Ormanlardaki yaban meyvelerini toplayıp para kazanmak umuduyla İsveç'e gelen Bulgar işçilerin bu ülkede yaşadıkları kabus sona erdi ama, ülkelerine ulaştıklarında farklı bir kabus onları bekliyor. İşçiler, şimdiden kendilerini, karşılaşacakları sıkıntılara alıştırmaya çalışıyor.
Çünkü onları ülkelerine geri yollamak için yol masraflarını karşılayan Bulgaristan Büyükelçiliği, döndüklerinde otobüs giderlerini kendilerinin karşılayacaklarını taahüt eden belgeyi işçilere imzalattırdı. İşçiler daha otobüse binmeden yol ücretini nasıl ödeyeceklerini kara kara düşünmeye başladı.

Nasıl öderim?
Yıllardır işsiz olduğunu ve sefalet içinde yaşadıklarını belirten Sabriye İsmailova, biraz para kazanmak amacıyla geldiği İsveç'ten borçlu olarak ayrılmanın şokunu yaşıyor.
İsmailova: "Çocuklarıma ekmek bulamazken, ben bu parayı nasıl öderim. İmza atmamayı düşündüm ama cesaret edemedim. Otobüse binmemi engellemelerinden korktum" diyor.
Ahmed Muradov da büyük çocuğu evlendirmek için para kazanmak umuduyla İsveç'e gelmiş. İşçileri İsveç'e getiren şirketin sahibi Bulgaristan'da 1 yılda kazanacağı parayı 2 ay içinde kazanacağını vaad etmiş. "Düğünü üç ay sonra yapmayı kararlaştırmıştık. Salonu da kiralamıştık. Şimdi ben oğluma durumu nasıl izah edeceğim. Üstelik otobüs ücretini de ödemem gerekiyor. Paramız yok ama bunu bizden azar azar tahsil edecekler. Bu nasıl bir devlet" diyerek tepkisini dile getiriyor.

3 gün yol yürüdüler
Elka Petrova kandırıldıklarını anlayınca bir grup arkadaşıyla birlikte işi bırakıp Stockholm'e ulaşmak için 3 gün yürüdüklerini, daha sonra polislerin yardımıyla bir trene binip Stockholm'e geldiklerini söylüyor. Stockholm'e yürüyerek gelmeye çalışan 30 kişiden oluşan başka bir gruba ise yol üzerinde bulunan Svabensverk Köyü'nün halkı yardım etti. Kiliselerine yerleştirdikleri işçilere yiyecek ve içecek verdi. Polis ve Belediye yönetimine başvurarak işçilere sahip çıkılmasını istedi. Tepkiler sonucu Belediye yönetimi 2 otobüs kiralayarak 100 civarındaki işçiyi Stockholm'e gönderdi.

Açlıktan hastanelik oldu
Son gelen kafileyle birlikte Stockholm'deki Bulgaristan Büyükelçiliği önünde toplanan işçilerin sayısı 180'e çıktı. İşçilerin gelmesiyle birlikte Bulgaristan Büyükelçiliği'nin karşısındaki park trajik görüntülere sahne oldu. İşçilerden bir kısmı yorgun ve bitkin bir vaziyette parktaki çimenlere uzandı. İşçilerden bazıları günderdir bir şey yemediklerini belirterek bağırmaya başladı. Parkta bulunan belediyenin sosyal yardım görevlileri yiyecek sorununu çözeceklerini söyledi. Yarım saat sonra da işçilere birer çikolata dağıttı.
Bu arada 3 günden bu yana kaldırım ve parkta yatan 70 kişilik grup içinde yer alan bir bayan işçi baygınlık geçirdiği için ambulansla hastaneye kaldırıldı. Doktor, işçinin her hangi bir hastalığı olmadığını, açlıktan ve dışarda yatmanın verdiği rahatsızlıktan ötürü rahatsızlandığını teşhis etti. İşçilerin aynı koşullarda yaşamaları durumunda yeni bayılmaların gündeme gelebileceği uyarısında bulundu. Her gün işçilere iki küçük sandviç dağıtan büyükelçilik tüm basının orada bulunmasını da göz önüne alarak işçilere ilk kez sıcak yemek dağıttı.

