MEHMET ŞAH ORUÇ / MA /MARDİN
Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları sırasında yaralı olarak gözaltına alınıp tutuklanan müzisyen Erkan Benli’nin vücudundaki şarapnel parçalarının çıkarılması için olması gereken ameliyat, cezaevi yönetimi tarafından 2 yıldır engelleniyor.
Mardin’in Nusaybin ilçesinde 2016’da ilan edilen “sokağa çıkma yasakları” döneminde çatışma bölgesinden yaralı olarak çıkan ve tutuklanan 53 kişiden biri olan müzisyen Erkan Benli, o dönem vücuduna isabet eden şarapnel parçalarının çıkarılması için olması gereken ameliyat, iki yıldır yapılmıyor. 2015’in son aylarında Mardin’e çeşitli konserler vermek için giden Benli, sokağa çıkma yasağı ilan edilen Nusaybin’de kaldı.
Gitar çalan parmakları kırıldı
Nusaybin’de 27 Mayıs 2016’da yaralı olarak çıktığı bölgede gözaltına alınan Benli, 3 günlük gözaltı sırasında polisin fiziki ve psikolojik şiddetine maruz kaldı. Gözaltı sırasında gördüğü şiddette sağ kolu ve parmakları kırılan Benli, Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak Tokat T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. 24 Eylül’de Bafra T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Benli’nin avukatı Berdan Acun, Benli’nin ameliyat olması gerektiğini, ancak keyfi uygulamalar sonucu iki yıldır ameliyat edilmediğini ifade etti.
Şarapnel parçaları duruyor
Benli’nin o dönem yaşanan çatışma sırasında çenesinin hasar gördüğünü, sağ koluna bir mermi girip çıktığını ve vücudunun farklı bölümlerine de şarapnel parçalarının isabet ettiğini dile getiren Acun, şarapnel parçalarının hala Benli’nin vücudunda olduğuna dikkat çekti. Benli’nin yaralı olarak tutuklandığı ve yarası açık bir şekilde cezaevine konulduğunu belirten Acun, o dönem hastanede tedavi edilmesi gerekmesine rağmen yaralı şekilde cezaevine konulduğunu söyledi. Benli’nin vücudundaki şarapnel parçalarının ameliyat ile alınması gerektiğini; ancak hem müvekkilinin hem de kendisinin tüm girişimlerine rağmen Benli’nin ameliyat edilmediğini vurgulayan Acun, olması gereken ameliyatın bir türlü yapılmadığını dile getirdi.
Ölüm tehlikesi var
Cezaevi yönetimi tarafından Benli’nin tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesinin engellendiğini belirten Acun, müvekkilinin sağlığa erişim hakkının engellendiğinin altını çizdi. Benli’nin ameliyat edilmemesi durumunda ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını vurgulayan Acun, Benli’nin vücudundaki şarapnel parçalarının bir an önce ameliyatla çıkarılması gerektiğini kaydetti. Benli’nin vücudunda kalan şarapnel parçalarından kaynaklı çok ciddi ağrıların olduğunu ifade eden Acun, cezaevinin revirinin koşullarının tedavi için yeterli olmadığını ve bir an önce cezaevi revirinin müvekkilini hastaneye sevk etmesi gerektiğini söyledi.
Engellemeler keyfi
Acun, Benli’nin vücudundaki ağrı şikayetiyle 11 Kasım’da bulunduğu cezaevinin revirine gittiğini aktaran Acun, Benli’nin Tokat T Tipi Cezaevi’ndeki doktorların kendisinin ameliyat edilmesi yönünde kararının olduğunu cezaevi doktora söylemesine rağmen doktorun Benli’ye ‘imkanlarımız yok’ dediğini kaydetti. Benli’nin olması gereken ameliyatın keyfi bir şekilde engellendiğini ifade eden Acun, müvekkiline yapılan keyfi uygulamalara ilişkin suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Güneşe bile görüş yasağı
Elazığ E Tipi ve 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan siyasi tutsaklar, İHD’ye gönderdikleri mektupta karşılaştıkları baskı ve hak ihlallerini anlattı. Can güvenliklerin olmadığını söyleyen tutsaklar, güneşi görmelerinin dahi engellendiğini aktardı.
Açıldığı günden beri hak ihlalleri ile gündemden düşmeyen Elazığ E Tipi Cezaevi ve Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde kalan siyasi tutsaklar, yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin İHD Dersim Şubesi’ne mektuplar gönderdi. Mektuplarında karşı karşıya kaldıkları hak ihalelerini sıralayan tutsaklar, can güvenliklerinin kalmadığını iletti.
Mektuplarda özetle şunlar analatıldı: ”Kaldığımız tek kişilik hücrelerde kitap kotası konuluyor. Yasaklı olmayan birçok dergi ve kitap verilmiyor. Özelikle Kürtçe içerikli hiçbir kitap verilmediği gibi, Kürtçe yayınlar için tercüman parası isteniyor. Henüz hiçbir sohbet hakkında yararlanamadık. Yaklaşık 8 saat havalandırma hakkımız olması gerekirken, günde iki kez kapılarımız havalandırma için açılıyor. Bu da bizim bulutları, güneşi görmemizi, volta atmamızı engelliyor.
Bir yıla yakındır 50’ye yakın tutuklu ve hükümlü arkadaşlarımız ‘çıplak arama’ dayatmasını kabul etmedikleri için zorla tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Arkadaşlarımızın birçoğu yaşlı ve hastadır. Arkadaşlarımıza yönelik uygulamalar psikolojik işkence başta olmak üzere darp ve kötü muamele boyutuna vardı.
Aile görüşmesi 30 dakikaya düşürüldü. Selamlaşmaya dahi izin verilmiyor. Ziyaretlere gidiş ve gelişlerde askeri düzen, tekmil ve hakaretlere maruz kalıyoruz.
Sağlığa erişim hakkımız da engelleniyor. Kelepçeyle tedavi uygulaması dayatılıyor, ağır hastaların hastane sevkleri geç yapılıyor ya da yapılmıyor.
İç posta ve mektup hakkımız OHAL kaldırılmasına rağmen ihlal ediliyor.
Cezaevi idaresi tarafından A Takımı olarak bilinen kişilerin tutumu ve davranışları can güvenliğimizi tehlikeye sokuyor.
Ailelerimizin getirdiği kıyafet ve ayakkabılar daha önce kullanılmış diye verilmiyor.
Nerede, ne zaman başımıza neyin geleceğinden endişeliyiz.”
DERSİM