olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gazabına uğramaktalar. 

Tamamen içler acısı olan ise Erdoğan'ın ayrıca kendisini eleştirenlere eziyet etmekten neredeyse keyif alıyor görünümünde olması. Öyle görünüyor ki Erdoğan ülkenin bağımsız gazetecilerini kamuoyu önünde acımasız bir girişimle cezalandırarak ve diğerlerine gözdağı vererek açık bir tartışmayı bastırmayı amaçlıyor. 

Türkiye'de eleştirel bağımsız medya ve düşünceye ket vurulmakta ve ifade özgürlüğü ciddi bir şekilde sınırlandırılmakta. 

Seçtiği mesleği icra etmesi için açık ve hoşgörülü bir kültür herhangi bir gazeteci için kesinlikle gereklidir.


SUNA ALAN/LONDRA