Fransız Devrimi sürecinden günümüze miras hakkı, kadın erkek eşitliği, kürtaj hakkı, şiddetin son bulması, çalışma koşulları, sendikal haklar gibi temel haklar için Fransız kadınlarının kadın mücadelesi, giyotinden cezaevlerine uzanan bir bedelle günümüze kadar pek çok aşamalar kaydederek ilerledi. Kimi temel hakların alınmasında on yılları, bazen yüzyılı bulan mücadele deneyimin mirasçısı kadınlar, şimdi 8 Mart eylemine hazırlanıyor. 

Fransa'nın birçok merkezinde 8 Mart panel, yürüyüş, gece gibi etkinliklerle bir mücadele gününe dönüşse de eylemlerin asıl merkezi Paris. Paris'te 8 Mart etkinlikleri, üç ayrı tarihte yapılacak eylemlerle gerçekleştirilecek. 

Birinci eylem 6 Mart günü gerçekleşecek. Bu eylem, önceki yıllarda eylemlerde ve çalışmalarda islamofobi, göçmen kadınların yerel ayakları, fuhuş ve benzeri konularda düştüğü ayrımlar nedeniyle 'Herkes İçin 8 Mart' platformu adıyla ayrı bir oluşuma gitmiş kadın örgütleri tarafından gerçekleştiriliyor. 

Diğer kadın örgütlerini burjuva-beyaz kadın olarak tanımlayıp, dışlanan tüm kesimleri bir potada birleştirmeyi hedefleyen bu oluşum, son iki yıldır fuhuş müşterilerinin cezalandırılması, islamofobi, göçmen kadınların sorunları konusunda diğer kadın örgütlerinden farklı bir çizgi izliyor. Ülkedeki İslam karşıtlığı konusunda diğer kadın örgütleriyle ayrışmış olsa da radikal İslamcı gruplarla net çizgiler çizemeyen, net bir tutum alamayan örgütlenmeler de bu platformda kimi zaman yerini bulabiliyor. 


Dünya Kadın Yürüyüşü ön planda

8 Mart günü eylem gerçekleştirecek Dünya Kadın Yürüyüşü, Femmes Solidaires gibi örgütler ise ülkede fuhuşun yasaklanması, müşterilerinin cezalandırılması yasası savunucuları, başörtüsü konusunda keskin tutumları ile son yıllarda önce çıkmış örgütler. 

Bu yılki 8 Mart günü sendikaların katılımıyla bir günlük grevin ardından akşam saatlerinde Paris'te bir yürüyüş gerçekleştirmeyi savunuyor. Bu çalışmayı yürüten kadın oluşumları, daha çok Fransa'da aktif olan sol hareketlerle ideolojik ve organik bağı olan kadın kurumlarından oluşuyor. Yeşiller, Sol Parti, Sosyalist Parti, NPA ve diğer sol partilere yakın bu kurumlardan en aktif ve Fransa çapında etkinliği olan örgütlerden olan Dünya Kadın Yürüyüşü ve Femmes Solidaires öne çıkıyor.  

Dünya Kadın Yürüyüşü; kadınların yoksulluğuna son vermek, kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı önlemek, küreselleşmenin kadınlar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadele etmek, 1995 yılında "Du pain et des roses" (Ekmek ve Güller) adlı Quebec Kadın Yürüyüşü'nün örgütlenmesi ve 2000 yılında Dünya Kadın Yürüyüşü'nün örgütlenmesine kadar uzanan bir tarihe sahip. 2000 yılında doğan ve dünyanın her yerinde binlerce kadın örgütünü bir araya getirmeyi başaran bir ağ  olan Dünya Kadın Yürüyüşü'nün Fransa ayağı çok güçlü olmasa da diğer ülkelerdeki aktivitesi, geçtiğimiz yıl Nisêbîn'den başlatmış olduğu ve bütün Avrupa'yı dolaşan karavan eylemiyle uluslararası bir ağ oluşturmasından dolayı gücünü ikiye katladı. 

Ötekileştirilenlerin kendine çok da yer bulamadığı bu çalışmada eşitlik, adalet, barış, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadele gibi temel ilkelerden bahsedilse de, Fransa ayağında öncelikle kimi kadın kurumlarına dönük aldığı ayrımcı tutum, özellikle Fransa'da Kadın Bakanlığı'nın oluşmasından sonra devlet fonlarından yararlanması (ki bu beraberinde eylem ve aktivitelerin sınırlarının düzen sınırlarına çekilmesini getirdi) Fransa'da birçok kadın kollektifi açısından uzak durulan bir oluşum oldu. 


Üç ayrı eylem üç ayrı yaklaşım

Diğer taraftan on yılların örgütü Femmes Solidaires ise Fransız Komünist Partisi çizgisinin hakim olduğu bir kadın oluşumu. Komünist Parti'nin son yıllarda güç kaybına paralel olarak zayıflayan bir profil çizdi. Laiklik, eşitlik, adalet, barış savunusuyla kadın mücadelesinin Fransa'daki birçok parametresinde aktif olan örgütün etkinlik düzeyi, son yıllarda şubelerinde gerçekleştirdiği yerel aktivitelerin ötesine geçemedi. 

