Her üç kutsal kitapta geçer adem-Havva hikayesi. Ve bu kitaplar der ki! “Tüm dünyadaki insanlar hepsi kardeştir ve hepimiz Adem ve Havva’nın çocuklarıyız.” Kiliselere, camilere, sinagoglara gidilir ve herkes aynı şeye dua eder, “tüm insanlar kardeştir, bir tarağın dişleri gibi eşit düzeyde yaratılmışlardır ve yaşam hakkı herkesindir.” Denilir. Peki, neden bu insanlar ibadetini yaptıkları ve inandıkları kutsal kitapların da dahi yazılanlara sahip çıkamıyor. Hani nerede “dünya kardeşliği,” nerede insanlık göreviniz… Filistin halkı bu dünyanın evlatları değil mi? Onlarda Adem ve Havva’nın çocukları değil mi? Ama maalesef sözde kardeşliğe, sevgiye ve insanlığa ibadet edenler sıra Filistin olunca herkes adeta ‘Görmedim, Duymadım, bilmiyorum’u oynuyorlar.
Neden konu insan olunca bu kadar görmemezlik? Oysaki insanların bugün bir spora, müziğe, modaya merakları olduğu ve gösterdikleri duyarlılığı bu Filistin de yaşanan bu savaşa ve katliama gösterselerdi belki de bu kadar insan katledilmez, sürgün edilmez, evsiz-ülkesiz kalmazdı. Hep bir ağızdan faşizme, Siyonizme ve ırkçılığa karşı ortak ses olunsa, tek yürek, tek düşünce ve uluslar arası, ortak bir mücadele yürütülseydi, işte o zaman bu Ortadoğu’nun kördüğüm olmuş Arap-Yahudi çelişkisi çözüme kavuşurdu. Ama ne yazık ki dünya toplumu insanlık etmekten uzak düşmüştür. Gereksiz şeylere çok zaman ayrılır, çok fazla kafa yorulur. Ama mesele insanların, hele bir de her gün ölen çocukların veya yanı başında annesinin, babasının, kardeşlerinin öldürülmesini görmüş bir çocuğun yaşadığı, yaşayacağı psikolojik, ruh hali ve buna karşı kimse “niye bu kadar çocuk ölüyor, öldürülüyor” dedi ve düşündüyse de vicdanı bu çıkmazı aşmaya yetmedi. Çünkü genelde kör olduğu kadar sağar ve beyni uyuşuk bir dünya insanlık gerçekliği açığa çıkmaktadır. Hani insan hakları savunucuları ve hukukçular, hani kendisine sosyalist-demokrat ülkeyim diyenler, hani kendine aydın ve entelektüelim diyenler, sanatçı ve siyasetçiler neden bu İsrail’in faşizan saldırılarına sessiz kalınıp, göz yumuluyor.
İsrail ceberuttu yine acımasız katliamlarıyla bu birkaç gündür Gazze’de yaşattığı tam bir cehennem ortamı. İsrail’in Gazze işgali 1.ve 2. Dünya paylaşım savaşlarında dahi, bu şekilde savaş kurallarını ihlal eden, bu kadar acımasız ve vicdansızca bir savaş tarzı yürüten başka bir ülke olmamıştır. Hastaneler, içerisinde hastalarında olduğu, yine kaçacak, kendisini koruyacak yeri olmadığından okullara sığınmış ağırlıkta çocuklar ve kadınların bulundukları yerlerin bombalanması, özellikle genç, yaşlı demeden, en ağırı ise karnında çocuğuyla katledilen ananın, bu insanların böyle hunharca katledilmeleri hangi vicdan ve ahlaka sığabilir.
Yine İsrail ve arkasında ABD’nin de olduğu Ortadoğu’ya yönelik çirkin politikalarının bir ürünü olan IŞİD çetesinin de bugün Rojava da Kürler, Araplar, Süryaniler ve Türkmen halklarının her türlü maddi ve manevi değerlerini yok eden, bu ölüm çetelerine göz yuman bir zihniyetin Filistin halkına yaşatılanlar karşısındaki vicdanı-vicdansızlığıdır.
Bunun için başta Ortadoğu toplumu, özelde ise tüm dünya toplumu açısından bu güçler birer virüs olmakta ve insanlık için büyük tehdit oluşturmaktadır. Bazıları kalkıp bu işgalci, faşizan güruhların yaptıklarına sadece kınamakla geçiştirmekte, yapılan bu katliamlara göz yumulup, duyarsız yaklaşılmaktadır. Dünya bu savaşa ve katliamlara sessiz kalmakta, topluma bu savaş alıştırılarak, refleksiz bırakılmak istenmektedir. Bu konuda en büyük rolü basın ve medya oynamaktadır. Mesela her gün yüzlerce ölüm haberinin adeta tellallığını yapmaktadır. Böylece sorun daha da derinleşerek çözümden uzaklaştırılmaktadır. Çünkü insanlar ölüme alıştırılmaktadır. Oysa medya tersi bir rol oynayabilir. Örneğin yalnızca savaşın, şiddetin nasıl yürütüldüğüne, insanların nasıl katledildiğine ilişkin kışkırtan tarzda değil, daha çok nasıl barışa, kardeşliğe ve özgür bir yaşama hizmet edebilir üzerinden toplumu eğitip, örgütleyerek, sorunu çözen toplumsal bir iradi gücü açığa çıkarabilir.
Bu nedenle vicdan sahibi olan her kesin, her kurumun bu ölüm çetelerine karşı direniş cephesini geliştirmesi gerekmektedir. Bu coğrafyanın tüm halkları Kürtler, Türkler, Araplar, Asurî-Süryani ve diğer halklar demokratik ulus çatısı altında birleşerek özgürleşen Demokratik Ortadoğu’yu yaratabilecektir. Halkların barışa, eşitliğe ve ortak kardeşliğe kilitlendiği bir ittifakta IŞİD gibi bir canavarın yaşam imkanı tükenecektir. Ne İsrail Filistin halkını ezebilecek, ne de IŞİD Ortadoğu da çılgınlıklarını sürdürebilecektir. Kazanan Barış ve Özgür Halklar olacaktır.
Üç maymunları oynayan dünya!