İşçilerin kumanyası
Büyükelçilik görevlileri yol ücretini Bulgaristan'a döndüklerinde ödeyeceklerini taahüt eden işçilere kumanya olarak iki parça ekmek ile iki sosis dağıttı. İşçiler 3 gün sürecek yolculuk boyunca verilenle karınlarını doyurmak zorunda. Çünkü hiçbirinin ne yiyecek ne içecek ne de sigara alacak paraları var. Ahmet Çakır Müslüman olduğunu, bu nedenle de domuz etinden yapılan sosisi yemeyeceğini söyleyerek sosisleri çöpe attı. Otobüslerde yer olmadığı için 9 işçi Stockholm'de kalmak zorunda kaldı. Belediye yetkilileri işçilerin bir okulun yatakhanesine yerleştirileceklerini, giyecek ve içecek ihtiyaçlarının belediye tarafından karşılanacağını açıkladı.

'Babamı kurtarın'
Hüseyin Hüseyinov babasıyla ormanda çalışmak için gelen 24 yaşında bir genç. 10 gün çalıştığı halde kendilerine ödeme yapılmayınca çareyi arkadaşıyla birlikte kaçmakta bulmuş. İşverenin adamlarına yakalanmamak için 3 kilometrelik yolu durmaksızın koşarak polise sığınmış. Arkadaşı Bulgaristan'a gitmek için gerekli yol parasını temin edince tek başına Stockholm'e gelmiş. Hüseyinov'un tek isteği polisin babasını oradan kurtararak Stockholm'e getirmesi.

Irkçı gösteri

İşçilerin bir kısmı otobüslere biner, diğerleri de parkın önünde beklerken ırkçı ve yabancı düşmanı 'Kuzey Partisi'nin gençlik örgütünden bir kaç genç "Ormanlar ve parklar İsveçlilerindir" yazılı pankratı açtı. Gösterinin kendilerine karşı yapıldığını öğrenen işçiler ırkçılara tepki gösterdi. İvan Simirov, İsveç'e hırsızlık yapmak veya insanları rahatsız etmek için değil, namuslarıyla çalışıp para kazanmak için geldiklerini, ancak insanlık-dışı uygulamalarla karşılaştıklarını, ne Bulgaristan ne de İsveçli kurumlardan destek gördüklerini, üstelik ırkçı gösterilerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek "İsveç mi, bir daha asla" diyerek tepkisini dile getirdi.

Bir insani felaket
İsveç'e ormanlardaki ahududu, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyveleri toplamak Tayland, Vietnam, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerden her yıl ortalama 6 bin civarında işçi geliyor. Mevsimlik işçiler, bu yıl her zamankinden daha fazla zorlandı. Zira, bu yıl yağmurun daha fazla yağması nedeniyle toplanacak olan yaban meyvelerinin miktarında da düşüşe neden oldu.
Zaman zaman ise işçiler, bazı köylerde baskılara da maruz kaldı. Örneğin İsveç'in kuzeyindeki Mehedeby köyü yakınlarında kamp kuran 500 civarındaki işçi, tam bir insani felaketle karşı karşıya kaldımıştı. Köylüler, mevsimlik işçileri çevreyi kirletme, bahçe ve avlularındaki sebzeleri çalmakla suçlamıştı. Bu suçlamalardan sonra da, işçilerin araba ve çadırlarına kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından saldırılar yapılmıştı.  
Köylüler, ordudan yardım talep ederken polis şefi Örjan Brodin, işçilerin köyde suça bulaştığına dair bir emareye rastlamadığını açıklamıştı. Polis Şefi Brodin mevsimlik iişçilerin içinde bulunduğu durumu "Bir insanlık felakati" olarak nitelemişti.

MURAT KUSEYRİ / STOCKHOLM