Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK), Hollanda’da gerçekleşen 18’inci Genel Kurulu’na bir mesaj gönderen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürtler için asıl tehlikenin sömürgeci güçlerden ziyade, birliklerini sağlayamamaları olduğunu belirtti. Ulusal birlik ve kongre çalışmalarının sürmesi gerektiğini kaydeden Bayık, “Şimdi yapılması gereken şey, sadece siyasi partileri değil, ulusumuzu meydana getiren tüm toplumsal farklılıkları, dini-mezhebi ve kültürel grupları, kadını ve gencine kadar ulusun tüm fertlerini belli ilke ve değerler etrafında bir araya getirmektir.
Tüm partileri, belli ilke ve değerler temelinde birliğe zorlayacak bir toplum inşa etmeliyiz” dedi. Bayık, KNK’nin her parça Kürdistan ve yurt dışında artık onbinlere, yüzbinlere ve hatta milyonlara seslenen bir örgütlülüğe kavuşması gerektiğini belirtti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenliğinin temel gündem olduğunun altını çizen Bayık, Batı’ya baskı yapılması gerektiğini vurguladı.
Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) 18’nci Genel Kurulu, yüzlerce delege, siyasi parti temsilcisi ve misafirlerin katılımıyla Hollanda’da dün başladı. KNK Yürütme Kurulu Üyesi Zübeyir Aydar yaptığı açılış konuşmasında, “KNK 20 yıldır diyaspora koşullarına rağmen ulusal birlik çalışmasını yürütüyor. Bu büyük bir başarıdır” dedi. KNK Eşbaşkanları Rêbuar Reşid ve Nilüfer Koç, Genel Kurul’un önemli bir bileşini bir araya getirdiğini belirterek, “Önümüzdeki dönemde toplumun bütün kesimlerine yayılarak, ulusal çalışmalarımızı sürdüreceğiz” mesajı verdi. YNK adına Rêzdar Abdullah Kürtler arasında diyalog ve barışın önemli olduğunu vurgulayarak, “Bütün Kürt partileri birlik ve beraberlik için çalışmalıdır. Bizim için büyük fırsatlar doğmuştur. Bunları değerlendirelim” diye konuştu. Rojava’dan Cizre Kantonu adına Dr. Abdulkerim Ömer ise diyasporaya gelmiş Rojavalılara kendi topraklarına dönme çağrısında bulundu.
KCK’den Genel Kurul’a mesaj
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık Genel Kurul’a yazılı bir mesaj gönderdi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Halk olarak, imkanları kadar, tehlikeleri de olan bir süreçten geçiyoruz. Elimizde küçümsenemeyecek siyasi, askeri, ekonomik ve diplomatik imkanlar bulunuyor. Esas sorunumuz, bunları belli bir ulusal siyaset, strateji ve örgüte kavuşturup etkili kullanamamamızdır. Bu da ancak ulusal birlikle gerçekleşebilir” dedi. Dünya sisteminin 1. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi büyük bir kriz içerisinde olduğuna dikkat çeken Bayık, “Kürtler sömürgeci devletlerin ve bölgede hegemon olmak isteyen uluslararası güçlerin politikalarını iyi bilip kendi konumlarını iyi değerlendirirse yeni Ortadoğu ve dünya sisteminde bir statü ve konum kazanır, bunu iyi değerlendirmezlerse çok ağır sonuçlarla karşılaşır” uyarısında bulunuldu.
“Her şeyden önce Kürtler, kendi güçlerinin farkında olmalı ve kendilerine güvenmelidirler” diyen Bayık, “Çünkü Kürtler, Ortadoğu’daki statükoyu 100 yıldır kesintisiz verdikleri mücadeleleriyle bizzat kendileri çatırdattılar” diye ekledi. ABD, Çin, Rusya ve AB ile bölge ülkelerinin Ortadoğu hesaplarına işaret ederek, Türkiye ve İran’ın “Ortadoğu’daki statükonun bekçileri ve hamileri” olduğunu kaydeden Bayık, “Ortadoğu’daki statüko ve değişim diyalektiğinin bir ucunda Türkiye ve İran bulunuyorken, öbür ucunda Kürtler ve onların etrafında örgütlenen halklar ve Demokrasi Güçleri bulunmaktadır” dedi.
