Amed’de üç yıl aradan sonra bu sene tekrar düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarı başladı. Fuarın onur konuğu Mıgırdiç Margosyan Kürtçe üzerindeki yasakların kalkması gerektiğini belirtti ve ekledi: ‘’Gavur babam dişçi Ali biletimi İstanbul’a kesti. ‘Git anadilini öğren adam ol’ dedi. Babam için adam olmanın öncelikli koşulu anadilini öğrenmekti.’’
TÜYAP tarafından düzenlnen 120 yayınevinin kadığı, 250 yazarın konuk olacağı Diyarbakır 6’ncı Kitap Fuarı’nın açılışı kurdele kesilerek yapıldı. Fuarın ilk gününde beklenin üzerinde katılım sağlandı. Döviz kurlarındaki artışın yayın evlerini zor durumda bıraktığı tüm katılımcıların ortak gündemdi.
Fuarın bir başka tartışma konusu ise afişlerde Kürtçenin olmamasıydı. Fuar alanında 10’un üzerinde Kürtçe kitap basan yayınevi vardı. Ancak hiçbir afişte Kürtçe yoktu. Tüm afişler Türkçe hazırlanmıştı.
Fuarın ilk gününde 43 yazar okurlarla buluşurken, yedi kültürel etkinlik gerçekleştirildi.
Fuar alanında stant açan yayınevlerinin şikayet ettiği başka konu stant alanlarının ücretleriydi. Kağıt fiyatlarındaki artış yüzünden ekonomik sorun yaşayan bazı yayın evleri tek başına stant açamadı. Bazı yayınevleri birleşerek stant açtı.
Git anadilini öğren
Fuarın onur konuğu Yazar Mıgırdiç Margosyan, yaptığı konuşmada kendi hikayesini anlattı. Hikayesinin Gavur mahallesinde, namı diyar Xançepek mahallesinde başladığını anlatan Margosyan, şunları söyledi: “Eğitim yaşım geldiğinde benim gavur babam dişçi Ali, karar verdi benim biletimi İstanbul’a keserek beni postaladı. ‘Git anadilini öğren adam ol’ dedi. Babam için adam olmanın öncelikli koşulu anadilini öğrenmek idi. Bende İstanbul’a gittikten sonra 15 sene içerisinde anadilimi öğrendim. Anadilimin öğretmeni oldum, öğrencilerim oldu. Daha sonra Gavur mahallesini yazdım.”
Aram okurlarını bekliyor
Okuyuculardan yoğun ilgi gören fuarda, Kürt yayınevleri de stantlar açtı. Bu yayınevlerinden biri de farklı mahkemeler tarafından 89 kitabı toplatılan Aram Yayınları.
Aram Yayınları editörlerinden Ulaş Gültekin, kurdaki hızlı artışın kağıt fiyatlarına yansımasının dergi ve kitap yayıncılığı açısından ciddi bir sorun yarattığını belirterek, “Zor süreçten geçen Kürt yayınevleri bu dönemde daha fazla sahiplenilmesi gerekiyor” dedi.
Kürtçe anons yok
TÜYAP’ın kentte dört yıl süreyle fuar düzenlememesinin gerekçelerini gerçekçi bulmadıklarını ifade eden Gültekin, bunun ekonomik nedenlerden çok politik nedenlerden kaynaklandığını belirtti. Gültekin, “Diyarbakır bir Kürt kenti. Burada Kürtçe anons yok. İmza etkinlikleri, paneller olsun hiçbirinin anonsu Kürtçe yapılmıyor. Bu saygısızlıktır. Bunca Kürt yayıncı var. Fuarda Kürtçeye dair bir atmosfer yok” dedi.
KÜLTÜR SERVİSİ
KÜRT PEN: Baskıya rağmen Kürtçe kitaplar
Kürt PEN Derneği Eşbaşkanı Osman Özçelik ise fuarın düzenlenmesinin önemine işaret ederek, “Aradan geçen dört yıldan sonra TÜYAP’ın Amed’de kitap fuarı düzenlemesi bizi mutlu etti. Maalesef TÜYAP, programında başta Kürtçeye yer vermedi. Kürt PEN olarak Kürtçe olmasa protesto edeceğimizi söyledik. Fuarın açılışına bir gün kala Kürtçe programı da açıkladılar” dedi.
Cezaevinde olan ve kitapları fuarda satılan Kürt yazarlara dikkat çeken Özçelik, “Kürtçe yazan ve hakkında dava açılmayan tek bir Kürt yazar dahi kalmadı. Kürtçe üzerinde devam eden bunca baskıya rağmen Kürtçe kitaplarının gün be gün arttığını görüyoruz. Kürtçe yazan genç Kürt yazarlar ve yine bununla beraber Kürtçe okuma oranının yükseldiği bizi mutlu ediyor ve umutlandırıyor. Yaşam edebiyatla, sanatla güzelleşir. Coğrafyamızda buna direnişi de eklemek lazım” dedi.
