
SEYİT EVRAN / MİNBİC
İşgal harekatını Bab’la bitirmeye niyetli olmayan AKP yönetimindeki Türk devleti, “Kuzey Irak’ta yaptığımız hatayı yapmayarak Kuzey Suriye’de Kürtlerin statü kazanmasını müsaade etmeyeceğiz” refleksiyle Minbic ve Efrîn’e tehditler eşliğinde saldırarak Reqa operasyonunun da QSD’siz yapılmasını sağlamaya çalışıyor. NATO ortağı Türkiye’yi ikna etmeye çalışan Uluslararası Koalisyon’un öncüsü ABD, üst düzeyde açıklamalarla Minbic’in korumaları altında olduğunu duyurmakla yetinmeyip Sacur suyu boyunca askeri devriye çıkarmaya başladı. Buna rağmen Türk ordusu ve çeteleri, önceki günden itibaren Minbic’in bu kez kuzeybatı ve batı köylerine saldırdı. Saldırılara karşılık veren Minbic Askeri Meclisi, aynı zaman Rusya ile anlaşma yaparak Türk saldırılarına karşı blokaj oluşturdu. Minbic’in batısına Bab’ın güneyine düşen köyleri artık Suriye devlet güçleri savunacak. Böylece önü kesilen Türk ordusu, top atışlarıyla tacizini sürdürürken Efrîn yönünde saldırılara başladı. Türk Cumhurbaşkanı ve Türk Dışişleri Bakanı dün bir kez daha tehditler savurdu.
Türk devleti, Rojava’yı işgal harekatını genişletme gayretiyle paralel olarak Kürt düşmanlığı temelinde yürüttüğü diplomasiden henüz sonuç almış değil. DAİŞ, Rusya/BAAS ve ABD ile vardığı uzlaşmalar sonucu Bab’a kadar inerek Kuzey Suriye Federasyonuna engel olmaya çalışan Türk devleti, Minbic ve Efrîn’e saldırmaya başladı. Bu saldırılarla eş zamanlı olarak Reqa operasyonuna dahil olup QSD’yi dışlamak ve Girê Spî’den Reqa’ya kadar bir hançer gibi saplanarak bütünlüklü bir siyasi coğrafyayı bloke etmek isteyen Türk devleti durdurulmaya çalışılıyor.
Bunun için Rojava ve Kuzey Suriye’ye peş peşe ABD’li iki çok önemli ismin ziyaretleri oldu. Suriye politikası konusunda başından beri çalışan Cumhuriyetçi senatör John McCain, Kobanê’ye gelerek hem Reqa hamlesindeki ABD güçleriyle hem de Rojava’nın askeri/siyasi yetkililerle görüştü. CIA ve Pentagon’daki etkisinin yanı sıra Suriye’deki grupları bilen John McCain, memnun ayrıldı. Ardında da ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel Joseph L. Votel, bir ziyaret gerçekleştirdi. Üstelik General Votel, Kobanê ve Reqa sahasıyla sınırlı kalmayarak Minbic’e de geçerek, buradaki durumu yerinde gözledi. Votel ziyareti sırasında ve ardından yaptığı açıklamada, YPG öncülüğündeki QSD ile koordinasyon halinde operasyonlara devam edeceklerini; Minbic’in korumaları altında olacağını söyledi. Türkiye ile görüşmelerinin sürdüğünü ve ‘ikna’ etmeye çalıştıklarını kaydeden Votel’in ziyaretiyle birlikte Minbic’e somut destek adımları da atıldı.
Trump’ın netleşme arefesi
Türkiye ile Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, CIA Direktörü düzeyinde yapılan görüşmelerin ardından ve yeni Başkan Donald Trump’ın kapsamlı stratejisinin arefesinde yapılan bu ziyaretler ve sonrası açıklamalar ile atılan adımlar, Türkiye için kötü sinyaller olarak algılandı. İşte bunun üzerine Türkiye yeniden Cumhurbaşkanı düzeyinde tehditler savurmaya başladı, sahadaki güçleri de yeniden saldırıya geçti.
