Evet, Uludere’de yaşanan kanlı katliam şaşırttı mı, sorusuna gelelim. Hayır şaşırtmadı. Devlet aylardır bölgeyi bombalıyor. Ve yedi kişilik bir aile yok edildi. Devler inkar etti. Basın da bir muhabir gönderip soruşturma gereği görmedi. Devletin yaptığı hiç bir şey sorgulanmadı. “Yapmayalım arkadaşlar, devletimizin elini soğutmayalım“ anlayışıyla hareket edildi. Bu anlayışın sonucu olarak da tabi ki, Uludereler yaşanır. Bunda şaşılacak ne var?
Türk basını, özellikle hükümet yandaşı ve Fethullahcı basın biraz şaşırmış gibi yapıyor. Ardından hemen toparlanıp bu da aslında PKK’nin bir oyunuydu, o olmazsa bunlar da olmazı demeye başladılar. Ama basın bu konuda talimatı daha önce almıştı. Erdoğan basın organlarının sahiplerini çağırıp nasıl hareket etmeleri gerektiğini dikte ettirdi.
ANF ve Roj Tv olayı sıcağı sıcağına kamuoyuna duyururken, Türk basını şaşkın şaşkın hükümetin ve Genelkurmayın ağzına baktı. Kendi görev ve mesleğini yapmaz ve hükümetin ağzına bakarsa tabi ki böyle çuvallar ve şaşkına döner. Bu basın organlarının bölge muhabir ağları var. Topladığı haberleri vermeleri için hiç bir engel yoktu. Ama ırkçı ve devlet yanlısı konumlanma kendi vatandaşları gruplar halinde ölünce de onu seyirci ve saptırıcı durumuna düşürür.
Bu basının Dersim katliamının, Şeyh Said kırımının yaşandığı dönemdeki basından farkı ne? Onlar devletin şakileri tepelediğini yazıyordu, şimdikiler de devletin teröristleri tepelediğini, terörist avına çıktığını yazıyor. Kürtler sözkonusu oldu mu, devletin onları öldürmesi ve tutuklaması, sürmesi gayet olağandı. Bu toprakların sahibi olan Kürtlerin sırtından devletin sopasının yani şiddetinin eksik olmaması hep normal karşılandı. Kürtleri yönetmenin olağan yöntemleri olarak görüldü.
Ölenler gerillalar olsaydı devlet yetkilileri ve basın sevinç naraları atacaktı. Ölenlerin Kürt ve bu ülkenin vatandaşları oldukları hatırlanmayacaktı. İnsandan saymayacaklardı. Devletin terör karşısında nasıl başarılı olduğu keyifle yorumlanacaktı. Ama yoksul köylü gençleri ölünce bu sevinci sergiliyemiyorlar. Üzüldüklerinden veya Kürtlere acıdıklarından değil. Bu olay PKK ve terörle mücadelemize zarar verebilir diye düşünüyorlar.
Devletin ve hükümetin Ankara’da aldığı kararlara karşı çıkmadıkça ve demokratik bir sistem ve çözüm savunulmadıkça bu olayların olması gayet doğaldır. B.Atalay ne dedi, ‘bütün devlet güçlerinin entegre bir plan içinde askeri operasyonları, KCK tutuklamalarını sürdürdüğünü’ açıklamadı mı? Daha üç gün önce MGK kararları açıklanmadı mı? Bunlar şiddeti kararlılıkla uygulayacaklarını açıklamadılar mı? Açıkladılar. Buna karşı çıkıldı mı? Hayır. Bölge aylardır savaş uçakları tarafından bombalanıyor mu? Evet. Buna karşı çıkıldı mı? Hayır. O zaman Uludere’de yaşanana katliama şaşırmaya hiç gerek yok.
Elli insan ve iki katı katırla bir kervan geliyor. Bunun bir gerilla hareket tarzı olmadığını en düşük rütbeli subayından en yüksek rütbeli subayına kadar herkes bilir. Buna rağmen kalkıp ‘biz onları PKK’li sandık ve bombaladık. Dolayısıyla sorun yapacak bir şey yok’ demek insanların aklıyla alay etmektir. Ne bir uyarı ne bir çatışma. Canlı görülen herşey bombalanıyor. Böyle olduğunu bilmeyen mı var? Bu haber saatler sonra AKP adına bir operasyon kazası diye açıklamayı da ruhunu ve vicdanını çıkarları için satmış bir Kürde yaptırdılar. Evet, bu da Kürtlerin trajedisi. Her zaman bu devlet kullanacağı Kürtleri bulabiliyor. Hüseyin Çelik halkının suçsuz ve genç çocuklari vahşice katlediliyor, çıkip bir operasyon kazası diyebiliyor. Benzer bir olayı PKK yapmış olsaydı hükümet ve Türk basını kıyameti koprarırlardı. Ama devlet yapınca bu gizleniyor ve geçiştiriliyor, olağanlaştırılıyor.
Artık dur diyeceğiz. Türk devletinin ve ırkçı politikalarının Kürtleri ezmesine, öldürmesine seyirci kalmayacağız. ABD, NATO vb güçler arkasında olabilir. Uluslararası kurumlar Kürtlere sahip çıkmayabilir. Ki, şimdiye kadar hep bu ırkçı devlet desteklendi. Ama bundan sonra bu halkın feryatları ve acıları karanlıklarda yitip gitmeyecek. Türk hükümetleri ve ırkçı kurumları işledikleri suçların hesaplarını vereceklerdir. Bu hesabı soran asıl güç de Kürt halkının kendisi olacaktır. Dünyanın neresinde olursa olsunlar, tüm Kürdistanlılar ayağa kalkmalıdır. Kendisine, ülkesine ve onuruna sahip çıkmalıdır. İşlenen bu insanlık suçlarının hesabını sormalıdır.
Türk devleti şimdiye kadar Kürtlerden ne korktu, ne de utandı. Bu açıdan ne dini ne de insani, hukuki hiç bir ölçüyü kendisi için bağlayıcı görmedi. Bu utanmazlığa ve vahşiliğe dur demek Kürdistanlıların insanlık borcudur!