Türkiye okuduğunu anlamıyor
Türkiye Yayıncılar Birliği 2’nci Başkanı Fahri Aral, Türkiye’de okuma yeterliliğinde bin kişiden sadece üç kişinin okuduğunu anladığını söyledi.
Mezopotamya Ajansı’ndan Lezgin Akdeniz’in sorularını yanıtlayan Aral, Türkiye’deki eğitim sisteminin çok kötü bir durumda olduğunu ifade etti. Aral, şöyle devam etti: “Türkiye’de okuma kültürü zayıf olduğundan dolayı bilinç düzeyi farklılaşamıyor. Okuma yetişkinlikleri verilerine bakıldığı zaman Türkiye içler acısı bir durumda. 72 ülke arasında sona doğru gidiyoruz. Elimde bazı rakamlar var. Öyle bir düşüş var ki bu matematikte yüzde 54.3, fen bilimlerinde yüzde 46.2, okuma yeterliliğinde yüzde 40’a varan bir düşüş. Bin çocuk üzerinde yapılan bir araştırma var. Matematiği gerçekten iyi anlayan binde 8, fen bilimlerinde yüzde 1. İşin feci tarafı okuma yeterliliğinde bin kişiden sadece üç kişi okuduğunu anlıyor. Bu bir facia, sadece üç kişi anlıyor. Bir ay önce Avrupa ülkeleri arasında yapılan araştırmada okulu bitiremeden terk eden öğrenciler arasında Türkiye 1’inci sırada. 4+4+4 garip bir sistem getirdiler, çocuklar hiçbir şey anlamadan bırakıp gidiyor.”
Kürtçe eğitim şart
Okuma yeterliliğinin zayıf olmasının en büyük büyük nedenlerinden birinin anadilde eğitimin önüne konulan engeller olduğunu vurgulayan Fahri Aral şunları söyledi: “Diyarbakır çok dilli, çok dinli, çok kültürlü kadim bir şehir. Bu anlamda bu şehrin ihtiyacına göre, talebine göre hareket edilmesi gerekir. İnsanların ana dili vardır. Diyarbakır’da insanların anadili Kürtçedir. Bu çocuğun anadili ile okuma kültürüne başlaması lazım. Anadilde eğitim mutlaka ama mutlaka olmalıdır. Anadilde eğitimin yanı sıra bunun yanında resmi dil de eğitim verilir. Ana diliyle masal okuması lazım, dünyayı öğrenmesi lazım. Ama maalesef bugün bin çocuktan sadece üçü anlıyor okuduğunu. Bunun birçok nedeni var. Birincisi anadilde eğitim önündeki engeller, ikincisi eğitim sistemidir. Evde annesiyle konuştuğu dilden sonra okulda önüne konulan kitapları anlamayan çocuğun sorunu kısa süreli değil, uzun yılları alıyor. Ama eğitimi anadilinde görse o kitabı anadilinde okusa dünyayı çok daha iyi anlayacak” dedi.
Dilimiz kimliğimizdir
Diyarbakır 6’ncı Kitap Fuarı, yazar Sultan Yaray moderatörlüğünde “Jin û Wêje” (Kadın ve Edebiyat) konulu panel gerçekleşti. Panelde Kirmanckî konuşan Yazar Nesrin Şanlı da, “Anadilimiz bizim kimliğimizdir” dedi.
Panelde kadın ve anadil üzerine ilk olarak konuşan Yazar Mine Karakaş, “Teknoloji bu kadar gelişmemişken kadın çocuklarını anadilinde büyütebiliyordu. Fakat teknoloji geliştiğinden bu yana kadın çocuğuna anadilini öğretemiyor. Çünkü çocuk teknolojiden kopmuyor. Yaşam içerisinde ne olursa olsun çocuklarımız ile Kürtçe konuşmalı ve çocuklarımızı da buna alıştırmalıyız. Dilimizi her yerde konuşalım. Telefonlarımızda Kürtçe dil özelliği kullanalım. Bu şekilde dilimizi hayatımıza daha fazla sokabiliriz” dedi.
Konuşmacı TJA üyesi Xecê Şen ise Kürt edebiyatı tarihine bakıldığı zaman ilk edebiyatın erkekler tarafından yazılmış olduğunu gördüklerini belirtti.
