Ukrayna savaşı bir dönemin bitişidir
Forum Haberleri —

Amed Newroz'u
- Halkların birlikte yaşam iradesine ters düşecek bütün sözde barış antlaşmaları sorunludur, dayatmacıdır, irade kırıcıdır, çıkarcıdır. Sömürüye ve tahakküme dayanmaktadır.
ŞÜKRÜ GEDİK
Avrupa kıtasını savaşın eşiğine getiren Ukrayna savaşı, 2 dünya savaşı sonrası kurulan dengelerin bozulması, politikaların sürdürülmez hale gelmesidir. NATO’nun genişleme stratejisi, Rusya’nın risk algısı, Ukrayna’nın tahriklere gelerek konumunu Avrupa ve NATO’dan yana yapması, bu savaşı taraflar arasında kaçınılmaz kılmıştır. Savaş karşıtı gösterilerin gücü bu savaşı önlemeye yetmedi. Savaş histerisi içinde olan güç odaklarını savaştan caydıran girişimler yetersiz kaldı. Çokça tekrarlanan retorik ‘tarih tekerrür ediyor’ yine.
Durumu bu aşamaya vardırmadan, diplomatik girişimler için daha fazla mesai harcansaydı, bir ihtimal savaş önlene bilinirdi. Bu sadece naif bir temennidir. Avrupa merkezli yaşanan iki dünya savaşının bitişinde yapılan anlaşmalar özü itibariyle sorunlu anlaşmalardır. Çizilen sınırlar, kurulan ulus devletler, tahakküm altında zor dayatılarak sağlanan mutabakatlar savaşları ortadan kaldırmıyor.
Askeri savaşların sonucunda yapılan anlaşmalar barışı sağlamaktan uzaktır. Silahların susması barış anlamına gelmemektedir. Savaşı çıkaran zihniyet ile sonuçlandıran zihniyet benzer olunca savaş durabilir ama gerçek anlamda bir barıştan söz edilemez. Savaştan galip çıkanların çıkarlarını önceleyen zoraki uzlaşmalar gelecekte nüksedecek yeni savaşların başlangıcı oluyor.
Halkların birlikte yaşam iradesine ters düşecek bütün sözde barış antlaşmaları sorunludur, dayatmacıdır, irade kırıcıdır, çıkarcıdır. Sömürüye ve tahakküme dayanmaktadır. Azınlıkların, alt kimliklerin, dini inanç guruplarının dikkate alınmadığı, halk iradesinin hiçe sayıldığı çözümler hiçbir zaman kalıcı olmadığı gibi savaş üretmenin nedenleri olmaktadır.
Küresel sistemin hegemonya kurma savaşları asla bitmeyecektir. Bir devletin başka bir devleti güçsüzleştirerek tebası hale getirmesi, askeri zorla boyun eğdirmesi, çözüm yöntemi olarak dayatıldığı müddetçe savaşlar hep var olacaktır. Sorunların kaynağı olan devletten sorunların çözümü beklenmemelidir. Ortadoğu’nun temel çelişkileri birinci dünya savaşı sonrası anlaşmanın ürünüdür. Adına ‘dünya barışı’ dedikleri günden bugüne kan akmaya devam etmektedir. Ulus devletler için yapay sınırlar çizdiler, kendilerine bağımlı kukla hükümetler oluşturdular sömürü çarkını devam ettirdiler. Bu türden anlaşmalar elbette savaşların temel nedenleridir. Kürtlerin durumu buna en iyi örmektir.
Kürdistan’ı ‘böl parçala yönet’ politikalarıyla Kürt halkını inkâr ve imha kıskacına aldılar. Var olmak için yürüttükleri özgürlük mücadelesine de ‘terörizm’ dediler. Buna yol açan kapitalist sistemin lügatinde halkların çıkarı yoktur. Sadece daha fazla sömürü, savaş, kan ve irin vardır. Bu katliamcı ve soykırımcı zihniyet değişmeden kalıcı çözümler üretilemez.
Demokratik birlikteliğe dayanan çözümler kalıcı ve gerçek barışın teminatıdır. Halklar arası dostluk köprüleri kuruldukça, küresel çapta demokratik yakınlaşmalar sağlandıkça, uzlaşı ve hoşgörü esas alındıkça devletlerin savaş seçenekleri ortadan kalkacaktır. Savaşlara karşı çıkanlar, barış sever geçinenler, uluslararası çapta demokratik kriterler için mücadele vermeleri durumunda savaşlar duracaktır. Küresel demokrasi için halklar arası yeni bir enternasyonal dayanışma ruhunu geliştirmek gerekir. 3. dünya savaşının felaketine sürüklenen halklar tehlikeyi bertaraf edemezse bedel vermekten kurtulamazlar. Bu savaşlar halkların savaşı değildir, kendilerini kurbanlık durumuna getirmemeleri gerekir.
Demokratik toplumların inşa edilmesi durumunda devletlerin sönümlenmesi, rol ve işlevinin sınırlanması anlamına gelecektir. Devletli çözüm yerine halkların birlikteliğine dayanan demokratik çözümler günümüzün en acil ihtiyacıdır. Bu ihtiyaçları karşılayacak yeni hukuksal normların geliştirilmesi, uluslararası sözleşmelerde temel kriterler haline getirilmesi halinde savaşların yarattığı yıkımlara, katliamlara, insani trajedilere dur deme şansımız olacaktır.
Ukrayna savaşı, ikinci dünya savaşı sonrası sürece fiilen nokta koymuştur. Dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşların yeni savaşlarla beslenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Risk alanları daha fazla çoğalmıştır. Kitle imha silahlanmaları çılgınlık düzeyine varmıştır. Bunun önüne geçmenin tek yolu savaş karşıtı bloğun uluslararası çapta demokrasi talebiyle ayağa kalkmasıdır. Halkların seçeneğine kalmış olsaydı bugün Ukrayna savaşı asla çıkmayacaktı. Rusya halkı da Ukrayna halkı da bu savaşı istemediği halde haklar bunun bedelini vermek zorunda bırakılıyor.
Ulus devletler, küresel güçlere dayanarak çıkarlarını korumaya kalkmaları, kapitalizme bağımlı hale gelmekten ve kaybetmekten kutulamazlar. Hâkim ulus kültürünü ve kimliğini dayatma, nüfuz alanlarını büyütme savaşları verenler de benzer akıbete uğramaktan kaçamazlar. Devletlerin bu türden arayışları, planları, savaşları, geçmiş tarihte olduğu gibi gelecek tarihte de hep sorun olmaya devam edecektir. Ukrayna örneğinde olduğu gibi savaş her iki tarafa da kaybettirecektir.
Dünya barışının yolu demokratik toplumların inşasından, küresel demokrasinin sağlanmasından, kültür konfederasyonların oluşturulmasından geçmektedir. Bu kavramlarla barışçı bir gelecek kurmak mümkündür. Barış için halkların enternasyonal dayanışması, örgütlenmesi ve mücadelesi bu aşamadan sonra daha fazla kaçınılmaz hale gelmiştir. Kürt halk Önderi Başkan Apo, Özgürlük sosyoloji kitabında bu konuya dair çok önemli tespitleri mevcuttur. Savaş denilen virüs illetine Kürt aşısı bulunmuştur. Bu aşı denenmelidir.







