Fonlardaki tezgâha göz yumuldu, devasa servetler birikti ve kaçırıldı, maliyeti ise yurttaşa kaldı

  • AKP'liler eliyle devletin gözetimi altında şişirilen fonlar, grup içi işlemler ve sığ hisselerde şişen değerlemeler piyasayı sarstı. Devlet devreye girmek zorunda kaldı, tasfiyeler, suç duyuruları ve maliyet üstlenmeler devreye sokuldu. Yüz binlerce yatırımcı da ezildi.

 

Borsa İstanbul, dün Pusula Portföy ve Tera Portföy'e ait fonların temerrüde düşmesiyle birlikte günü ağır kayıplarla kapattı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası, bu sabah acil önlem paketlerini devreye soktu. Katılımevim ve Birevim'in Emlak Katılım tarafından satın alınmasına yönelik görüşmeler başladı. Sermaye Piyasası Kurulu, 7 şirketin toplam 130 fonunu tasfiye etti.

Yatırım fonlarında patlayan temerrüt krizinin dışarıdan gelen bir piyasa şokundan ziyade, fonların kendi içlerinde oluşturdukları likidite tuzağından kaynaklandığı resmi fonların kendi raporlarında açıkça anlatılıyor. Pusula Portföy Para Piyasası Fonu (PRY), Tera Portföy Birinci Serbest Fon (TLY) ve Tera Portföy Hisse Senedi Yoğun Fon (THF), toplamda 433 milyar lirayı aşan devasa bir grup içi finansman ve suni hacim yaratarak sistemik bir çöküşe zemin hazırladı.

Evrensel'den Andaç Aydın Arıduru'nun haberi-yorumuna göre; para piyasası fonu olarak güvenli liman statüsünde pazarlanan PRY fonunun net varlık değeri, 2024 sonunda 188 milyon lira seviyesindeyken, Ağustos 2026'da 110 milyar 654 milyon liraya ulaştı. Fonun portföyünün yüzde 55'inden fazlası repo işlemlerinden oluşurken, teminat olarak Destek Finans Faktoring (DSTKF) ve Pasifik Eurasia Lojistik (PASEU) gibi sığ hisselerin bloklar halinde kabul edilmesi kriz anında varlıkların nakde dönüşünü imkansız hale getirdi.

Kendi kendine fon

Tera Holding'e ait TLY fonu, 2025'i 35 milyar lira ile kapattı, Ağustos 2026'da ise 247 milyar 632 milyon liralık devasa bir büyüklüğe ulaştı. Bu büyüklüğün yüzde 25.39'una denk gelen 52 milyar 873 milyon liralık kısmı tek bir tahtaya, Destek Finans Faktoring hissesine yatırıldı. Fon, yatırımcı parasını piyasaya dağıtmak yerine doğrudan Tera Grubu'nu fonlamak için kullanılarak Tera Yatırım Teknoloji Holding (TEHOL) hissesine 35 milyar 701 milyon lira, Tera Finansal Yatırımlar (TRHOL) hissesine ise 20 milyar 958 milyon lira aktardı. Ayrıca kendi grubuna ait olan diğer bir fona borsa dışı işlemle 19 milyar 869 milyon lira nakit transfer edildi.

Gerekli parayı bulamadı

Tera Holding’e ait bir başka fon olan THF’nin kendi finansal durum tablosuna göre 2025 sonunda sadece 817 milyon 398 bin TL olan fon, Ağustos 2026'da 74 milyar 819 milyon 592 bin TL seviyesine yükselmişti. Yine Tera'ya ait çeşitli yatırımlara 15 milyar 174 milyon TL’lik pozisyon tutarken, VİOP'ta 10 milyar 341 milyon liralık devasa bir nakdi teminat olarak bağladı. Piyasa düşüşe geçtiğinde borsadan acil nakit teminat (margin call) çağrısı alan fon, grubun diğer fonlarındaki satılamayan varlıklar yüzünden gerekli parayı bulamadı.

