KDP, Güney Kürdistan'daki Kürt kurumlarını korsanvari ve hukuk dışı bir biçimde bastı, onlarca Kürt siyasetçi ve basın mensubunu gözaltına aldı, kurumların kapılarına da kilit vurdu. Pervasızlığını sürdüren KDP, Mexmûr Kampı'nı abluka altına aldı, PÇDK'lileri de Meclis'e sokmadı. KDP'ye sert tepki gösteren Kürt kurumları, baskın ve gözaltıların Kürt birliğini provoke ettiğini belirtti.
Federe Kürdistan Başkanı Mesud Barzani'nin partisi Kürdistan Demokrat Partisi'ne(KDP) bağlı güçler, Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK), Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Kürdistan Özgürlükçü Kadın Kurumu (RJAK) merkezi ve Dicle Haber Ajansı'nın (DİHA) Hewlêr'deki bürosu ile Weşana Roji Welat dergisi, Kürdistan Yurtsever Gençlik Merkezi'nin Hewlêr, Duhok, Zaxo bürolarına önceki gün saat 15.00'da eş zamanlı baskınlar gerçekleştirdi. Kurum çalışanları ve misafirleri gözaltına alındı, kurumların kapılarına da kilit vuruldu. Sayıları netleştirilemekle birlikte en az 29 kişi gözaltına alındı.

Kapılarına kilit vuruldu

Hewlêr'de gözatına alınanlar Genel Asayiş Merkezi'ne götürüldü. DİHA Hewlêr Temsilciliği çalışanı gazeteciler Mehmet Orhan ve Vehbi Demir ile bir haber için temsilciliği ziyaret eden 2 kişi, 3 saat sonra serbest bırakıldı. Asayiş güçlerince muhabirlere "Yerinize gidebilisiniz" denildi. Gözaltı ardından gazetecilerin gittiği ajans, Asayiş güçleri tarafından yeniden basıldı. Muhabirleri büro dışına çıkartan Asayiş güçleri, kimi haber materyallerine el koyup, kapıyı mühürledi. Gazeteciler, baskını haber yapmamaları ve Güney Kürdistan'ı terketmeleri yönünde de tehdit edildi.
KNK Hewlêr Temsilciliği'nde gözaltına alınan Xebat Muhamed Osman ile Ferhad Doskî de dün sabah itibarıyla serbest bırakıldı.
Gözaltındaki diğer Kürt siyasetçi ve temsilcilerinin durumu hakkında ise bilgi edinilemedi.

PÇDK'liler Meclis'e sokulmadı

Kürt kurumlarının kapılarına kilit vuran, bulundukları sokaklara Aşayiş güçlerini yerleştirerek yaklaşılmasını engelleyen KDP, PÇDK yetkililerinin Güney Kürdistan Parlamentosu'na girişlerini de engelledi. Baskın ve gözaltılara ilişkin görüşmede bulunmak üzere Meclis'e giden PÇDK'lilerin Parlamento'ya girişine izin verilmedi. Asayiş güçleri tarafından gözaltına alınmak isteyen PÇDK'liler Goran Hareketi'nden Milletvekili Bertin Faîk ve Evar İbrahim’in girişimi sonrası serbest bırakıldı. PÇDK'lilere yönelik muameleyi görüntülemek iseteyen basın mensupları da engellendi.

Mexmûr'a abluka

Mêxmur (Şehît Rustem Cudî) Mülteci Kampı'na da dün sabahtan itibaren giriş ve çıkışlar yasaklandı. Kamptan çalışmak için Hewlêr'e gitmek isteyen Mexmûrlular Asayiş güçleri tarafından "Hewlêr'e girmeniz yasak" denilerek geri çevrildi. Mexmûrlular üzerinde baskı yapan KDP, yurttaşları susuz bırakmakla da tehdit etti. 5 semtten oluşan Mexmûr'da halkın içme suyu ihtiyacını gidermek için her gün bir semte su veriliyor. Kampa, Güney Kürdistan yönetimine bağlı 4 tanker su getiriyor. Dün sabah su getiren şoförlerin mahalle muhtarlarına, "Mazot parasını vermezseniz, bundan sonra kapma su getirmeyeceğiz" diyerek tehdit ettiği ortaya çıktı. Şoförler, bunun hükümet talimatı olduğunu da kaydetti.

DİHA/HEWLÊR




KDP işkence de yaptı

Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi - Partiya Çareseriya Demokratîk a Kurdistan (PÇDK) Eşbaşkanı Necibe Ömer, gözaltına alınan kadınlara işkence yapıldığını söyledi.
PÇDK Eşbaşkanı Necibe Ömer, önceki gün gözaltına alınanların serbest bırakıldığını açıkladı. Gazetemize konuşan Ömer, özellikle gözaltına alınan kadınların dövüldüğünü ve işkence gördüğünü söyledi. Baskın yapılan tüm kurumların Güney Kürdistan'da resmi olarak açılan, çalışmalarını yıllardır resmi olarak yürüten kurumlar olduğunun altını çizen Ömer, KDP'nin Rojava siyasetinin iflasının hıncıyla saldırdığını vurguladı. Son dönemde PÇDK'ye yönelik ağır ithamların, yasadışı lanse edilmeye çalışılmasının da bununla bağlantılı olduğunu kaydeden Ömer, "Biz siyasi bir partiyiz, bugüne kadar demokratik bir mücadele yürüttük, diyalogu ve çözümü esas aldık" dedi.
16 Mayıs Hewlêr Katliamı'nın faili olan KDP'nin, bu katliamı gerekçelendiren, haklı gösteren söyleminin utanç verici ve insanlık dışı olduğunu vurgulayan Ömer, yıldönümündeki hatırlatmanın da baskınlara gerekçe yapıldığını söyledi.
Ömer, KDP'nin Türk devletinin güdümünde bir siyaset yürütmesinin de baskınların planlamasında etkili olduğunu belirterek, KDP ile Türk devletinin paralel harekete ettiğini kaydetti.
KDP'nin Kürt ulusal birliğine karşı da baskın yaptığını ifade eden Necibe Ömer, şunun altını özenle çizdi: "Güney Kürdistan'da siyasi kurumlara yönelik askeri gücün devreye konulmasını demokrasi için de büyük bir tehlike ve risk olarak görüyoruz. Bu ayıba, bu hukuksuzluğa sessiz kalınmamalı. Başta Güney Kürdistan halkı olmak üzere tüm Kürt halkı, siyasi partiler, basın kurumları sesini yükseltmeli. Bizim demokratik mücadelemizi engelleyemezler. PÇDK mücadelesini büyüterek sürdürecek."

Açıklama ardından baskın

Kürt kurumlarını hedef alan KDP geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla PÇDK'yi yasa dışı ilan etmiş, PKK'ye ağır hakaretlerde bulunmuştu. Hewlêr Katliamı'nın 17. yıldönümünde katledilenlerin cenazelerinin verilmesi talebiyle Parlamento önünde yapılan eyleme destek veren PÇDK'yi 'bozguncu' olmakla suçlayan KDP Hewlêr Yönetimi, katliamını savundu, PKK'yi de işgalci güç olmakla itham etti. Amediye, Batufa, Bamerni, Begova ve Kanimasi bölgelerinde PKK ile savaş kapsamında 1995'ten bu yana Türkiye'nin askeri üstlerine izin verdiğini unutan KDP, Kürt Özgürlük Hareketi'nin "sınır hattındaki bölgeyi işgal etmekle" suçladı. Kürt kurumlarına yönelik baskın ve gözaltılar da açıklamadan bir gün sonra yapıldı.