Hollanda’da yaşayan Zülfü Çiçek, şu an 100 yaşında. Bir asırlık ömründe, üç Kürt isyanına tanıklık etti. Şêx Saîd döneminde çocuk, Seyit Rıza döneminde gençti. Çiçek’in ailesi, Riha’dan, Dep’in (Karakoçan) Puskulan Köyü’ne yerleşen Zaza Kürtlerinden. Hatırladıklarını gazetemize anlatan Çiçek, Kürt sorununun çözümünün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden geçtiğini belirtiyor.
Zülfü Çiçek, Şêx Saîd döneminde henüz çocuktur. Çocukluğu Wax köyünde geçer. Buğday olmadığı için arpa ekmeği yediklerini belirten Çiçek, yaşam koşullarını şöyle anlatıyor: “Arpayı elle yolup öğütüyorduk, ekmek yapıp yiyorduk. Hangi köyde dut ağacı varsa, o köy kendini şanslı görüyordu. Çünkü dutlarla besleniyorlardı. Bir dayım askerlerce alıkonuldu. Şêx Saîd döneminde askerler çok yaygın değildi. O dönemde Palu, Maden ve Elazığ’da birer karakol vardı. Başka karakol yoktu. Askerler arada bir köylere denetime geliyordu. Genel olarak köylüler Şêx Saîd’den yanaydılar. Ben isyanın başladığı yıllarda 7-8 yaşlarında olabilirim. Çünkü kütüğe yazılışım sonradan olmuştu. Memurlar, çocukları tahmini yaş üzerinden kaydediyorlardı. Bizim köye geldiklerinde köyün tüm çocuklarını boy sırasına göre dizdiler. En küçüğün yaşını annesine sorup ondan sonrakileri onun yaşını esas alarak belirliyorlardı. Sanırım ben biraz kısa boylu olduğum için birkaç yaş küçük yazmış olabilirler.”
Çiçek, Şêx Saîd İsyanı’nda köylerinde mücadeleyi Yado adlı bir öncünün yürüttüğünü belirtiyor ve anlatıyor: “Yado bizim köylere geliyordu. Yanında Hes Began diye Bingöllü biri vardı. Ondan yana görünüyordu ancak askerle işbirliği içindeydi. Hes Begon’un yanında dört kişi vardı. Birinin ismi Halil’di. Bir gözü görmüyordu Halil’in. Bunlar dört kişi köye geldiler. Tüfeklerini kucaklarından hiç indirmezlerdi. Çay, su içtiklerinde bile tüfeklerini kucaklarından indirmezlerdi. Yado, Bingöl ve çevresinde Şêx Saîd adına örgütleme ve eylem yapıyordu. Köylüler de yardım ediyorlardı. Ayrıca para yardımı da yapıyorlardı. O dönemde sadece gümüş para vardı.”
 
Seyit Rıza döneminde genç
Zülfü Çiçek, Seyit Rıza döneminde ise gençtir. “Şimdi Dêrsim’den bahsedersem, üzülürsünüz. Onlara çok hakaret edildi, çok acı çektirildi” diyerek fazla değinmek istemediği döneme ilişkin de şunları belirtiyor: “Dêrsim Türkiye sınırıydı. Kendi başlarına yaşıyorlardı. Bundan dolayı da saldırılara uğruyorlardı. Mesela Altkilise Köyü’nde Bilolar adında üç kardeş vardı. Bunlardan ikisini katlettiler. Hala onları unutmam. Ben onlara buğday almaya gitmiştim. Eli bol, yiğit insanlardı. Bu üç kardeş de Seyit Rıza’yı destekliyordu. Fakat onlara yapılanları, hakareti unutmam,  unutamam. Dêrsim’e en büyük hakareti Atatürk yaptı. Dêrsimliler direndikleri için saldırıya maruz kaldılar. Devlet, ‘Neden teslim olmuyorsunuz’ diye öfkeleniyordu.
Seyit Rızaların asılışını da hatırlıyorum. Biz de Seyit Rıza’nın fotoğrafı asılıydı. Elinde silahı vardı. Sakalları göğsüne kadar iniyordu, elinde bir tesbih vardı. Sonra köylerin yakılışını, askerlerin gelişini hatırlıyorum. Köylerden alevler yükseliyordu. ”Şêx Saîd ile Seyit Rıza’ya halkın büyük desteği olduğunu belirten Çiçek, “Ancak o dönemde devletle işbirliği yapan aşiretler ve kişiler vardı. Şêx Saîd asıldıktan sonra Seyit Rıza yalnız kaldı. O dönem dini çelişkilerin olduğunu söyleyenler var. Ben hiç tanık olmadım. Kanımca bu sonradan yapılan bir uydurmadır” diyor. 
Zülfü Çiçek’e göre, o dönemde yaşayan insanlar daha samimiydi. Yoksulluk olmasına rağmen insanların dayanışmacı olduğunu belirten Çiçek, şöyle devam ediyor: “O dönemin insanları, birbirini seviyordu. Yoksulluk vardı; buğday azdı ve ticareti yasaklıydı. Tarla sürecek öküz bile yoktu. Ancak öküzü olanlar, ortaklaşa kullanıyorlardı. Yiyeceğimiz yağ ve çökelekti. Yoksulluktan yünden örülmüş giysiler giyerdik.”

Öcalan’ı da gördü

Zülfü Çiçek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı ilk zamanlarında bir kez dinleme fırsatı bulur. Öcalan’ın Dep (Karakoçan) yakınlarında bir yere geldiğini belirten Çiçek, “Ezo’nun dükkanına gelmişti. Dükkanın etrafı O’nu dinleyenlerle dolmuştu. Ben de o zaman kendisini gördüm. Seyit Rıza ile Şêx Saîd, şimdi ise Apo; bunlar Kürtler için mücadele ediyorlar. Öcalan’ın bu davanın bir büyüğü olarak görülmesi ve muhatap alınarak sorunun çözülmesi gerekiyor. Bu devlet için de iyi olur. Öcalan’ın serbest bırakılması yüzyıllık Kürt sorununun çözümü olur. Bu da herkes için iyi olur. Bu mücadeleyi hepimizin desteklemesi gerekiyor. Ancak içimizde cesaret edip katılmayanlar var” şeklinde anlatıyor.


BİRGÜL ROAVA/DEN HAAG