En büyük tehdit T.C
“Kürtler açısından dikkat edilmesi gereken husus, Türkiye ve İran’ın Kürtlere yönelik inkar ve imha politikalarının taktik değil, stratejik olduğudur” diyen Bayık’ın ifadeleri devamla şöyle: “Kürtler için en büyük tehlike ne DAİŞ, ne Nusra ne de diğer sömürgeci devletlerdir; Kürtler için en büyük tehdit ve tehlike TC. devletidir. Eğer TC. devletinin inkar ve imha siyaseti kırılırsa, hem Ortadoğu’daki statükoculuğun en temel dayanağı yıkılmış olur, hem de her parçada Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşmenin önü açılmış olur. Rojava ve Güney Kürdistan’ın kazanım ve statüleri de ancak böyle güvence altına alınabilir. İran’da böyle bir durumda mevcut Kürt politikalarını sürdüremez hale gelir.”
Esas tehlike birlik olamamak
Türkiye’nin öncülüğünde sömürgecilerin Kürtlere karşı çeşitli düzeylerde ortaklıklar kurmalarının ciddi bir tehlike olduğunu belirten Bayık, “Ancak Kürtler için asıl tehlikeli olan iki husus vardır” diyerek şunları belirtti: “Bunlardan biri, Kürtlerin parçalı olması ve ulusal birliklerini gerçekleştirememeleridir. İkincisiyse, Kürtlerin kendi davalarını yeterince uluslararası alana taşımamaları, uluslararası alandan demokratik siyasi güçler ve halklarla yeterli ilişki kuramamalarıdır.”
Bayık, “Kürtler birlik olduklarında, sömürgecilerin yutamayacağı kadar büyük bir varlık, küresel güçlerinde taktik malzeme olarak kullanamayacakları bir aktör olurlar” diye belirtti.
Partilerin bir araya gelmesi yetmez
Kürtlerin ulusal birliğinin gerçekleşmesi için KNK başta olmak üzere birçok siyasi ve toplumsal kesim ve şahsiyetin çabaları olduğunu hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Siyasi partilerin belli uzlaşmalar temelinde bir araya getirilmeleri önemli olmakla birlikte, Kürtlerin ulusal birlik sorunu, siyasi partilerin bir araya gelmesi sorunu olmaktan çok daha fazla bir şeydir” dedi.
Bayık devamla: “Ulusal Birlik; ulusu meydana getiren bütün siyasi, sosyal, kültürel, dini-mezhebi kesim ve bireylerin belli ilkeler ve değerler etrafında kenetlenmeleridir. Bunun en basit anlamı şudur: Kirmanşan’da birinin evine ateş düştüğünde Dersimli yanıyorsa, Kobanê’de biri üşüdüğünde Kerküklü donuyorsa ulusal bilinç oluşmuş demektir. Toplumda bu bilinç oluştuktan sonra, hiçbir siyasi parti ulusal birliğin dışında kalamaz. Halkıyla birlikte yanmayan ve donmayan bir parti, Kürdistan’da yaşayamaz. Toplumsal alanda toplumsal birlik güçlendiğinde hiçbir siyasi parti Kürt düşmanı sömürgecilerle Kürtlerin aleyhine olan ilişkiler kuramaz. KNK’nin bir rolünün de tüm siyasi partilerin ulusal tutum sağlamaları konusudur.”