Hamasetle sıyırmaya çalıştı

Piyasaları sarsan bu finansal tabloların ve yatırımcıları mağdur eden temerrüt açıklamalarının ardından Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'den bir açıklama geldi. Şirket fonlarının sığ hisselerdeki riskli yoğunlaşmasını ve grup içi finansman modelinin yol açtığı krizi açıklamak yerine durumu uluslararası bir komplo olarak nitelendiren Tezmen, yoğun hamaset içeren ifadeler kullandı. Pusula'yı devralma girişiminde “Sistem kilitlenmesin ve ülke altyapısı sarsılmasın” diye “sorumluluk üstlendiklerini” öne süren Tezmen, “Malum şer odaklarının planlı ve organize bir spekülatif atağına maruz kalmaktayız” dedi. Yaşananları "küresel ve geleneksel vesayet odaklarına karşı yerli ve milli bir anlayışın dengeleri değiştirmesine yönelik bir saldırı" olarak tanımlayan Tezmen, sorunun sadece geçici bir likidite sıkıntısından ibaret olduğunu savundu. Tezmen'in açıklamasında Cumhurbaşkanı'na olan bağlılığını vurgulayarak milli vizyon mesajları vermesi, yatırımcıların tepkisiyle karşılanan milyarlarca liralık batığın üzerini siyasi söylemlerle örtme çabası olarak yorumlandı.

Devlet hemen koşturdu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in başkanlığında dün sabah toplanan Finansal İstikrar Komitesi, temerrüde düşen ve önceki borsayı dibe çeken fonlarla ilgili kararları açıkladı. Komite, piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketlerinin uhdesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını, Borsa İstanbul'un işleyişine ilişkin yapısal bir risk bulunmadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da likidite imkânlarını gözden geçirerek haftalık repo ihaleleriyle sağlanacak fonlama miktarının artırılacağını ve teminat iskonto oranlarının azaltılacağını bildirdi.

Peki neler yapıldı?

Gazeteci-yazar Bahadır Özgür'e göre alınan kararların ‘Türkçesi’ şu: Hisseleri şişirerek yüz binlerce yatırımcı çeken, milyarlarca liralık büyüklüğe ulaşan fonların yarattığı enkaz devlet eliyle temizleniyor. Şunlar yapılıyor:

* Öncelikle bombanın pimini çeken Pusula Holding’in iştiraki olan Katılımevim ve Birevim’i, Emlak Katılım Bankası satın alıyor. Katılımevim’in yılın ilk 6 ayına göre 130 bine yakın üyesi ve 151 milyar liralık sözleşmesi bulunuyor

* Varlık Fonu devreye girerek, Ziraat Portföy eliyle önceki dibe vuran BİST 30’daki hisseler toplanıyor.

* Son olarak da SPK Kanunu’nun 96. Maddesine dayanılarak Tera Portföy Yönetimi A.Ş., Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Atlas Portföy Yönetimi A.Ş., A1 Portföy Yönetimi A.Ş., Pardus Portföy Yönetimi A.Ş. ve Bulls Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonları, kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiye edilecek. Tasfiye edilecek fon sayısı 130’u buluyor!

Bu kararlar ile son yıllarda ‘yerli ve milli finans sistemi’ idealinin baş aktörü olduğunu ileri süren ‘Tera efsanesi’ de son bulmuş oluyor.

Yüz binlerce küçük yatırımcı

Geriye yüz binlerce küçük yatırımcı kaldı. İşleme kapatılan bu fonların varlıklarının ne zaman satılacağı ve hangi değer üzerinden nakde çevrileceği henüz bilinmezken, süreçte yaşanacak milyarlarca liralık değer kayıplarının doğrudan pay sahiplerinin cebinden çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Öte yandan krizin merkezindeki şirketlerden Katılımevim ve Birevim gibi tasarruf finansman kurumlarına ev veya araç alma umuduyla para yatıran yurttaşların birikimleri de bu devasa finansal çöküş nedeniyle ciddi tehlike altında bulunuyor.

Borsada önceki gün yaşanan çöküşte Bank of America (BofA) tarafından yapılan 6.25 milyar TL'lik alımın ardından dün BofA satış tarafına geçerken, piyasayı ayakta tutmak için kamuya ait Türkiye Varlık Fonu devreye girdi. Ancak Varlık Fonu bünyesindeki kamu kurumları üzerinden yapılan bu devasa boyutlardaki alımlara rağmen endeks yerinde saymaya devam etti. Kamu destekli müdahalelerin sadece BİST 30 bünyesindeki büyük şirketler (lokomotif hisseler) üzerinden yapılması, krize neden olan sığ ve riskli hisselerdeki çöküşü durduramadı. Bu durum, piyasaya pompalanan milyarlarca liralık likiditeye rağmen ellerindeki hisseleri taban olan ve nakde dönemeyen küçük yatırımcıları ağır kayıplarla baş başa bıraktı.

