
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme engelleniyor. Güvenilir bir açıklama da yapılmıyor. DBP ve HDP, dün bir kez daha AKP hükümetini uyardı.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Amed’eki Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Lokali’nde düzenlenen basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Tuncel’in konuşmasından bazı bölümler şöyle:
Milli cephe oluşturdular
15 Temmuz’dan sonra yeni bir durum ortaya çıktı. AKP’nin yanlış, Kürt karşıtı politikaları, 7 Haziran seçimleri yok sayan, darbe mekaniği devreye koyan bir darbeyle karşı karşıya kaldı. Darbe girişiminde bulunanların çoğu Kürdistan’da görev yapıyordu. Türkiye ve Kürdistan darbelere ‘hayır’ dedi. Bunu herkesin görmesi gerekiyor. Bugün darbe mekaniğini çıkaran Kürt sorunuysa o zaman çözüme dönülmeli. Tam tersi bir politika görüyoruz. Meclis’te 4 parti var ama 3 parti milli bir cephe oluşturmuş. Bu da Kürt karşıtlığı oluşmuş bir cephedir. Bu Türkiye’yi daha derin krize sokacak bir durumdur. Zaman geçirmeden Kürt karşıtlığından vazgeçmeli. CHP, MHP ve AKP tek bir parti olmuş onların da karşısında bir parti var o da HDP’dir.
AKP, darbe girişimi üzerine kendi darbesini oturtuyor; kendi rejimini oluşturmaya çalışıyor. AİHS askıya alınmış. Parlamento devre dışı. Ülkeyi KHK’yle yönetiyorlar. DBP olarak anti demokratik uygulamaların karşısındayız. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’nin demokratikleşmesi imkansız. Türkiye’yi polis devletine çevirmek çözüm olmaz.
İmralı’da neler oluyor?
İmralı’da ne oldu bilmiyoruz. Oradaki komutanın da tutuklandığını biliyoruz. Bir heyetin gitmesi gerekir. İmralı’da neler olduğunu anlayıncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Bu sorun Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’nin geleciği İmralı’da esirdir.”
Çok sert çatışma uyarısı
HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen ise HDP Genel Merkezi’nde gündeme dair basın toplantısı düzenledi. HDP Sözcüsü Bilgen Öcalan’ın durumuna ilişkin şunları söyledi: “Darbe girişiminin hemen arkasından hükümet temsilcilerinin kamuoyuna yansıttıkları bilgilere göre darbeciler İmralı Adası‘nda bir operasyon yapmak ve Öcalan’ı oradan alarak daha büyük bir kaos çıkartmak yönünde bir arayış içerisindelermiş. Orada toplumda çatışma potansiyelini derinleştirecek bir risk alanı var. Eğer gerçekten darbe sonrasındaki hedefiniz güven ortamının sağlanması ise bırakın özel bir jest yapmayı Öcalan’ın asgari hakları olan avukatları ve ailesiyle görüşmesi gibi düzenlemelerde engelleyici pozisyondan çıkması gerekiyor. Bunu yerine getirmeyerek tek taraflı açıklamalarda bulanmanın çok ikna edici bir tarafı yok… CPT’nin bu konuda devreye girmesi gerekiyor. Güveniler ve tarafsız bir mekanizmanın bir beyanı olmadığı müddetçe asla kimseyi tatmin etmeyecektir. Önümüzdeki dönemde yeniden çok sert bir çatışma ortamına yoğunlaşma ihtimali de bizi bu konuda kaygılandırıyor. Bu görüşmenin engellemenin amacı böyle bir şey olabilir.”
Darbe hukukunun devamı
15 Temmuz’a varan süreci ‘darbe süreci’ olarak tarif ettiklerini hatırlatan Bilgen, “15 Temmuz sonrası yaşananları da aynı şekilde darbe hukukunun bir uzantısı olarak görüyoruz. 15 Temmuz’dan sonra yarım yamalak demokrasi bile askıya alındı. Bunun asgari teminatları bile ortadan kaldırıldı” diye konuştu.
OHAL uygulamalarına yönelik eleştirilen getiren Bilgen, şunların söyledi: “Darbe süreci ile hiçbir ilgisi olmayan birçok insanın ihbarlarla, ispiyonlarla mağdur edilmesi örnekleriyle karşı karşıyayız. Telafisi imkansız hak ihlallerini doğurmaması konusunda özen gösterilmesi ve bir an önce bu uygulamanın bitirilmesine dair bir niyetin sergilenmesi gerekiyor.”
