Partiler milletvekilli adaylarını açıkladı. Tabii gözler HDP’deydi ve HDP’nin kimleri aday göstereceği merakla bekleniyordu. Çünkü toplumun büyük bir çoğunluğu için HDP umut demek. Onun için beklentiler çok yüksek. HDP’nin vizyonu baraj meselesini çoktan geride bırakmıştı zaten. Gösterdiği adaylarla da beklentilerin ve beslenen umudun boşuna olmadığını gösterdi.
Demokratik siyaset ilk defa Türkiye’nin dört bir yanında aday göstererek Türkiye’yi değiştirme iddiasını gösterdi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir parti, kadın erkek eşitliğini tüm Türkiye genelinde uygulama cesaretini gösteriyor. Dahası HDP’nin adayları küçük bir Türkiye gibi. HDP, seçim yarışına sessiz çoğunluğun sesi olarak katılıyor. Ötekileştirilen halkların, kimliklerin temsili olarak adeta bir demokrasi listesi sunan HDP, iktidarın ötelediği, baskıladığı, ezdiği çoğunluğun ‘’artık yeter’’ çığlığı oluyor. Ezilen kesimler HDP ile ‘’Artık ben de varım’’ diyor, hem de yüksek sesle.
Kürtler, Ermeniler, Araplar, Türkmenler, Asurîler ve Êzîdî Kürtler, sol-sosyalist, demokrat çevreler, ekolojistler, sendikacılar, emekçiler, feministler, demokrat Müslümanlar, baş örtülü kadınlar, Caferiler, Aleviler… Kısacası Türkiye’nin ezilen, ötekileştirilen bütün kimlikleri HDP’nin listesinde bir araya geldi. HDP, YSK’ya sunduğu aday listesiyle gerçek anlamda ‘’Türkiye’nin’’ tek partisi olduğunu gösterdi. HDP’nin adayları aynı zamanda aday gösterildikleri şehirlerin de dili ve kimliği oluyor. Yani bütün şehirleri de kendi kimlikleri ve değerleriyle meclise taşımayı hedefliyor. İşte bu yaklaşım toplumda büyük bir heyecan yaratıyor. Aday profili elbette ki izlenecek siyasetin de garantörü oluyor.
Peki ya diğer partiler?
AKP’nin son dönemlerde yaşadığı iç çalkantıların ve iktidar kavgasının listeye doğrudan yansıdığı görülüyor. AKP’nin seçim listesinin tam bir ‘’biat listesi’’ olduğunu söyleyebiliriz. AKP’nin yeni yasama döneminde özellikle de başkanlık konusunda fireye tahammülü yok. Bu bakımdan AKP, daha önceki seçimlerde oyunu arttırmayı esas alan seçim stratejisi yerine, biat eden ve var olan oyları korumaya dayalı bir listeyle 7 Haziran seçimlerine gitmekte karar kılmış.
HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde kader tayin edecek avantajları var. Öyle ki anketler, AKP’nin Rojava siyasetinin AKP’ye oy veren Kürt seçmenin yönünü HDP’ye döndürdüğünü gösteriyor. Yine CHP tabanının önemli bir kesimi HDP’yi oy vereceği ‘’ikinci parti’’ olarak görüyor. CHP’den çok HDP’nin AKP karşısında ‘’dik durması‘’, CHP’den HDP’ye önemli oranda bir oy kaymasına yol açabilir. Ayrıca Ekmelettin İhsanoğlu’nun CHP’nin adaylık teklifini reddederek MHP’yi tercih etmesi, CHP’nin seçmeni üzerinde yarattığı bir manipülasyonu gözler önüne serdi. CHP, İhsanoğlu’nun kendi adayı olduğunu propaganda etmişti ancak İhsanoğlu’nun MHP tercihi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’nin, MHP’nin kuyruğuna takıldığını gösterdi.
CHP’nin seçim yöntemi ve aday profili, iktidarı hedeflemek yerine HDP’ye oy kaptırmama korkusunu gösteriyor. Eski CHP’lilerle, Kılıçdaroğlu CHP’sini dengelemeye dayalı bir liste ile seçime gidiyorlar. CHP’nin ön seçime gitmesini ve farklı topluluklara adaylık vermesini HDP etkisi olarak yorumlamak mümkün. Çünkü HDP, bir yandan AKP hegemonyasına ‘’dur’’ derken öte yandan CHP’yi de demokratikleşmek zorunda bırakıyor.
HDP’nin şimdiden Türkiye siyasetini belirleyen en önemli aktör olduğunu söyleyebiliriz.