ABD, bunun önüne geçmek için Cerablus işgalinden sonra Minbic Askeri Meclisi ile Türk ordusu ve çeteleri arasında sınır olarak belirlediği Sacur suyu boyunca güçlerini kaydırarak mevzilendirdi. Ancak buna rağmen önceki gün Minbic’in batısına düşen köylerden Xalidiye, Arima, Hutta köylerine DAİŞ ile eş zamanlı bir şekilde saldırılar yapıldı. Minbic Askeri Meclisi savaşçılarının saldırılara anında karşılık vermesiyle çatışmalar çıktı. Saldırıları kıran savaşçılar, Türk ordusuna ait 2 adet Akrep tipi zırhlı araç ve bir adet BMB tipi panzeri ele geçirdi. En az 12 asker/çete elemanı öldürüldü, onlarcası da yaralandı.
Hava saldırısını kim yaptı?
Türk ordusu ve çetelerinin Minbic’in batısına düşen köylerine yönelik saldırıları başlamadan bir gece önce Minbic’in güneyinde DAİŞ elinde olan köyleri özgürleştirmek için harekete geçen Minbic Askeri Meclisi ve QSD güçleri savaş uçaklarının saldırısına uğradı.
ABD öncülüğündeki DAİŞ karşıtı Birleşik Görev Gücü Doğal Kararlılık Operasyonu Komutanı Korgeneral Stephen Townsend, “Rus ve rejim uçakları DAİŞ’in elinde olduğunu zannettikleri bir köyü bombaladı. Ancak orası QSD’nin elindeydi” dedi. Rusya Savunma Bakanlığı ise bunu reddetti. Bakanlık, herhangi bir kaza yaşanmaması için ABD tarafından verilen koordinatların Rus askeri yetkililer tarafından dikkate alındığı vurgulandı. ABD yetkililerinin belirttiği koordinatlara herhangi bir saldırı yapılmadığının altı çizilirken, ABD ile “etkin iş birliğinin” devam ettiği kaydedildi.
Bilindiği gibi Washington ve Moskova, 2015 yılının Ekim ayında, iki ülkenin uçaklarının Suriye hava sahasında karşı karşıya gelmesini önlemek amacıyla teknik bir anlaşma imzalamıştı.
Yerel kaynaklara göre; bu saldırıyı gerçekleştiren Suriye savaş uçaklarıydı. Resmi olarak üstlenilmedi ancak muhataplarına bir hatta olduğu iletilerek, özür dilendi.
Aslında saldırı ABD’ye
Türk ordusu ve çeteleri, ABD’nin bu açıklamaları ve sahadaki varlığına rağmen saldırılarını sürdürmesi, aslında ABD ve liderlik yaptığı Uluslararası Koalisyon’u da hedef alıyor. ABD bunun farkında olduğu için hem Minbic’deki birliğini arttırdı, konvoyunun görüntülerinin sızmasını sağladı hem de Rusya üzerinden geliştirilecek taktik hamleye onay verdi. CENTCOM, YPG/YPJ’lilerin fotoğraflarını övgüyle paylaştı. Önceki akşam da Korgeneral Stephen Townsend, Bağdat’tan video konferans ile bağlandığı Pentagon’da DAİŞ’e karşı süren operasyonlara dair değerlendirmelerde bulunup Türkiye’nin hoşlanmadığı şeyler söyledi.
Ortağımız QSD’dir
Türkiye ile görüşmelerinin devam ettiğini, tüm seçeneklerin hala masada olduğunu belirten Townsend, “Ortaklarımız, QSD savaşçıları henüz Reqa kuşatmasını tamamlamış değil. Bu yönde hala ilerlemeye devam ediyorlar. Dolayısıyla tüm seçenekleri değerlendirme ve Reqa’nın nihayetinde özgürleştirecek kuvvetler için tüm seçenekleri düşünme zamanımız hala var. Dolayısıyla hiçbir şey masadan kaldırılmış değil” şeklinde konuştu.
