KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Türk meclisi tarafından çıkarılan son tezkerenin eskilerinden farklı olduğunu söyleyerek, “Hem Kürtlere hem de Suriye, İran ve Irak’a karşı savaş başlatma anlamındadır” dedi. Karayılan, Osmanlı hayalleri kuran AKP hükümetinin Suriye’yi Türkiye’nin bir eyaleti yapmak istediğini kaydetti.
Stêrk TV ve ANF’nin sorularını yanıtlayan Karayılan, Ortadoğu’da geniş bir savaşın başlaması halinde Kürtlerin tavrının ne olacağını anlattı. Öcalan ile kardeşi Mehmet arasındaki görüşmeye atfen yapılan spekülasyonlara açıklık getiren Karayılan, "Özü şudur. Önderliğimiz, bu süreçte gelmenize gerek yoktu, gelmenize bundan sonra da gerek yoktur. Her gün onlarca insan yaşamını yitiyor, bu normal bir şey değil, basit değildir. Burada ciddi yaklaşmak gerekir. Geliş-gidişe gerek yok... Önderliğimizin kısaca verdiği mesaj budur. Bu mesajlar hem halkımız hem hareketimiz açısından dönemin gerekliliğini ortaya koyuyor. Herkes olduğu yerde sorumluluklarını yerine getirmeli. Çalışmasını iyi yapmalı. Bizim bu görüşmeden anladığımız, Önderliğimiz halkın sürece katılımını, gidişatı eksik görmüş" dedi.
Oslo sürecinin neden bittiğini bir kez daha üzerine basa basa izah eden KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, şöyle özetledi:
- AKP Ortadoğu’da yeni bir dizayn olacağını gördü. AKP ve Türk devleti, eğer Oslo süreci bazı haklar verirse sonrasında Kürtler bu dizayn esnasında bir statü elde edebilirler, diye korktu.
-  Onun için bir yandan bizimle çözüm görüşmeleri yapıyordu diğer yandan İran’da bizi tasfiye üzerinden görüşmeler yapıyordu.
- Temmuz ayında Oslo sürecinin sonlandırıp Kandil'de savaş başlattılar. Önce birlikte Kürt sorununu gündem dışı bırakmaya çalıştılar. Güney Kürdistan’ı siyasi ve diplomatik ve ekonomik yöntemlerle kontrole alacaklardı ve PKK’yi şiddet yöntemleriyle tasfiye edeceklerdi. Kürtleri güçten düşürüp bu süreçten faydalanmalarını engellemeye çalışacaklardı. Amaç buydu.
-  Sonra İran ve Türkiye arasında Suriye ve Libya konusunda sorun çıktı. İran bu konseptten çıktı.
-  Türkiye şimdi ABD, AB desteğiyle bu konsepti sürdürüyor. Onlardan bazı sözler de almışlar. Bazı Kürtlerle ilişkilenip bazılarını hedefleyip bu şekilde güçten düşürmeyi hedefliyorlar.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Karayılan, şu tarihsel gerçekliğe dikkat çekti: "Güçlerden birisi, savaş yoluyla sonuç alacağına inanması durumunda barışa gelmez. Savaşla birbirlerini bitiremeyeceklerine inandıklarında barış imkanları oluşur. Bizi silahla tasfiye edeceğine inandı. 12 Haziran seçimlerine kadar bekledi; nemalandı, oylarını yükseltti, işi bitince masaya tekme attı."
Sonrasında kendilerinin de savaş taktiklerini değişitirip şoklar yaşattıklarını belirten Karayılan, şimdi askeri başarı imkanı görmeyen AKP ve Türk devletinin yeniden taktik manevralarla oyun kurguladıklarını söyledi.
AKP ya da Türk devleti yeni bir karara varmadığı sürece çözümün gelişmeyeceğinin bilinmesini isteyen Karayılan, "Yeni karar ne olacak?" sorusunu, şöyle yanıtladı: "Sorun devlet zihniyetidir. Devlet de artık AKP devletidir. Bu devlet, tekçilikten vazgeçip Kürtleri bir halk olarak kabul edip kolektif haklarını iade edecek."

