
İran'ın baskıcı rejimine karşı def ve sêtarı ile dünya kadınlarının direnişini ninnilere döken İranlı sanatçı Mahsa Vahdat, aynı zamanda kadın direnişinin sembolü. Yıl 1979, yer İran. Rejim, kadınların şarkı söylemesini yasaklıyor ve sadece erkeksi sesi bulunan kadınlar şarkı söyleyebiliyor. Hiç bir kadın sanatçı karma bir seyirci önünde performans gerçekleştiremiyor. Tahranlı kadın sanatçı Mahsa Vahdat işte tüm yasaklara karşı kadınların çığlıklarını ninnilere döküyor. Dünyadaki tüm kadınların ninnilerini sêtarı ile üç tele sığdırıyor.
Şarkılarını gizlice yayınladı
1973 yılında Tahran'da doğan Mahsa Vahdat, müziğe küçük yaşta Minoo Mohebbi ve Pari Maleki'den piyano dersleri ve geleneksel Fars müziği üzerine eğitim alarak başladı. 1993 yılında Tahran Sanat Üniversitesi'ne giren Vahdat, Müzik Fakültesi'nden mezun oldu. Vahdat, ilk albümünü yine kendisi gibi sanatçı olan kız kardeşi Marjan Vahdat ile birlikte yaptı. İran, Irak, Filistin, Afganistan, Kuzey Kore, Suriye ve Küba'nın ninnilerini bir araya getirerek 'Dünyanın ninnileri' adıyla yayınlanan bir albümde buluşturdu. Ve 1979 yılı... İran İslam Devriminin ardından Ruhullah Humeyni tarafından kadınların şarkı söylemesi yasaklandı, bununla da kalınmadı, kadınların karma (kadın-erkek) seyirci önünde şarkı söylemeleri tamamen yasaklandı. Sadece 'erkeksi' sesi olan kadınlar şarkı söyleyecekti. Kadınlara yönelik baskı politikalarının katı olarak uygulandığı bu dönemde Vahdat, kadınlar için söylediği şarkıları gizlice yayınladı. Bir süre sonra Vahdat, dünyanın en tanınır kadın sanatçıları arasına girdi ve her ülkede dinlenmeye başlandı. Vahdat sadece konser vermekle kalmadı, birçok filme de müzikleri ile katkı sundu. Bahman Ghobadi'nin 'Kimse İran kedilerinden söz etmiyor' filmine müzikal olarak katkı sunan Mahsa Vahdat, son olarak dünyanın ninnilerini Wan'da seslendirdi.
Acı ninniler Axtamar’da
Wan Büyükşehir Belediyesi'nin daveti üzerine Wan'a gelen Mahsa Vahdat, ilk olarak büyük acıların, büyük aşkların yaşandığı Metran İsa'nın mekanı Axtamar'a yol alıyor. Mahsa Vahdat, yitirilen bütün insanların anısına sêtarı ile Axtamar Adası'nda ninnilerini söylemeye başlıyor, 'Ha Leyli', 'Aman hey aman', 'Bê man gofti'... Uzun uzun Wan Gölü'ne, Axtamar'a bakıyor ve yaşanan katliamları hatırlıyor, bir daha dokunuyor sêtarına...
Wan'a ilk kez geldiğini ve çok muhteşem bir şehirle karşılaştığını söyleyen Mahsa Vahdat, ''Kürt sanatı ve kültürünü keşfetmek için buraya yeniden geleceğim" diyor.
‘Kürtlerden etkilendim’
Horasan Kürtlerinden çok etkilendiğini söyleyen Vahdat, Kürtlerle yaşadıkları acının benzer olduğunu anlatıyor. Kürtlerin kendisini etkileyen yönünü ise, "Acılarımız birbirine çok benziyor. Hissiyatlarımız ve dokunuşlarımız aynı. Mutluluğu ve acıyı müziğimle yansıtıyorum. Acılar ve mutluluklar bölgenin ortak acıları. Sanatçı olarak Kürt müziği ve Kürt tarihinden çok etkilendim, bunu müziğimde yansıtıyorum. Kürtlerin kültürlerini korumalarını takdirle karşılıyorum. Büyük bir mücadele veriliyor ve bunu hayranlıkla izliyorum" sözleriyle anlatıyor. Vahdat, dünya kadınları adına tüm baskıcı rejimlere seslenerek, "Turnaları bilirsiniz değil mi, hangi baskı onların sesini kesebilir ki, siz turnanın sesinin kesildiği bir yer biliyor musunuz? Rejimler insanları ne kadar baskı altına alırlarsa alsınlar seslerini yok edemezler!" diyor.
ADNAN BİLEN/BEDRAN BABAT/DİHA/WAN