Kürtler Reqalıdır, tabii ki katılacak
Kürtlerin de Reqa merkezine yönelik operasyonda yer alacağının altını çizen Townsend, “Gerçek şu ki Reqa vilayetinin ilçe ve kasabalarından olan Reqalı Kürtler var. Oradaki Kürtler katılacaklar; diğer Kürtlerin de katılabileceğini düşünüyorum. Bunlar Suriyeliler; Arap, Kürt, Türkmen ve diğer Suriyelilerdir. Ve onlar Suriye’yi DAİŞ’tan kurtarıyorlar. Demografinin değiştirilmesi sözkonusu değil. Suriye’nin kuzeyinde yer alan tüm Suriyeliler Reqa’yı kurtarma operasyonuna katılacaklar” dedi.
QSD’nin Reqa’yı alabilecek kapasitede olup olmadığına yönelik bir soruya ise Korgeneral Townsend şu cevabı verdi: “Iraklıların modern koruma ekipmanları, zırhlı araçları, tankları, topları, savaş uçakları, helikopterleri var ve Musul’u almakta çok zorlanıyorlar. QSD’nin öyle kolay olmayan bir şehir olan Reqa’ya saldırması için muhtemelen ek muharebe gücüne ihtiyaçları olacaktır.”
DAİŞ’e odaklanın uyarısı
Minbic’te istikrarın ve sivil yönetişimin sağlanmasına destek olmak için çalıştıklarını belirten Korgeneral Townsend, Bab çevresinde tüm kuvvetlerin sadece DAİŞ ile mücadeleye odaklanmasını istediklerini ve Reqa operasyonundan enerji ve kaynak kaybına yol açacak amaçlardan uzak durulması uyarısında bulundu.
YPG, Türkiye’yi tehdit etmedi
YPG’nin Türkiye’yi tehdit edip etmediği yönündeki sorular üzerine Korgeneral Townsend, uzun süredir YPG öncülüğündeki QSD ile beraber operasyonlar yaptıklarını ve sayede YPG komutanlarıyla da konuştuğunu hatırlattı. Townsend, şu ifadeleri kullandı: “Sürekli olarak Türkiye’ye saldırmak gibi bir niyetlerinin olmadığını söylüyorlar. Aslında Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek istiyorlar. Son iki yılda Kuzey Suriye’den Türkiye’ye yönelik herhangi bir saldırıda bulundukları veya bir saldırıyı desteklediklerine dair elimde sıfır kanıt var.”
Saldırıları dün sürdü
Dün sabah Türk ordusu ve çeteleri, bir kez daha Minbic’in 29 km batısında yer alan Ulaşlı köyünü bombaladı. Köye 5 adet füzenin isabet etti.
Rusya ile anlaşma yapıldı
Türklerin saldırıları sürünce ABD’nin tektik desteğiyle Minbic Askeri Meclisi ile Rusya anlaşma yaptı. Anlaşmayı Minbic Askeri Meclisi yazılı bir açıklamayla duyurdu: “Sivilleri savunmak ve onları savaşın olumsuz etkilerinden korumak, Minbic’in güvenliğini sağlamak ve Türk ordusunun Suriye topraklarına yönelik işgal planlarını boşa çıkartmak, Suriye topraklarında yaşayan bütün halklar için önümüze koyduğumuz hedeflerimizdir. Minbic Askeri Meclisi olarak bu hedeflerimizi gerçekleştirmek adına belirtiyoruz ki; Minbic’in batısındaki güçlerimiz ile Türk ordusuna bağlı çeteler arasında bulunan köylerin yer aldığı hattın savunmasını, Rus yetkililerle yaptığımız ittifak gereği Suriye devlet güçlerine devretmiş bulunmaktayız.”
Bu taktik adımla Minbic’in kuzeyi ve kuzeybatısı ile batısının savunmasını uluslararasılaştıran; Rusya ile ABD’yi de anlaştıran QSD bileşeni Minbic Askeri Meclisi, Türk ordusunu bloke etmek istiyor.