Kriz daha da derinleşti
Yasama, yürütme ve yargı arasındaki krizin, 15 Temmuz’dan sonra daha derinleştiğini belirten Bilgen, “Örneğin darbe gecesi siyasi partiler ortak tavır ortaya koyduk. Ama hemen arkasında OHAL uygulaması ile aslında Parlamento işlevsizleştirildi” şeklinde konuştu.
Bilgen, Meclis’in işlevsizleştirilmesinin yanında partilerine yönelikte de özel bir tutum geliştiğini vurguladı. Bilgen, bu tutumu şöyle açıkladı: “Cumhurbaşkanı ‘Benim mitingim, benim Saray’ım istediğimi çağırırım istediğimi çağırmam’ diyorsa söylenecek söz yok. Biz ne Saray’ına ne de mitingine gitmeye hevesliyiz. Ama söz konusu olan bir ülkenin yeniden inşasıysa bu süreçte gerçekten katılımcı ve uzlaşmacı bir üslupla yapılacaksa yüzde 10 üzerinden oy almış üçüncü temsil gücüne sahip bir partinin yok sayılması, dışlanması açık bir bölücü yaklaşımdır. Bu bölücü yaklaşımın da ülkeye intikam, öfke ve nefret dışında bırakacağı hiçbir şey yoktur.”
Sûr, Cizîr ve Nisêbîn’de araştırılmalı
Bilgen, Hrant Dink davasıyla ilgili yeni gelişmelerine dikkat çekti ve şöyle devam etti: “Yeni mütalaa aslında her şeyi yeniden düşünmeyi ve tartışmayı zorunlu kılıyor. Eğer Hrant Dink’e sıkılan kurşun gerçekten darbenin başlangıcıysa o zaman Hrant Dink cinayetinden sonraki bütün fiiller bütün girişimler tutuklamalar, gözaltılar, vekillerin yargılanmasıyla ilgili düzenleme, askerlerin koruma zırhı ile ilgili girişmeler, yüksek yargının tasfiyesi ve Sûr’da, Cizîr’de, Nisêbîn’de ‘güvenlik’ adına yapılanların da masaya yatırılması gerekiyor… Bu uygulamalara imza atanları sorgulamak, yargılamak gerektiği kanaatindeyiz.”
‘12 Eylül’e hizmet ediliyor’
Bilgen, HDP’nin başından beri güvenlik bürokrasinin Milli Savunma Bakanlığı’na yani siyasi iradeye bağlanmasını önerdiğini de ifade etti. Bunun yerine Cumhurbaşkanlığı’na yeni birimlerin bağlanmasına tepki gösteren Bilgen, “Sorumsuz ve denetlenemeyen bir alana sahip Cumhurbaşkanlığına yeni kurumları bağlamak, tam da 12 Eylül darbesinin istediği amaca hizmet etmektedir… Bu durum Türkiye’de denetimsiz alanı genişletmek ve yargılanamayan alanı büyütmektir. Biz Cumhurbaşkanlığı’na tarafsızlık adına bağlanmış kurumlarla birlikte şimdi tarafsızlık pozisyonu kabul etmeyen bir Cumhurbaşkanı’na bu pozisyondan kaynaklı yeni kurumların bağlanmasını tehlikeli görüyoruz” diye konuştu.
Demokratik adımlara destek
Bilgen, her şeye rağmen bu süreçten çıkışın barış ve demokrasinin geliştirmesiyle olacağını söyledi. Bu sürecin bir iç savaşa dönüşmesini engellemek için ancak gerçek bir demokratikleşmeyle mümkün olduğunun altını çizen Bilgen, bu yönde atılacak her türlü adıma HDP’nin destek vereceğini ifade etti.
Siyasi iktidar ve muhalefete, “Anayasa yapım sürecinden HDP’yi dışlayarak neyi hedeflediğinizi ortaya koyun” diyerek seslenen Bilgen, devamında ise şunları söyledi: “HDP’yi yok sayarak, HDP’ye oy verenlerin HDP’den beklentileri olanların umutlarını bitirebileceğinizi mi sanıyorsunuz. HDP’den desteklerini çekeceğini mi sanıyorsunuz… Bu yaklaşımınızla bu partiye oy veren milyonları cezalandırmış oluyorsunuz. Sizden bir lütuf beklemiyoruz. Elbette isteyen muhalefet partileri bu yeni süreçte HDP dışlanırken de kendilerine layık görüyorlarsa üzerlerine düşünleri yaparlar. Ama biz Anayasa yapmayı Cumhurbaşkanı’nın lütfu olarak görmüyoruz. Anayasa yapma bir görevdir. HDP Türkiye’nin demokratik bir eksende yapılanması için üzerine düşün sorumluluğu yerine getirecektir.”
AMED/ANKARA