Kirmanckî konuşan Yazar Nesrin Şanlı da, “Anadilimiz bizim kimliğimizdir” diyerek, kimliksizliğin bir toplumun yok oluşu olduğuna vurgu yaptı. Kimliklerine, dillerine sahip çıkmak zorunda olduklarını vurgulayan Şanlı, “Kendi anadilimizde okumalı, yazmalıyız ve düşünmeliyiz. Nereye bakarsanız şu an Kürtçe edebiyat konuşuluyor, okunuyor, tartışılıyor. Kendi dilimizde yayınevleri açmalı ve anadilimizde basılan kitapların sayısını arttırmaya özen göstermeliyiz” diye ifade etti.
Yazar Şair ve Gazeteci Roza Metina da, “Dil olmazsa kültürümüz de olmaz, anlam kazanmaz. Dilin savaş, edebiyat, mücadele ve direniş üzerindeki etkisi çok önemli” ifadelerini kullandı.
Ahmet Telli: Diyarbakır’ın hafızasını geri vermek lazım
Kitap fuarının konuklarından biri de şair Ahmet Telli. Artı Gerçek’ten Bahar Kılıçgedik’e fuarının ilk gününe ilişkin konuşan Telli, “TÜYAP’ın düzenlediği kitap fuarlarının bir çoğuna katıldım. Ama Diyarbakır’ın özel ve özgül bir yanı var. 4 yıl aradan sonra, 6’ncısı düzenleniyor. Bu 4 yıllık gerilim ve gerginlik bir biçimde kuşkusuz ki fuarın ilk gününe yansıyor. Bir tereddüt hissediyorum bu tenhalıkta… Umarım ki hafta sonuna kadar sürecek bu fuar bu tedirginliği atarak, okurlarının daha geniş kesimlere ulaşmasını sağlayabilir” dedi. ‘2015 yılından bugüne Amed’de yaşananların ve ülkenin geldiği halin tedirginliği mi?’ sorusuna Telli şu yanıtı verdi: “Bu kent geçmişi ile vardır. Bir bellek şehridir Diyarbakır. O belleği silen kişi ya da silmeye çalışan kişilerin yarattığı tedirginlik, gerginlik bir biçimde yansısa da bunlar kalıcı değildir. Şehrin hafızasını geri vermek lazım. Şehrin hafızasını geri vermek ve o şehri kendi hafızası ve tarihiyle yaşatmak lazım. Bunun için her türlü hiyerarşik düzenlemelerin, olguların ortadan kaldırılması gerekmektedir.”
Kürtçe-Türkçe Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Sözlüğü
IPS İletişim Vakfı/bianet’in “Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Online Kütüphanesi ve Elkitabı” projesi kapsamında bianet kurdî editörleri Murat Bayram ve Ferid Demirel’in hazırladığı, Kürtçe-Türkçe Toplumsal Cinsiyet Odaklı Habercilik Mini Sözlüğü yayınlandı.
Toplumsal cinsiyet odaklı haberlerde sıkça kullanılan kelimelerin yer aldığı sözlük bianet kurdî editörleri Murat Bayram ve Ferid Demirel tarafından belli aralıklarla güncellenerek sözlüğün kapsamı genişletilecek.
Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik yaparken kafamıza takılan ve bir çözüme kavuşturduğumuz kelimelerden oluşan sözlüğün önsözünde şu ifadelere yer verildi:
‘’Bu minisözlükle bu habercilik pratiğinin süzgecinden geçirilerek ortaya çıkan kelimeler, kavramlar, ifade biçimleri, Kürtçe’nin geleneksel kalıplarını zorlayacak, Kürtçe gazetecilik ve Kürtçe’nin günlük kullanım pratiğinde kendisine yer bulmaya çalışacak.
Minisözlüğümüz dijital ortamda yayınlanacak. Sözlüğümüz Türkçe-Kürtçe ve Kürtçe- Türkçe şeklinde hazırlanıp tasarlandı.’’
İSTANBUL
3 kitaba yasak
Chris Kutschera’nın Kürt Ulusal Hareketi, Abdurrahman Qasimlo’nun Kürtler ve Kürdistan ve Celîlê Celîl’in 1880 Kürt Ayaklanması Şeyh Ubeydullah Nehri kitapları yasaklandı.
Çukurca Sulh ve Ceza Hakimliği, Avesta Yayınları tarafından basılan üç kitabını yasakladı. Kararda “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu kapsamında kalabileceği değerlendirmesi ile ileride telafisi mümkün olmayacak zararlar meydana gelebileceğinden basımı, çoğaltılması, dağıtım ve satışının yasaklanması, mevcut kopyalarının toplatılmasına karar verildiği” ifade edildi.
HAKKARİ