Kürt kadınları, Kürtler üzerinde oynanmak istenen birçok oyunu boşa çıkararak Ulusal Kadın Konferansı’nı yaptı. Bu konferans birçok açıdan büyük öneme sahip. Genelde ulusal birliğin sağlanması yanı çokca öne çıksa da, Kürt kadınlarının ortak mücadele zeminlerini güçlendirmesi aynı önemdedi. Hatta kanımca daha önemlidir. Çünkü ulusal birliğin sağlanması önündeki en önemli engel iktidarcı, pragmatik ve tekçi egemen zihniyettir. Dar çıkarlar peşinden koşan bütün anlayış ve politikalar Ortadoğu gibi bir yerde büyük hesapların kurbanı olur. Nitekim bölgede yaşanan gelişmelerden bunu görmek mümkün. Dolayısıyla Ulusal Kadın Konferansı’nın kadın mücadelesini ortaklaştırma yönü uzun vadeli kazanımıdır.
Neden mi?
Çünkü; Kürt kadınları, Kürt tarihi boyunca kendi toplumlarında önemli roller üstlenmiş, kişisel yaşamlarına sırtını dönerek toplumsal ihtiyaçları hep önde tutmuşlardır. Aile, aşiret, gelenek gibi olgular Kürt kadınlarının öncelikleri arasına girmiştir. Kendi yaşadıkları sorunları, ihtiyaçları öncelikleri olmamıştır hiç bir zaman. ‘Ailemin huzuru, aşiretimin birliği, toplumumum gelenekleri’ derken yaşadıklarını yüreklerine gömerek yüzyılları geride bırakmıştır. Özlemlerini yüreklerinin derinliklerinde zamanın akışına, hayallerini hep yarınlara ertelemiştir. Kendi toplumunun geleneklerinin yanı sıra Kürdistan’ı istila eden devletlerin baskısını ve zulmünü yaşamış, direnmiş, mücadele etmişler. Kürdistan’ın zor yaşam koşullarında toplumun sosyal, kültürel dokusunu korumuştur. Toplum içerisinde aile, aşiret kavgalarının önüne geçmiş, barışın, birliğin, dirliğin öncülüğünü yapmıştır. Kürt kadını kendi geleceğini hep toplumsal olgularda aramıştır. Bireysel arayışlarını toplumsal arayışlarla tarih boyunca buluşturmayı başarmıştır. Yaşadığı acıların kaynağını oluşturan toplumdan kopmamıştır.
Kürt kadınları aile, aşiret gibi toplumsal sorunlarda taraf olmuşlardır-ki ‘toplum ve aidiyet’ algısından kaynaklı- ama dinsel, mezhepsel çatışmaların tarafı olmamışlardır. Kendilerini baskı altında tutan toplumsal geleneklerine bağlı kalmışlardır. Bağlı kalmalarının nedeni toplumsal birliğin korunması kaygısıdır. Ancak Kürt kadınları artık toplumsal birliğin sağlanmasının gelenekleri sorgulmadan geçtiğini çok iyi biliyor. Bu geleneklerin recm, sünnet, berdel, başlık parası, şiddet gibi olguları beslediğinin farkında. Yine aynı gelenekler erkeğin ve kadının cinsiyetçi statülerini derinleştiriyor. Ve aslında bu geleneklerin Kürt orijinli gelenekler olmadığının da bilincinde artık.
Kürt kadınları yüzyıllardır kendi yaşamından feragat ederek toplumu koruma çabasının yeterli olmadığını, esasta kadının yaşadığı sorunların aşılmasıyla demokratik bir toplumun gelişeceğini daha iyi görüyor.    
İşte Ulusal Kadın Konferanslarının ortak mücadele zeminlerini geliştirmesi bu nedenlerle daha uzun vadeli sonuçları doğuracaktır. Ve bu nedenlerden ötürü önemlidir. Yine Kürt halkının uzun yıllardır özlemini çektiği ve aslında konjektürel gelişmelerin olmazsa olmaz düzeyinde dayattığı ulusal birlik çalışması açısından da Ulusal Kadın Konferansı önemli gelişmeleri açığa çıkaracaktır-ki Kürtlerin genel beklentisi de bu yönlüdür.
Konferansın diğer önemli sonuçlarından biri de adım adım gelişen kadın ortaklaşmasının sadece Kürt kadınları açısından değil, aynı coğrafya’da ve aynı sorunlarla karşı karşıya kalan Arap, Fars, Süryani, Türk kadınlarının mücadelerini güçlendirecektir. Ortadoğu’nun erkek egemen zihniyetçe dizayn edilmek istendiği bir dönemde Ortadoğu’lu kadınların demokrasi mücadelesi büyük önem taşıyor.
Kısacası; Kürt kadınları yarım kalmış yanlarını tamamlayarak, günümüzün sosyal, siyasal dokusunun demokratikleşme mücadelesinde önemli bir adım daha atmış oldu.