• Dönüşümlü açlık grevini 18. gününde sürdüren tutsaklar, duyurdukları gibi Türk mahkemelerinde savunma yapmamaya, tecridi protesto etmeye başladı.

Açlık grevi eylemiyle yetinmeyen tutsaklar, ilgili kurum ve kuruluşlara mektup ve dilekçe yazmanın yanı sıra mahkemelerde savunma da yapmıyor.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası kapsamında 27 Kasım'da başlattığı dönüşümlü açlık grevi, 18 . gününde. Baskı, işkence, kötü muamele, hak ihlalleri, infaz yakmalar ve tahliye edilmeyen hasta tutsaklar sorunlarına rağmen 106 cezaevinde gruplar halinde açlık grevini 15 Şubat'a kadar sürdürecek olan tutsaklar, adım adılmaması halinde farklı bir aşamaya geçmeyi planlıyor.

Açlık grevi eylemine hasta, yaşlı ve cezasının bitimine iki yıl kalmış olan tutsaklar dahil edilmiyor. Ayrıca, dış temsilciliklere, insan hakları kurumlarına, medya temsilciliklerine, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine mektuplar yazan tutsaklar, Adalet Bakanlığına İmralı’daki tecridi hatırlatan dilekçeler gönderiyor. İmralı’ya sevk talebinde de bulunan tutsaklar, CPT’ye ihmal ettiği sorumluluğunu tekrar hatırlatıyor. Tutsaklar, mahkemelerde de tecridi kınayıp teşhir edip kınamayı sürdürüyor.

Qoser'de (Kızıltepe) 2016'da meydana gelen bir patlama nedeniyle İsa Nas, Mehmet Tokay ve Hasan Kılıç hakkında "Örgüt üyeliği" iddiasıyla açılan davanın 7. duruşması Mardin 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde önceki gün görüldü. Kimlik tespitinin ardından mahkemeye mütalaasını sunan savcı, üç kişi hakkında hapis cezası istedi. Savunmaları istenen tutsaklardan Hasan Kılıç, açlık grevi eylemlerine dikkat çekti. Kılıç, "Önder Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesini, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesini talep ediyorum. Önder Öcalan üzerindeki tecride karşı açlık grevi eylemine başladık. Tecridi kınıyor ve kaldırılmasını talep ediyorum. Kendimi bu anlamda savunmayacağım, savunma yapmayacağım" dedi. Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 14 Mart’ta erteledi.

 

*****

Amed

 

Dört merkezdeki Adalet Nöbeti

Tutsaklarla dayanışmak amacıyla başlatılan Adalet Nöbeti eylemleri de Amed, Wan, Adana ve Mersin’de devam ediyor. Amed’de Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) öncülüğünde DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Bağlar İlçe Örgütü binasında başlatılan nöbet 11. gününde. Onlarca tutsak yakınının katıldığı nöbeti, her gün çok sayıda kurum ve kişi ziyaret ediyor. sürdürülen Adalet Nöbeti’nde yer alanların çoğunluğu tutsak anneleri ve aileleri. Her gün sabah saat 11.00’de nöbete başlayan ailelerin bulunduğu salonun duvarlarında "Ji dayikên lehengan hezar silav li zindanan. Emê bi hêza xwe tecridê bişkinin û jiyana azad ava bikin. (Kahramanların annelerinden cezaevlerine bin selam, Kendi gücümüzle tecridi kırıp özgür yaşamı inşa edeceğiz)", "Ji bo edaletê tecridê bişkinin, ji bo aşitiya civakî em bibin dengê zindanan (Adalet için tecridi kıralım, toplumsal barış için zindanlara ses olalım" yazılı pankartlar asılı.

Wan

Kentin farklı mahallelerinden araçla ya da yaya olarak gelen annelerin ilk işi, ön yüzünde Kürtçe "Tecrîd suçê mirovahiye", arka kısmında ise Türkçesi "Tecrit insanlık suçudur" yazılı beyaz önlükleri giymek oluyor. Yaşları 50 ila 70 arasında değişen annelerin hepsi, farklı bir hikâyeye sahip. Hikâyeleri farklı olsa da talepleri ortak. O talep ise Kürt sorununun çözümü ve bunu sağlayabilecek Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması.

Mersin

Acılarını, kederlerini, sevinçlerini sohbetlerinde birbirleriyle paylaşan anneler, bedenlerini açlığa yatıran çocuklarının taleplerini gelen ziyaretçilere, gazetecilere anlatıyor. Seslerinin duyulup, duyulmadığı ya da ne kadar duyulduğunu sorgulamayan anneler, zaman zaman kederli bir atmosferin çöktüğü Adalet Nöbeti’ni dillerinde kilam ve stranlar ile çocuklarının direnişinden aldıkları güçle "Bijî berxwedanan zindanan" sloganıyla canlandırıyor.