İnsanlık tarihi denen şey dehşet verici barbarlıkların, kıyımların, talan ve tahribatın hem insan ırkı üzerinde hem de insan dışında doğa, bitkiler ve hayvanlar üzerinde gerçekleştiği bir sürecin adıdır aynı zamanda. Fakat insanlık tarihinin hiçbir dönemi ulus devlet aracının yarattığına eş bir barbarlığı, bir vahşeti, bir kırım ve kıyımı yeryüzüne gökyüzüne, yerin ve göğün yedi kat altına ve üstüne yaymamış, uygulamamıştır. Şüphesiz bütün devlet biçimleri bir biçimiyle halklar üzerinde, zorbalık, kıyım, sömürü çarkına dönüşmüşlerdir. Ama hiç biri ulus devletin eline su dökebilecek meziyette, kıyıcılıkta değildir.
Dünyanın ve Ortadoğu’nun gelinen nokta itibariyle artık bu kıyım ve vahşet durumunu taşıyabilecek gücü kalmamıştır. Gelişmiş dehşetengiz silahlarla gerçekleştirilen toplu kıyımlar, insanların su ve gıda gibi beslenme kaynaklarını yok eden kimyasal ve biyolojik silahlar bugünden yarına dünyanın bir canlı plantasyonu olarak kendini sürdürmesini nerdeyse olanaksız hale getirmiştir. Avrupa kıtası yaşadığı büyük vahşet ve kıyım dönemlerinden sonra, kıtayı sorunları savaş olmadan çözebilecek duruma getirmiştir. Ancak bu yanılgılı barış durumudur. Zira Avrupa devletleri kendi aralarındaki hesapları, Ortadoğu coğrafyasında Ortadoğulu taşeron yapılanmalar üzerinden görmektedirler. Kendi yaşadıkları kıtayı güvenli ve savaşsız bir halde tutmak için olağanüstü gayret gösterirken Ortadoğulu halkların coğrafyasını kanlı bir arenaya çevirmiş durumdadırlar.
Avrupa ve Amerika emperyalizmiyle Siyonizmin Ortadoğulu halkların başına bela ettiği son frankeştayn olan Daiş (IŞİD) çetesi Ortadoğu’da selefi İslamiyet dışında hiçbir inanca, yaşam tarzına izin vermeyen ve selefi zihniyetin dışında duran tüm inançları, halkları, kültürleri yok etme savaşına girişmiş bulunuyor. Daiş denen çetenin hiçbir ahlaki, vicdani, hukuki freni yok. Halkları çoluk çocuk yaşlı genç demeden kıyımdan geçiriyor, binlerce yıllık dini, kültürel, tarihi mirasa ait eserleri yok ediyor, adeta Ortadoğu coğrafyasını bir çöle çeviriyor.
Eğer Daiş denen çete durdurulmazsa Ortadoğu’nun kadim inançlarından, kültüründen yarına hiçbir şey kalmayacak. Bu kıyım ve vahşet çetesinin durdurulması için Birleşmiş Milletler, Ortadoğu devletleri, ABD veya AB’den ümitvar olmak dehşet verici bir yanılgıdır ki bu umudun arkasından yok oluştan başka bir şey gelmeyecektir. Zira bu kanlı pazarı kuranlar bizzat bunların kendileridir. Bu vahşetin ardından arta kalanları kurtarmaya gelecek olan uluslar arası emperyalizm, büyük kurtarıcı rolüyle savaş artığı halkları kendine bağlayıp köleleştirecek, oluşturduğu yeni kukla diktatörler vasıtasıyla Ortadoğu’nun tüm zenginliklerini kolayca talan edecek.
Çok açıktır ki 3. Dünya savaşı başlamıştır. 3.Paylaşım savaşı Ortadoğu toprakları üzerinde sürdürülecek ve sonlandırılacaktır. Savaş halklar için dehşet dolu bir sonla kapanacak, acı, zulüm ve kölelik dolu bir başlangıca evrilecektir. Bu korkunç sondan kurtulmanın tek yolu Ortadoğulu halkların birleşik mücadele ve direnişinden geçmektedir. Devasa orduları, en gelişmiş silahları, savaş araçları olan güçlerin Daiş karşısında darmadağın olmaları bu orduların arkasında onları besleyecek insani, toplumsal bir moral motivasyon olmamasındandır.
Ulus devletin orduları, ulus devletin silahlı güçleri halkların savunmasını gerçekleştiremezler. Yıllarca Irak ordusuna, Saddam’ın ulus devlet askerlerine kök söktüren destansı bir mücadele yürüten peşmergenin, Daiş karşısında yaşadığı yenilgi peşmergenin Kürt halkının özsavunma gücünden bir ulus devlet ordusuna dönüşmesiyle ilgilidir. İnsanların zorla veya maaş karşılığında alındıkları ordular ancak ve ancak can korkusu veya kendi kişisel çıkar motivasyonları ile hareket ederler. Halklar, özsavunmalarını ancak kendi birleşik direnişleriyle gerçekleştirebilirler.
YPG’nin efsanevi direnişinin ardında yatan şey halklara duyulan bağlılık ve halkların birleşik mücadelesidir. Gerilla, yeni ve başka dünya umudunun, yeni yaşam kültürünün cisimleşmiş ifadesidir. Ortadoğuda hangi inanç, hangi mezhep, hangi halk dara düşmüşse onun yanında bitiveren, her geçen gün içine aldığı Kürt, Türkmen, Ermeni, Süryani, Arap halklarından gençlerle tüm Ortadoğu halklarının özsavunma gücüne dönüşen YPG Daiş canavarını durduracak yegane güçtür. Bu gücün arkasında tüm mazlum halkların ve inançların ahı ve duası saklıdır. Ya halkların birleşik direnişi ya barbarlık kazanacak bu üçüncü emperyalist paylaşım savaşında.
Ulus devlet ordusuna karşı gerilla kültürü