
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, barış bildirisine imza attıkları gerekçesiyle tutuklanan 4 akademisyenin serbest bırakılması için akademisyenlerden Esra Mungan ve Meral Camcı’nın tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde süren “Özgürlük Nöbeti”ni ziyaret etti. HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Garo Paylan, Berkin Elvan’ın anne ve babası Sami ve Gülsüm Elvan’ın da katıldığı nöbette, akademisyenlerin duruşmasının yarın İstanbul Adliyesi’nde görüleceği hatırlatıldı. Akademisyenlerin “çocuklar ölmesin, akan kan dursun” dediği için tutuklandığını hatırlatan Demirtaş, “Şu anda cezaevinde olması gerekenler dışarıda, dışarıda barış ödülü alması gerekenler cezaevinde” dedi. “TBMM barış konusunda uzlaşma sağlayabilseydi bugün biz savaşı konuşmuyor olacaktık” diyen Demirtaş, “Cizre’de, Nusaybin’de, Sur’da katliamlar yaşanmıyor olacaktı. Türkiye’nin her yerine gencecik cenazeler gitmiyor olacaktı” diye ekledi.
Yüzde yüz günahları var
Dokunulmazlık üzerinden tasfiye girişimine de değinen Demirtaş, barış konusunda birleşmeyen 3 partinin dokunulmazlıkların kaldırılması için birleştiğine dikkati çekti. Barış çığlığının yayılmasından korkulduğunu belirten Demirtaş, “Güçsüzler çünkü. Yüzde 50 oyları var ama yüzde yüz günahları var. Yüzde yüz işlediği katliamlar, talanla, soygunla ilgili, IŞİD’e gönderdiği silahlarla ilgili suçları var” dedi.
Kan aktığında canlanıyorlar
“Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın teminatı kandır kan! Kan aktığında bunların yüzüne can geliyor” diyen Demirtaş, şöyle konuştu: “Eğer gerçekten bu savaşın sonuna gelindiyse çözüme geri dönün. Yok eğer yarın savaş daha da büyürse, varsa siz de haysiyet, istifa etmeniz lazım. Öyle halkı kandırarak bu işler yürümez. Türk toplumunu kandırıyorlar. Şehit edebiyatı yapan ‘keşke biz de şehit olsak’ diyenlerin evlatları neler yapıyor? Gemilerle götürmedikleri mal kalmadı! Senin evladın tabutun içinde, onun evladı kumar masasında. Tablo bu kadar nettir. Siz kimin vatanı için öldüğünüzün farkında mısınız? Bu hırsızların vatanı mı, yoksa bizim ortak vatanımız için mi? Bunu iyi görmek lazım. Gelin, hep birlikte barış sesimizi yükseltelim. Türk anası da Kürt anası da sesini yükseltsin.”
Katliamcılar mutlaka yargılanacak
Cizre’deki vahşete dair bilinmeyenleri de anlatan HDP Eşbaşkanı Demirtaş, “Katliamın sorumluları mutlaka bir gün yargılanacaklar” dedi.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, düzenlenen basın toplantısında HDP Cizre Çalışma Ekibi’nin hazırladığı Cizre Raporu’nu sundu. Rapor, Cizre’de 14 Aralık 2015-2 Mart 2016 tarihleri arasında 79 gün sokağa çıkma yasağının yaşandığı döneme odaklanıyor. 3-12 Mart tarihlerinde ilçede yapılan görüşme, tanıklık ve gözlemleri içeriyor. Basın toplantısı Cizre’de yaşananlara dair video gösterimiyle başladı. Demirtaş, Cizre’deki sokağa çıkma yasaklarının başladığı andan itibaren yaşananları, hükümetin tutumunu, bodrumlarla ilgili tanıklıkları, operasyonların bittiği açıklamasının ardındaki süreci anlattı.
Hukuki sürece hazırlanıyor
Cizre ile birlikte sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı her yerde yaşananları raporladıklarını ve hukuki süreç için hazırlandıklarını belirtti. “Cizre’de terörle mücadele adı altında büyük bir katliam yapıldı” diyen Demirtaş, “Cizre, Silopi ve devam eden operasyonlarda da cumhurbaşkanı ve başbakanın doğrudan talimatlarıyla bütün bu suçlar işlendi” diye belirtti.