Dünya Kadın Yürüyüşü ve Femmes Solidaires'in öncülük yaptığı 8 Mart etkinliklerinin sınırları yine reformist, kadın mücadelesinde bütün toplumsal dinamikleri içine almaktan uzak, sendikal ve yasa tartışmaları eksenine sıkışan bir tablo ortaya koyuyor. 


Savaşa karşı yürüyen kadınlar

6 ve 8 Mart günü ayrı bir şekilde örgütlenen eylem ve etkinliklerin ana gündeminde aile içi şiddetin ötesine gitmeyen gündemler nedeniyle militarizme, savaşa, göç politikalarına, sistematikleşen ırkçılığına karşı çıkanlar ise yürüyüşünü 13 Mart tarihinde gerçekleştirecek. Kobanê Kadınlarıyla Dayanışma Kolektifi'nin öncülük ettiği 'Savaşa Karşı Kadınlar Platformu', Kürt Kadın Hareketi'nin önermesiyle hem aile içi hem de devlet şiddetini içerisine alan bir perspektifle savaşa karşı yürüyecek. Kurumsal yapıların, çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyen ve araştırmacının da dahil olduğu bu yürüyüşe diğer bütün kadın kurumları da davet edilmiş durumda. Bu yürüyüşü diğer yürüyüşlerden ayıran en temel özelliklerden biri de, yürüyüşün karma değil, sadece kadınlardan oluşacak olması.



SELMA AKKAYA / PARİS 





İdam edilen kadının annesinden 8 Mart mektubu:  Binlerce Reyhaneh yeşeriyor


İran'da 25 Ekim 2014 yılında kendisine tecavüz girişiminde bulunan bir istihbaratçıyı öldürdüğü için 27 yaşında idam edilen Reyhaneh Jabbari'nin annesi Şule Pakrewan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir mektup kaleme aldı. Pakrewan "Kara beyinli zalimler benden bir Reyhaneh aldılar ve astılar. Fakat onlar Reyhaneh'in tohumlarının toprağın göğsünde ekildiğini ve binlerce Reyhaneh'in yeşereceğini bilmiyorlar" dedi.

Pakrewan'ın kadınların esaret altında bulunduğuna dikkat çeken mektubu şöyle: 

'Bedelini canımızla ödesek bile ‘

"Ben bir kadınım, kadınların tarihin derinliklerinden gelen çığlıklarını yüreğinde saklayan bir kadınım. Kadınlar ikinci cins olarak görülüyor ve birçok yerde hak sahibi değiller. 21. yüzyılda bir savaş ganimeti olarak esir alınıp, köle gibi pazarlarda satılıyorlar, hem de DAİŞ'in kurduğu pazarlarda. Birçok ülkede ne toplumları ne de kendileri için seçme hakkına sahip değil kadınlar. Ben cinsel istismara uğrayan ve çığlığı duyulmayan günahsız bir kızın çığlığını ruhunun derinliklerinde hisseden bir anneyim. Ben anneyim, benim de kızımın başına bunlar geldi. Kızı zulmün darağacına götürülen bir anneyim. Ben ve kızım, diğer binlerce kadın gibi acılarımızla bilinçlendik. Kadın olmanın bilincine vardık ve meşru haklarımızı elde etme mücadelesinde ısrarlı olmamız gerektiğini öğrendik. Bunun bedelini canımızla bile ödesek, bunda ısrarlı olmayı öğrendik. 


'Kadınlar kahraman gibi savaşıyor'

Benim Reyhanem tarihin sayfaları arasındaki yerini aldı. Hak ve adalet için direnişteki ısrarıyla tüm kadınlara örnek oldu. Kara beyinli zalimler benden bir Reyhaneh aldılar ve astılar. Fakat onlar Reyhaneh'in tohumlarının toprağın göğsünde ekildiğini ve binlerce Reyhaneh'in yeşereceğini bilmiyorlar. Bilinçli ve fedakar kadınlar gittikçe daha çok güçleniyorlar. Eşitlik savaşında kahraman birer savaşçı gibi savaşıyorlar. Biz ne düşkünlerin ellerinde tuttukları bir kadın ne de kendilerine başka maskeler takarak gizleyen kadınlarız. Biz kadınız ve olduğumuz gibi yaşıyoruz. Kadınlar olarak karşımıza çıkan yaşam koşulları ve şartlarına karşı savaşıyoruz. Kadınlar olarak kendi dünyamızı yaratıyoruz ve birer kahraman olarak kendi kaderimizi kendimiz tayin ediyoruz. Kadınlar ülkelerinin geleceğidir. O ülke ki tüm tutsakların annesinin ülkesi. Kadınlar tüm evrenin annesidir ve evrenin tüm sembollerini taşırlar." 


 HABER MERKEZİ