- Amed’deki cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsaklar, Adalet Nöbeti'ndeki annelere mesaj gönderdi: "Fedakarlığınız dün olduğu gibi bugün de önemli ve kıymetlidir. Tüm zahmetlere rağmen her şekilde mücadelenizi sürdürüyorsunuz.
- Sizin verdiğiniz emek, bizlere güç ve moral veriyor. Amed zindanlarındaki çocuklarınız olarak canı gönülden yanınızdayız. Mücadele ve eyleminiz meşru ve haklıdır. Sizin şahsınızda tüm yurtsever halkımıza 'serkeftin' diyoruz.”
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm” kampanyası kapsamında 27 Kasım’da başlattığı dönüşümlü açlık grevi, 59. gününde. Tutsak yakınları öncülüğündeki Adaleti Nöbeti de Amed, Wan, Adana, Mersin, İstanbul, İzmir ve Mardin’de devam ediyor.
Amed’deki cezaevlerinde açlık grevine giren tutsaklar aynı taleple Adalet Nöbeti’nde olana annelere dün mesaj gönderdi. Kürt halkının uzun süredir statü ve özgürlüğü için mücadele ettiğine dikkat çekilen mesajda, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm’ kampanyası kapsamında kalıcı bir statü talebi var. Her iki talep de haklıdır ve amacına ulaşana kadar da gündemde kalacaktır. Biz de sonuna kadar bu talebin arkasındayız” denildi.
Emeğiniz, güç ve moral veriyor
“Sizler bugüne kadar üzerine düşen bütün misyonları fedakârlıkla gerçekleştirdiniz, biz de üzerimize düşeni yapacağız” diye seslenen tutsakların mesajının devamı şöyle: “Biliyoruz ki Rêber Apo’nun özgürlüğü ve Kürt sorunun demokratik çözümü kolaylıkla gerçekleşmeyecektir. Her yönden fedakarlık isteyen bir süreçtir. Fedakarlığınız dün olduğu gibi bugün de önemli ve kıymetlidir. Bizim şartlarımız zor olsa da sizin de şartlarınızın birçok yönden zahmetli olduğunu biliyoruz. Tüm zahmetlere rağmen siz de her şekilde mücadelenizi sürdürüyorsunuz. Sizin verdiğiniz emek bizlere güç ve moral veriyor. Sizin şahsınızda tüm yurtsever halkımıza ‘serkeftin’ diyoruz. Amed zindanlarındaki çocuklarınız olarak canı gönülden yanınızdayız. Bijî berxwedana gelê me yê birûmet.”
Baskı arttı, motivasyon da
Açlık grevindeki tutsaklar arasında yer alan Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki Tevgere Jinên Azad (TJA) aktivisti Zelal Bilgin, MA’nın greve ve taleplerine ilişkin mektupla gönderdiği soruları yanıtladı. Cezaevlerinin esir kamplarına dönüştürüldüğüne işaret eden Bilgin, açlık grevlerine başlamalarıyla baskının arttığını, ancak moral ve motivasyonlarının da artığını; grevlerin coşkuyla geçtiğini söyledi.
Tutsakların vazgeçirmek için
Bilgin, greve başlamalarıyla birlikte cezaevi müdürünün, gardiyanların ve psikologların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin her gün düzenli olarak koğuşlara geldiğini ifade etti. Greve giren tutsaklara “çok zayıfladın”, “ben olsam yemek yerim”, “Ben de girsem zayıflar mıyım?”, “Boş verin ne olacak sanki” ve “Bir isteğin var mı bizden?” şeklinde söylemler ile grevi sabote etmeye ve boşa çıkarmaya çalıştığını aktaran Bilgin, “Yürütülen psikolojik savaş haliyle eylemi anlamsızlaştırmaya ve iradeyi kırmayı amaçlıyorlar. Açlık grevlerinin amacı ve talebi tarafımızca izah edilince de ‘bizi aşan durumlar bunlar’ denilerek üç kilitli kapıları üzerimize kilitleyip gidiyorlar” dedi.
Başarılı olamayacaklar
Taleplerin herkesi ilgilendirdiği ve kimseyi de aşmadığını belirten Bilgin, şöyle devam etti: “Bu süreci en sağlıksız hale getirmek için vitamin ve günlük tuz-şeker ihtiyacının karşılanmadığı cezaevlerinin olduğunu biliyoruz. Amaç süreci ağırlaştırarak hem cezalandırmak hem de açlık grevlerinin sonlandırıldığı bir iradesizliği örgütlemektir. Başarılı olamayacaklarını bildikleri halde denemekten vazgeçmiyorlar.”