Silahsız olduklarını biliyorlardı
Bodrumda kalanlar ile Şırnak Valisi, HDP vekilleri, İçişleri Bakanı’nın duyduğu telefon konferansları şeklinde görüştüklerini hatırlatan Demirtaş, bodrumlardakilerin çoğunun Türkiye’nin batısından dayanışma için Cizre’ye giden gençler olduğunu, bodrumdan çıkmak istediklerinde ateş açıldığını ve kendisinin de oraya gitmesine izin verilmediğini anlattı. “Tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı, hepsi orada ölecek ve öldürülecek mesajı veriliyordu bize. Oradakilerin silahsız olduklarını bizden daha iyi biliyorlardı” diyen Demirtaş, şu bilgileri de paylaştı:
* Tanıklıklarda da birçoğunun ifade ettiği gibi bazılarını bodrumlardan üçer beşer çıkarıp infaz ettiklerini biliyoruz.
* Cenazeleri almaya giden belediye ekipleri tüm sokağın bir kan akan dereye dönüştüğünü söylüyorlardı.
* İnfaz etikleri gençleri tekrar bodrumlara koymuş üstlerine benzin döküp yakmışlardı. İtfaiyenin gitmesine izin vermemişlerdi.
* Cizre’nin değişik mahallerinde öldürülmüş insanların cenazeleri de getirilip bu bodrumlara konmuştu.Tüm cenazeleri üç bodruma koyup yakmışlardı.
* Cenazelerin büyük bir kısmı sadece bir kül yığınından ibaret olduğu için kimlik tespiti yapılamadı. 79 insanın cenazesi kimliği bilinmeyecek şekilde kimsesizler mezarlığına defnedildi.
Temizlik yapıldı
Demirtaş, İçişleri Bakanı’nın 11 Şubat’ta operasyonun bittiği açıklamasının ardından sokağa çıkma ve ilçeye giriş yasağının 2 Mart’a dek kaldırılmadığını belirtti. “Üç bodrumun bulunduğu binalar yıkılmadı. Onların içinde sadece delil temizliği yapıldı ve korkunun devam etmesi ve insanların oraları görebilmesi için enkaz halinde bırakıldı” diyen Demirtaş, “Yıkıp iş makinalarıyla temizleyebilirlerdi ama 3 vahşet bodrumunun görülmesini istediler. Korkunun devam etmesini ve ne kadar büyük vahşetin göze alındığının herkes tarafından bilinmesini istediler” diye konuştu.
Sorumlular yargılanacak
Demirtaş, HDP olarak yaşananları uluslararası hukuk ve iç hukuka taşımak için çalışmalarının sürdüğünü söyledi. “Tüm bunların iç hukuk ve uluslararası hukukta hesabının sorulabileceği şekilde en küçük detaylarına kadar belgelendirmiş durumdayız. Arkadaşlarımız günlerce delil toplama çalışması yürüttüler. Biz bunları Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde de Türkiye’deki iç hukukta da davaya dönüştürebilecek şekilde yeterli belgeye sahibiz” diyen Demirtaş şunları belirtti:
* Genelkurmay Başkanı, Jandarma Genel Komutanı, Emniyet Genel Müdürü ve siyasi sorumlular olarak Cumhurbaşkanı, Başbakan, Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı, Şırnak Valisi ve Cizre Kaymakamı ile vur emrini veren, hukukun dışına çıkabilirsiniz diyen herkes bu katliamdan sorumludur ve mutlaka bir gün yargılanacaklar.
* Katliam emri veren tüm siyasetçiler ya sağlıklarında ya da öldükten sonra mahkum edilmişlerdir. Gün gelecek bu ülkenin başbakanı, bu olanlardan dolayı özür dilemek zorunda kalacak. ‘Sadece onurlu şekilde eşitlik ve adalet istediği için katliam yaptığımız Kürt halkı, hata yaptık özür diliyoruz’ diyecekler. Tek derdimiz hesap sormak değil. Asıl ve acil konumuz mevcut durumu durdurabilmek.
BİA/İSTANBUL