Dünya üzerindeki her 100.000 kişiden 144’ü mahpus, bu 144 kişiden de ortalama 9 veya 10’u kadındır. Bir diğer deyişle, tüm dünyadaki mahpus nüfusunun yaklaşık yüzde 6,5’i kadındır.

ZABEL MİRKAN / İSTANBUL

Türkiye’de Kadın Mahpus Olmak isimli çalışma Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği/ Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi’nin (CİSST/TCPS) tarafından yayımlandı. Kitaba konu olan çalışmanın amacı kadın mahpusların özel sorun ve ihtiyaçları hakkında tespitler yapmak, bu sorun ve ihtiyaçlar doğrultusunda bazı önerileri gündeme getirmek. Kitap, Kadın Mahpuslar Ağı çalışmaları çerçevesinde edinilen bilgiler temel alınarak hazırlanmış. Önemli bilgi kaynaklarından biri kadın mahpuslarla yürütülen mektuplaşmalar.

Türkiye hapishanelerinde çalışma yürütmenin STÖ’ler için sınırlılıklarla çevrili oluşu ve Adalet Bakanlığı’na yapılan bilgi edinme başvurularının çoğunlukla yanıtsız kalması mektupları, avukat görüşlerini ve farklı STÖ’lerin elinde dağınık halde bulunan bilgilerin derlenmesini başlıca bilgi kaynakları haline getirmiş. Bu sebeple çalışma süresince çeşitli alanlarda ve şehirlerde etkinlik gösteren kadın örgütleriyle bir araya gelinmiş, hapishaneler konusunda bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanmış.

16 yılda 5 katı arttı

Türkiye’de 2000 tarihinde 49 bin olan mahpus sayısı Ocak 2016’da 182 bine ulaştı. Yani hapishanelerin mevcudu her ay 738 kişi daha arttırıldı. Bu artış, öylesine yaşanmadı. Bir planlama dahilinde, öngörülerek ve örgütlenerek sağlandı. Adalet Bakanlığı, 7 Ocak 2014 tarihli belgesinde 2017 yılı sonuna kadar 118 bin kapasiteli 199 yeni hapishane açılacağını belirtmişti. Bu açıklama hapishanelerin kapasitesinin ve dolayısıyla mevcudunun 2017 yılı sonuna kadar 250 binin üzerine çıkarılacağının ifadesiydi. Bunun nedeni ise 2006 yılından itibaren planlı bir şekilde küçük kapasiteli ilçe hapishanelerinin kapatılması ve daha fazla kapasiteli, “oda sistemi”ne dayalı hapishanelerin açılması.

1968’de 633, 1991’de 651, 2000’de 559 olan hapishane sayısı bu tarihten sonra düzenli olarak düşürülmüş, 2005’de 441, 2010’da 371, 2016 başında ise 361’e kadar geriletilmiştir. Hapishane sayısının 651’den 361’e kadar gerilemesi sadece 290 hapishanenin kapatılmasıyla yaşanmadı. Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre 2000-2015 tarihleri arasında 112 yeni hapishane ile 32 ek bina inşa edildi. Yani var olan 361 hapishanenin sadece 249’u 2000 öncesi inşa edildi. Bu 249 hapishanenin 73’ü de 2000-2014 tarihleri arasında restore edilerek “oda sistemi”ne dönüştürüldü.

Dünyadaki mahpus nüfusunun yüzde 6,5’i kadın

Dünya üzerindeki her 100.000 kişiden 144’ü mahpus, bu 144 kişiden de ortalama 9 veya 10’u kadındır. Bir diğer deyişle, tüm dünyadaki mahpus nüfusunun yaklaşık yüzde 6,5’i kadındır. 2000-2013 yılları arasında kadın mahpus nüfusu yüzde 40’ın üzerinde artış göstermiş. Birçok ülkede bu artış genel mahpus nüfusunun artışıyla paralellik gösterse de, bazı ülkelerde erkek mahpus sayısına oranla daha hızlı artıyor. ABD, İngiltere ve Galler, Avusturalya, Meksika, Kenya, Yunanistan, Hollanda kadın mahpus sayısındaki artışın erkek mahpus sayısındaki artışa oranla daha yüksek olduğu ülkelere örnek verilebilir.

3 Mart 2016 tarihli verilere göre Türkiye’deki 187.647 mahpustan, 5.631’i hükümlü, 1.157’si tutuklu olmak üzere toplam 6.788’i kadındır. Türkiye’de 6’sı kapalı, 4’ü açık olmak üzere 10 adet kadın hapishanesi bulunuyor. Tüm bunların yanı sıra bir de erkek hapishanelerin kadın koğuşları var…

   

Hapsedilmenin sonuçları

Bölümlere ayrılan kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri, “Hapsedilmenin Sonuçları” başlıklı bölüm. Bu bölümde kadın mahpusların, tutukluluk halleriyle ilgili deneyimlerine kendi ağızlarından aktarımlarla yer veriliyor. Örneğin bir kadın mahpus şöyle diyor, kapatılmış olmakla ilgili: “Dışarıda olup bitenlere sadece seyirci gibi bakıyor olmak zor. Bu tıpkı penceresi olan bir odaya kilitlenmiş olmaya benziyor; o pencereden bakıyorsun ve korkunç şeyler oluyor, bir kadın öldürülmek üzere, az sonra çocukların, yaşamın, tarihin üzerine bombalar yağacak. Bağırıyorsun ama yalıtılmışsın ve sesin ulaşmıyor. Camı pencereyi kırıp yetişmek istiyorsun olmuyor, çırpına çırpına yorgun düşüyorsun ve pencerenin önüne yığılıp kalıyorsun.” M., Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi

İzleme/gözetim, denetim/yaptırım ve içerideki şiddet gibi başlıklarla deneyimlerini aktaran kadınların yazdıkları son derece şeffaf ve etkileyici. İçinde bulundukları durum hakkında fikrimiz olsa da ne yaşadıklarını çok da bilmediğimiz, sadece tahmin edebildiğimiz anlamına geliyor çünkü tüm bu mektuplar. Kitapta mektupların yanı sıra CİSST/TCPS tarafından derlenen veriler ve bilgiler grafiklerle ve tablolarla bir bir anlatılıyor. Ezgi Duman, Duygu Doğan ve Mine Akarsu tarafından derlenen kitap, kadın mahpusların yaşadığı güçlükleri anlamak için mutlaka okunmalı...