Tutsak edilen Kürt halkıdır
Bilgin şunların altını çizdi: “Tutsak edilen sadece Sayın Abdullah Öcalan değildir. Sadece bir liderin tutsaklığı değildir söz konusu olan. Dili, kültürü, coğrafyası ve Kürt halkıdır. Beraber tutsak edilmişlerdir. Onun için Sayın Abdullah Öcalan’a Özgürlük ve Kürt Sorununa Çözüm talebiyle yüzlerce cezaevinde açlık grevleri devam ediyor. Sayın Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kürt sorununa demokratik çözüm ile faşist baskının kırılacağına olan inancımızla tüm halklarımızı ve muhalif kesimleri zindanların sesi ile buluşmaya, faşizme karşı devrimci cepheyi güçlendirmeye, direnişi büyütmeye davet ediyorum. Unutmayın dışarıda buluşup birleşemezsek içeride buluşuruz.”
Zulme karşı ayaklandım
Van F Tipi Cezaevi’nde “kategori” bölümünde 9 yıldır tutsak bulunan Botan Timur’un annesi Aslıhan Timur, Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) öncülüğünde Wan’da Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl binasında devam eden Adalet Nöbeti eyleminde yer alan annelerden. Şirnex’in Elkê (Beytüşebap) ilçesine bağlı Mezra köyünde yaşarken, devlet koruculuk dayatmalarına karşı 1988’de Colemêrg’e yerleşti. Küçük yaşta dört çocuğu gözaltına alındı, iki oğlu tutuklandı. Oğlu Botan’ın tutuklanması üzerine Colemêrg'ten Wan’a yerleştiklerini söyleyen anne Aslıhan Timur, “Hiçbir hukukta, hiçbir devlette olmayan hukuksuzluk ve adalet Türkiye’de var. Ben bu durumu kabul etmedim ve etmeyeceğim. Direndim, haksızlığa karşı her gün için mücadele etmeye yemin ettim. Bu baskı ve zulme karşı ayaklandım. 2022’de tutsak aileleriyle birlikte nöbet eylemi başlattık. Cezaevi, hastane, ATK ve adliye önünde nöbet eylemleri tutmaya başladık. Tutsaklara ve bu adaletsizliğe karşı bir nebze olsa ses olmak istedik. İşkenceye karşı adaleti savunmaya devam edeceğiz. Adaleti aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızın sesine ses olmaya devam edeceğiz. 50 gündür burada adalet talep ediyoruz. Bu zulme karşı direnmeye devam edeceğiz” dedi. AMED
* * *
ESP: Tecridi parçalayalım
ESP İstanbul İl Örgütü, DEM Parti Sancaktepe İlçe Örgütü’nde Adalet Nöbeti tutan annelere üç boyunca eşlik edecek. Eylem, dün başladı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), dün bir basın açıklamasıyla destek eylemine başladı. JINENWS’ten Marta Sömek’e konuşan ESP İstanbul İl Örgütü’nden Gamze Toprak, “Cezaevlerinde mektup hakkından görüşçü yasaklarına, infaz yakmalardan hasta tutsakların tedavi hakkının engellenmesine kadar tüm insani haklar gasp ediliyor, işkence giderek boyutlandırılıyor. Dışarıda bizi soluksuz bırakmak isteyen devlet, hapishanelerde ise siyasi tutsakları katlediyor. İtiraz eden herkesi dört duvar ile tehdit ediyorsa, görüşe çıkartmayıp tek kişilik hücrelerde tutuyorsa, süngerli hücredeki işkenceler, ring aracı ve nezaretlerde fiziki saldırılar, cinsel tacizler, tehdit ve hakaret ediliyorsa faşizme karşı sesini yükselten herkesin görevi bu sese kulak vermektir” dedi.
İstanbul’da dört kişinin üçer günlük açlık grevleriyle başlayacaklarını belirten Toprak, mesajlarının “açlık grevlerine ses olalım ve tecridi parçalayalım” şeklinde net olduğunu vurguladı. Eylemlerine bayladıktan sonra ESP İl Örgütü binasında süreceğini paylaşan Toprak, “Bugün devrimci yurtsever tutsaklara sahip çıkmak sadece tutsak yakınlarının değil, insanlık onuruna sahip herkesin görevidir. Bu sesi sokaklara taşırma görevini her alanda sürdüreceğiz. Onların sesini duyuracak, birleşik direnişi büyütecek ve tutsakları yalnız bırakmayacağız” şeklinde konuştu.