37 kişiye suç duyurusu

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Katılımevim ve Gündoğdu Gıda paylarında gerçekleştirilen işlemlerle ilgili yapılan inceleme sonucunda 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. SPK, 38 kişi ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl işlem yapma yasağı uygulanması kararlaştırıldı. Söz konusu 38 kişiden lisans sahibi olan 10 kişinin tüm lisanslarının işlem yapma yasağı süresi boyunca iptal edilmesi kararı alındı.

İşlem yasağı getirilen isimler arasında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız da yer aldı. SPK, ayrıca Katılımevim ve Gündoğdu Gıda paylarındaki işlemler dolayısıyla bazı Pusula Portföy fon yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulundu. SPK’nin denetimleri Destek Finans Faktoring paylarında gerçekleştirilen işlemleri de kapsadı.

Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi. SPK, Tera Portföy bünyesinde toplam yaklaşık 9,2 milyar dolarlık büyüklüğe sahip dört fonda görev yapan İbrahim Bekçi hakkında 2 yıllık işlem yasağı uygulanmasına ve lisansının iptal edilmesine karar verdi. Kurul, bu işlemler nedeniyle Tera Portföy fon yöneticisi İbrahim Bekçi hakkında suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

Destek Faktoring örneği

Destek Faktoring’in piyasa değeri, Haziran'da büyük sanayi kuruluşları ve bankaları geçip 25.5 milyar dolara ulaşmıştı. Bahadır Özgür'e göre; bütün sihir, hisselerdeki mantık dışı seyirdeydi. Halka arzdan beri yüzde 7 bin 164 yükselmişti. O hisselerin yüzde 73.8'i patronun elindeydi. Yüzde 5'i aşkın bölümü ise şirketin halka arzını yapan Tera Yatırım'daydı.

Fonlardaki baş döndürücü gelişmelere uzun süredir dikkat çeken Ekonomim Gazetesi’nden Şebnem Turhan’ın yaptığı hesaba göre; aynı dönem 246 milyon lira zarar eden, öz sermayesi 6 milyar lirayı ancak bulan Hedef Holding’in piyasa değeri de 10 milyar dolara ulaşmıştı. Hisseleri bir yılda yüzde 2 bin 92 yükselmişti.

Yine hisseleri yüzde 2 bin 251 artan Katılımevim 8 milyar dolar değerle Sabancı, Yapı Kredi, Vakıfbank, Halkbank, Ford, Coca Cola, Turkcell ve Türk Telekom’a toz yutturuyordu. Finansal dehayla değil, olsa olsa ‘hileyle’ izah edilebilecek bir manzaraydı bu. Yalnızca birkaç ay önce milyarlarca dolar değere ulaşan bu şirketlerin ve fonların yöneticileri şimdi soruşturma dosyasında yer alıyor. Hepsi de Pusula Portföy’ün fonlarının yarattığı mucizeler!

Kim bu Muhammed Yarız?

Bahadır Özgür'e göre; mesele, kötü finansal yönetimden ziyade yıllardır hemen her alanda aşina olduğumuz bir servet biriktirme tezgahıdır. Önümüzde, babası ile beraber defalarca SPK’dan ceza almış 28 yaşındaki bir AKP’linin, Muhammed Yarız’ın, yarattığı milyarlarca liralık bir ‘kara delik’ duruyor. 2019’da üniversiteden mezun olduktan sonra 5 yıl içinde nasıl bir maharetle milyarlarca liralık fonların yöneticisi, çok sayıda şirketin sahibi oluverdi? AKP’ye yakın isimlerin çocuklarındaki bu maharetin kaynağı nedir acaba? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te “Fonlarda manipülasyon var” dedikten sonra 10 ay niçin bekledi?

***

Bir taşla iki kuş

Prof. Dr. Ramazan Aktaş da ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, serbest fonlarda kaldıraç oranlarının yüksek olduğuna dikkat çekti. Aktaş, "Kaldıraç dediğimiz yani borçla pozisyon alıyorsunuz. Örneğin 100 liralık bir pozisyon için sadece 3 lira yatırıyorsunuz. O aldığınız pozisyonu tutarsanız para kazanıyorsunuz. Düşerse de müthiş para kaybediyorsunuz. Mesela Katılımevim, milletten topladığı parayla kendi bir hisse senedine de yatırım yapıyor. O hissenin fiyatını yükselttikçe onun değeri de artıyor. Bir taşla iki kuş vuruyorsunuz" diye konuştu.

