AKP’li Çelik, üç devrimci kadının öldürülmesinden hemen sonra yanıtladı: "Vallahi biz yapmadık! İç infazdır, iç infazdır!”
Evet, olay yeri "dış” olsa da, olayın kendisi bence de "iç infazdır!” Hani, hepimiz "kardeş”tik ya, işte o tanım üzerinden, kardeşin kardeşi vurmasıdır olay. Suçüstü yakalanan devlet baba, en aptal oğlunun ağzından konuşunca, suçunu reddetmek için bile iç duyguyu bastıramadan, içten bir açıklama yapıp, içini döküverdi.
Tetikçi’nin DNA testi sömürgeci devletin genleriyle döl ortaklığı olduğunu gösteriyor. Yani kendini "Osmanlı Türk’ü” sayacak kadar MHP’li; işsizlik ve ekonomik krize rağmen 45 takım elbise alacak kadar AKP’li; ve devletin bekası için katliam yapabilecek kadar CHP’li.
Yani sözün kısası, tetikçi aynı, olay aynı. Sadece sahne ve dekor farklı. Arka fonda Eyfel kulesi, sağ kanatta Brandenburg Zafer Takı ve arka ortada Pansilvanya Camisi görüntüleniyor.
Hrant’ın katlinde olduğu gibi, bu işin arkasında da bir örgüt yok ama organize çalışan mörgüt var. Ağar’ı ve Muammer Güler’i izlemek ize ulaşmak için yeter.
***
Bir varmış bir yokmuş, 1930 yılının Eylül ayında, bir ülkede, insanlık bir yaprak dökümü yaşıyormuş… Bu ülkede, bir adalet bakanı yaşarmış. Bu adaletin bakanı o ülkede yaşayan ve adı "KartKurt” olan "zencileri" konuşurken, devletin kurucusu ve altı oklu soyu boklu bir partinin adına beyazların haklarını savunmaktayken şöyle der imiş: "Gerçekleri saklamanın gereği yoktur. Türkler bu memleketin yegâne sahipleri, yegâne efendileridir. Türk orijininden gelmeyenlerin bu memlekette sadece bir tek hakları vardır: Asil Türk milletine kusursuz olarak hizmetkârlık ve kölelik etmek”tir (Bozkurt, Mahmut Esat. Milliyet Gazetesi. 19 Eylül 1930.)
Diyeceksiniz ki "ne var bunda?” (Demeseniz de şimdi dediniz işte.)
Gerçekten bir şey yok. Hık demiş babasının burnundan düşmüş kızımız Birgün Ayman Güler. Meclis’te söyledikleri, ataları dahil bütün ırkçı milliyetçileri sevindirdi: Birgün ayarak "Türk ile Kürt eşit olamaz” buyurdular Ayman hanım. (Aymak: Gerçeği görmek, ayılmak. Ayman: Gerçeği gören.) CHP İzmir Milletvekili Birgün Ayman Güler, 10 bini aşkın Kürt siyasetçinin kendi dillerinde savunma yapamadıkları bir ülkede ve sadece bu nedenle yıllardır cezaevlerinde oldukları utancını atarak üzerinden, mecliste "yargı dili” tartışmaları sırasında BDP'li milletvekilleriyle polemiğe girerek, ırkçı genetiğini bir kez daha sergiledi. Güler, "Kürt milliyetçiliğini bana ilericilik ve bağımsızcılık diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz. Türkiye'de Kürt sorunu yoktur, Türkiye'de siz sorunu Türk sorunu yaptınız. Bundan sonra biz savunmadayız, bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız" diye kükredi.
Güler'in bu ifadelerinin CHP’liler ve MHP sıralarından alkış alması, geçmişte "Oyunuzu CHP’ye vermiyorsanız MHP’ye verin” sloganının siyasal ve ruhsal ortaklık temellerini yeterince sergiliyordu.
***
Bir zamanlar bir ülkede adı KartKurt olan, dilleri başka, kültürleri başka, tarihleri, kökleri başka bir halk yaşarmış. Onlardan biri esarete, zulme, kimlik katliamına kendi dilince, kendi dinince başkaldırıvermiş. Sultan Osman ve onun çocukları KartKurt halkını yerle bir etmek istemiş ve kendine hemen o halktan bir yardımcı bulup tebdil-i kıyafet olarak üstüne geçirivermiş. Diyap Ağa derler bir yaşlı oluvermiş koskoca beyaz adam ve adına Meclis denen bir mekanda demiş ki:
"Hepimiz biriz. Ne Türklük, ne Kürtlük davası vardır. Hep biriz, kardeşiz. Bir kişinin beş on oğlu olur. … Fakat hep bir insandırlar. Biz de öyleyiz. Yoksa ayrı, gayrımız yoktur… Ama düşmanlar bizi birbirimize sardırmak için tuzaklar kuruyorlar. Sen şöylesin ben böyleyim filan diye hile yapıyorlar. Biz bir kardeşiz.”
Elbette kötü KartKurtlarda vardır. Ve "biz vallahi bu hainin nereden çıktığına şaşırıp kaldık. Sebep olanların akibeti için ne diyeyim. Allah cennet ile cehennemi kulları için yaptı. İşte böyle cehennemlik, vatan haini kullar oraya gerekir.” (27 Mayıs 1925 yılında Şeyh Sait Ayaklanması nedeniyle Diyap Ağa’nın Vakit Gazetesi’ne yaptığı konuşma.)
Öykü devam ediyor: Yıl Ocak, 2013. Alın bomba gibi haber: "Adıyaman milletvekili Salih Fırat, partidaşı Güler’in konuşması üzerine istifa etti.” Sonra? Araya birileri girdi ve onu istifadan vazgeçirdiler.
Sanki CHP’nin ne olduğunu bilmiyor. Mümkün mü? Hayır! Sadece, Kürt halkının tepkisinden kurtulabilmek için gerçekleştirilmiş bir sahne oyunu. Eh, böylece karşı çıkmış olacak. Yani Metiner iğrençliği.
Sormazlar mı adama, boş ver Güler’i; Kılıçdaroğlu ırkçılığı konusunda neden söz söylemiyorsun? Yanıt, "Kemal Paşa - Diyap Ağa ortaklığı”dır.
Kıssadan hisse: Kurtun inine girmeden önce ayak izlerini saymak gerek. Ama en makbulü, düşman edinip ine girmek yerine, dost kalıp özgürlüğü yaşamaktır dünyada.
Üç Öykü, Üç Kimlik, Bir Tarih
Köyün yumurta hırsızı, çaldığı yumurtalar yolda kırıldığı için, eli boş geldiği kasaba pazarında aylak aylak dolaşırken, bir köylü sorar: "Hemşerim, ben yabancıyım, bu pazarda yumurtacı nerdedir?” Yumurta hırsızı panikle yanıtlar: "Vallahi haberim yok, ben çalmadım, ben çalmadım!”