Bölgesel savaş olasılığı
Bugün bölgede süren savaşın iki temel özelliği olduğunu belirten KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, şöyle açıkladı:
- Küresel ve bölgesel güçler hakimiyetleri için bir mücadele sürdürüyorlar.
-  Bölgede süren mücadele mezhepsel çelişkiler üzerine derinleşiyor.
Bu mücadelenin tümden mezhepsel savaşa dönme tehlikesine işaret eden Karayılan, buna karşı durulması gerektiğini söyledi. Kürtlerin yerinin neresi olacağı konusunda ise Karayılan, şunları söyledi: "Üçüncü bir çizgi olarak mücadele etmelidir. Kürt halkının geleceği açısından bugün yürütülen siyaset çok önemlidir. Kürt halkı bölgede prensip olarak barış ve özgürlük taraftarı olmalıdır. Bağımsız çizgide ısrar etmeliyiz. Ulusal çıkarımız bu temeldedir. En önemlisi bugün halkımızın içinde Sünni, Alevi, Şii, Yarsan, Ezidiler var. Yani Kürtlerde de çok değişik inanç ve mezhepler mevcuttur. Kürdistan’daki tüm inançlara saygı duyuyoruz. Bunların hepsi Kürtlerin zenginliğidir. Korunmalıdırlar. Hepsinin özgürce ibadetlerini yapmaları gerekir. Demokratik ulus yöntemiyle yaklaşılmalıdır. Bu hakikati savunmak için bizim bu mezhep savaşında yer almamamız gerekiyor. Biz her şart ve koşul altında demokratik ulus çizgisini esas alacağız. Bunu tüm Kürdistan için stratejik ele alıyoruz. Ortadoğu’nun kaynadığı bu dönemde Kürtlerin bir olması, doğru stratejiyle statü elde etmeleri gerekiyor. Kürt halkı köle olmamalı, statüsüz kalmamalı. Bunun yolu da ortak strateji de birlik olmalı ya da birbirine yakın durmakla olur. Kimsenin askeri olmadan kendi askerimiz olmalıyız. Derin köklere sahip bir halkız, eğer doğru bir siyaset yürütürsek başaracağız."

Bu tezkere farklı
Türkiye Meclisi'nden çıkarılan son savaş tezkeresinin farklı olduğunun altını çizen Murat Karayılan, tüm devletlere dönük tezkerenin iki nedenine işaret etti:
- AKP bölgenin karıştığı dönemde, bölgenin yeniden dizayn edileceği dönemde Kürtlerin statü kazanmaların istemiyor. Kürtlere karşı; Batı, Güney ve Doğu Kürdistan içindir. Zaten Kuzey'de 15 alanı askeri ilan etmiş. İstediği zaman müdahale edebilir. Bunu tehdit amaçlı yapıyor.
- Bir anlamda bölge güçlerine karşı kendisini savaşa hazırlamadır. Çünkü önümüzdeki süreçte Suriye’de devam eden savaş genişleyebilir. Türkiye Osmanlı düşüncesiyle yeni hayaller kuruyor. Suriye’ye yönelik plan... Suriye’yi eyalet yapmak istiyorlar.
Kürtlerin kazanımlarına el uzatmak isteyen AKP'nin tüm Kürtleri karşısında bulacağının savunan Karayılan, son olarak Kürtlere şöyle seslendi: "Halkımız toparlanmıştır; bölgede bir güçtür, aktördür. Kürtlerin/siyasetin de birleşmesi gerekir. Tüm Kürt siyaseti, kurum ve kuruluşları bu dönemde sorumlu yaklaşmalı ve yanlışlık yapmamalıdır. Kimse örgütsel çıkarları esas almamalıdır. Ulusal çıkarlar esas alınmalı. Biz böyle yaklaşacağız, herkesin de böyle yaklaşması gerekir. Kuzey'de geliştirdiğimiz hamle tüm Kürtlerin elini güçlendirdi. AKP saldırılarına yeni taktikle cevap verdik ve mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdı. Bunu doğru okumak gerekir."


HALİT ERMİŞ / ANF/BEHDİNAN