Aktaş, manipülasyonların da iki ayrı şekilde olduğunu belirterek, şöyle izah etti:

* Bir tanesi finanFcial information manipulation dediğimiz, finansal bilgi manipülasyonu; yani mali tablolarla oynarsınız.

* İkincisi de hisse senedi manipülasyonu dediğimiz stock manipulation'dır. Orada da küçük yatırımcıları, hiçbir şeyin farkında olmayan, borsada çoğunluğu oluşturan sayıca o insanları manipüle edersiniz.

Karar önce alınmalıydı

SPK’nın bazı fon yöneticelerine yönelik iki yıl işlem yasağı kararını değerlendiren Aktaş, kararın çok daha önce alınması gerektiğini belirtti. Aktaş, "Çok geç kalınmış bir karar. Buraya gideceği belliydi, çünkü anormal değerler var. Öyle hisseler var ki piyasa değeri defter değerinin 50 misli çıkmış. Vatandaş bilmeden bu serbest fonlara yatırım yapıyor. Sonra işte bir gün geliyor, bu çöküş yaşanıyor. SPK olanı biteni bir güzel seyretti" dedi. İSTANBUL

***

Denetleyici kurumlar ne yaptı?

DEM Parti Eşbaşkanları, patlayan fonlarla ilgili "Bu riskler ne zamandır biliniyordu? Denetleyici kurumlar ne yaptı? Yatırımcıların zararının büyümesi neden engellenemedi?" sorularının yanıtlanmasını istedi.

Eşbaşkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan tarafından yapılan açıklamada, kronikleşen enflasyon, artan iflaslar, büyüyen borç yükü, jeopolitik risklerdeki artış, akaryakıt zamları ve son olarak da Borsa İstanbul’da yaşananlarla büyük bir kaos ve vurgunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bazı yatırım fonlarının katılımcılara ödeme yapamamasıyla birlikte bazı şirketlere ilişkin haberlerin ardından BIST 100 yüzde 6'dan fazla değer kaybettiği, devre kesicinin devreye girdiği; son yılların en büyük kayıplarından birine yol açıldığı hatırlatılan açıklamada, "Bu riskler ne zamandır biliniyordu? Denetleyici kurumlar ne yaptı? Yatırımcıların zararının büyümesi neden engellenemedi?" diye soruldu.

Sadece iktidarın değil

Borsa İstanbul'daki kaos ve vurgun, FED'in 16 Eylül'de gerçekleştirdiği faiz artışı, yüksek enerji fiyatları, bölgesel savaşların büyüttüğü küresel belirsizlik, artan borç yükü ve umutsuzlukla birleşince Türkiye ekonomisi üzerindeki baskının daha da arttığı kaydedilen açıklamada, "Bu tabloya karşı sorumluluk almak, 86 milyonun yararına gerekli kararları alıp uygulamak yalnızca iktidarın değil, TBMM'nin ve siyaset kurumunun tamamının acil ve asli görevidir" denildi.

Meclis’in 1 Ekim’i beklemeden toplanması gerektiği vurgulanan açıklamada, Meclis’in sorumlulukları şu şekilde sıralandı: 

* Akaryakıtın yükünü küçük üreticinin sırtından alacak, çiftçinin ve küçük üreticinin kullandığı akaryakıtı sübvanse ederek üretim maliyetlerini düşürecek, kamu kaynaklarını rant ve ayrıcalık yerine emeğin ve üretimin desteklenmesi için kullanacak tedbirler almak,

* Sermaye piyasalarında denetimi objektif ve sıkı biçimde gerçekleştirmek,

 * Başta bankalar olmak üzere faizden ve ranttan kazanç sağlayanlara yüksek vergi getirmek,

 * Kurumsal erozyona karşı liyakati esas alan kamu politikaları üretmek,

 * Şirketleri değil mağdurları, sermaye sahiplerini değil yurttaşı koruyan tedbirler almak,

* Çiftçilerin, üreticilerin, KOBİ'lerin ve yurttaşların borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandırmak ve sübvanse etmek,

* Bütçede devasa boyutlara ulaşan faiz yükünü azaltmak,

* Vergide adaleti sağlamak.