Tüm toplumsal kesimler buluşmalı
Yürütülen çalışmalara rağmen ulusal kongrenin gerçekleşemediğine dikkat çeken Bayık, ulusal birlik çalışmaları konusunda perspektif ve yöntemlerde yenilikler yapılması gerektiğinin altını çizdi: “Bu çalışma durmamalı aksine artarak devam etmeli. Şimdi yapılması gereken şey, sadece siyasi partileri değil, ulusumuzu meydana getiren tüm toplumsal farklılıkları, dini-mezhebi ve kültürel grupları, kadını ve gencine kadar ulusun tüm fertlerini belli ilke ve değerler etrafında bir araya getirmektir. Tüm partileri, belli ilke ve değerler temelinde birliğe zorlayacak bir toplum inşa etmeliyiz.”
Öcalan temel gündem
Üzerinde durulması gereken temel gündemlerden birisinin de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tutsaklığı ve tecrit olduğunun altını çizen Bayık, özetle şunları belirtti:”Bir Kürt Önderine karşı uygulanan politikalara hiçbir Kürt siyasi partisi ve yurtsever duyarsız kalamaz. Önder Apo’ya gösterilen her yaklaşımın siyasi bir hedefi ve siyasi sonuçları vardır. Önder Apo’ya yönelik politikalar, sadece TC’nin uygulamaları değildir. Bunun arkasında Batı Sistemi vardır. Önder Apo’nun sağlık ve güvenlik ve özgür çalışma konularında Batı sistemine baskı yapmak önemlidir. Önder Apo’ya yaklaşımda yaşanacak değişimlerin, sahaya Kürtlerin özgürlüğü ve statü kazanmaları biçiminde yansıyacağı şüphesizdir.”
Türkiye suçlarından yargılanmalı
Türkiye ve İran’ın teşhiri ve halkın mücadelesini güçlendirmenin de KNK’nin temel görevlerinden birisi olduğunu kaydeden Bayık, özellikle de Türkiye’nin işlediği suçlara işaret ederek, “Bakurê Kürdistan’da şehirler yakılıp yıkılmış, Efrîn’de yüzlerce sivilinde yaşamını yitirdiği işgal gerçekleşmiştir. Bu konularda Türkiye’yi teşhir etmek hatta uluslararası mahkemelerde yargılanmasına sağlamakta yapılması gereken çalışmalardan olmalıdır” dedi.
Yine Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin statü kazanması, Güney Kürdistan’ın hem iç sorunları, hem de Bağdat’la yaşadığı sorunların çözümü için de yaratıcı ve çözümleyici çalışmalar geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
HABERMERKEZİ
Öncelikle yapılması gerekenler
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, KNK Genel Kurulu’na gönderdiği mesajda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
- Yapılması gereken ilk şey, zaten üzerinde çalışılmış olan ‘KNK’nin Ulusal Birliğe İlişkin İlkeler’ belgesini daha yetkin hale getirmektir.
- İkinci şey, KNK’nin örgütlenmesinde bir yenilenmeye gitmektir. KNK Genel Kurulu, merkezi örgüt olma vasfını korumakla birlikte, KNK kendisini toplumun kılcal damarlarına varıncaya kadar örgütlenme konusunu da gündemine almalıdır.
- KNK’nin, Ulusal Birliğin İlkelerine dair yetkinleştireceği belge, bu örgütlenmenin programı gibi bir rol oynayabilir. KNK, her parça Kürdistan ve yurt dışında artık on binlere, yüzbinlere ve hatta milyonlara seslenen bir örgütlülüğe kavuşmalıdır.
- Kürtlerin, özgürlük ve statü kazanmalarının önündeki ikinci engel, Kürt sorununun yeterince uluslararasılaştırılamaması ve bu alanda yeterince destek alınamamasıdır. Küresel güçler de bu sorunun parçası ve tarafıdırlar. Uluslararası güçlerle ilişkiler geliştirmek önemlidir.
- Kürtlerin yeni kurulacak Ortadoğu’nun istikrarı ve demokratik inşasında oynayabilecekleri pozitif rolü çok iyi anlatabilmelidir. Bunu sadece devlet elitleriyle sınırlı tutmamalıdır. KNK, tıpkı Kürdistan’da yapacağı gibi, yurt dışında da doğrudan toplumlarla ilişkiler geliştirmeli, kamu diplomasisine ağırlık vermelidir.