Bu kez Şehba ve Efrîn
Türk ordusu ve çeteleri Minbic’te bloke edilince yine ağırlığını Şehba’nın Tel Rıfat, Minix, Ayn Dekne, Şeyh İsa, Meranaz ve daha onlarca köyüne vermeye başladı. Bu saldırılarını zaman zaman Kilis ve İslahiye üzerinden Efrîn’in Bilbil ve Raco nahiyelerinin köylerine de kaydırıyor. Sadece saldırılar değil, tehditler de sürüyor. Bu da önümüzdeki günlerde Efrîn, Şehba ve çevresine yönelik Türk ordusu ve çetelerinin saldırılarının yoğunlaşacağı hatta işgal girişiminde bulunabileceklerini gösteriyor.
Erdoğan ve çavuşu böğürdü
Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, Pakistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken yine Minbic üzerinden tehditler savurdu. “El Bab’tan sonraki sürecimiz Münbiç istikametinde olacak. Fakat ABD başta olmak üzere koalisyon güçleriyle eğer müşterek adımlar atabilirsek Rakka sürecini beraber yürütmenin gayreti içindeyiz” diyen Erdoğan, ABD ile devam eden görüşmelere dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Bize göre SDG bu işin içinde olmamalı. Asla mümkün değildir. Olamaz.... Bunların Münbiç’i boşaltmaları lazım. Zira, oranın bunlarla bir ilgisi yoktur. Münbiç Araplarındır. Hakeza Rakka tamamıyla Araplarındır… Bizim Suriye topraklarına yerleşmek gibi bir derdimiz yok.”
Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Minbic’i kast ederek, “YPG buradan çekilmezse biz vuracağımızı söyledik” dedi. Çavuşoğlu, ABD ile karşı karşıya gelmek istemediklerini de sözlerine ekledi. Çavuşoğlu, ABD’nin kendilerinin yanında yer alması gerektiği beklentisini tekrarladı.
Federal Suriye’de kararlıyız

Demokratik Suriye Meclisi (MSD), Türk devletinin işgal faaliyetlerini kınadığını bildirdi ve federal bir Suriye inşa etme konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
MSD, Türk devletinin işgal saldırılarına ilişkin kamuoyuna bir açıklama yaptı. MSD’nin Açıklaması şöyle:
“İşgalci Türk devleti bir yandan Efrîn Kantonu’na saldırıyor, yurttaşlara ve arazilerine zarar veriyor; öte yandan DAİŞ’ten özgürleştirilen Minbic’in köylerini çete gruplarıyla ortaklaşa işgal etmeye çalışıyor. Türk devleti terörü yüzünden binlerce sivil göç etmek zorunda kalıyor.
Minbic halkları hep beraber el ele vererek kentlerini kuruyor ve örgütleniyor. Görünen o ki, Türk devleti bu durumdan rahatsız ve bu duruma tahammül edemiyor. Her türlü yönteme başvurarak bölgedeki farklılıklar üzerinde karışıklık çıkarmaya, bölge halkları ve inançları arasına nifak tohumları ekmeye uğraşıyor.
Suriye toprakları, Türk devletinin açık saldırıları altında bulunuyor. Bizler Demokratik Suriye Meclisi olarak Türk devletinin Minbic’i işgal harekâtını şiddetle kınıyor ve bu saldırılara karşı sessiz kalmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. MSD ve QSD bu saldırılara tüm gücüyle karşılık verecektir.
Uluslararası yardım kuruluşlarına DAIŞ’in ve Türk devletinin yaptırımları yüzünden Minbic’e göç etmek zorunda kalan binlerce sivile karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz. Uluslararası topluma, Rusya ve Amerika’ya bu saldırıları durdurmaları için sesleniyoruz. BM Güvenlik Konseyi’nden Suriye topraklarına yapılan müdahalelere karşı karar almalarını talep ediyoruz.
Tüm halkımıza desteklerini sunma çağrısında bulunuyoruz. Gücümüz ulusal bir güçtür. Şehitlerin kanıyla özgürleştirilen topraklarımıza hiçbir karşıt kesimin ve hiçbir gücün girmesine izin vermeyeceğiz. Bu saldırılara karşı direneceğiz. Demokratik ve Federal Suriye’yi kurmakta ısrarlıyız.”